SESİM BENİM HAYATIM

İçinizi kıpır kıpır yapan, hareketli parçalarla dolu bir remix albüm hazırlayan Burcu Güneş, müzik piyasasında uzun süredir kendisinden beklenen farklı formatları bu albümünde başarıyla uyguladı.

Magazin

SESİM BENİM HAYATIM Remix parçalar, şarkıların sözlerini, duygusunu ve elbette müzikal altyapısını değiştiriyor. Bu değişiklik, müzik piyasasının bulunduğu zor şartlarda pek alışık olduğumuz bir durum değil. Ancak Güneş, müzik sektöründeki aksiliklerden etkilenmemeyi başarmış. Onun bulduğu formül, küsmek yerine daha çok üretmek ve farklı formatlar denemek. Sonuç ise gerçekten dinlemeye değer bir albüm. Yeni albümü vesilesiyle bir araya geldiğimiz Güneş ile çocukluğu, müzikal çalışmaları ve ilgi duyduğu spritüel konulardan konuştuk.

Burcu Güneş on the Club projesi nasıl oluştu?

Albüm, geçen yazın sonuna doğru bitmişti. Kış ortasında remix albümü çıkarmayı tercih etmedim. Bu nedenle bekledik. Proje, Kaan Gökman'dan geldi. Onun yakın arkadaşları da işin içine girdi. Projeyi üç arkadaş bitirmiş oldular. Dinleyici olarak ‘bir sanatçının remix albümü çıkmış gidip alayım’ gibi bir düşüncem olmadı hiç. Ama bunu dinleyen ve seven bir dinleyici var. Bir şarkı, kulüpte çaldığında 'ne güzel' diyenler, normal versiyonlarında şarkıyı keşfedememiş insanlar var. Bu düşünceyle hazırladık bu albümü.

Kulüplerde DJ'ler zaten bir şarkıyı alıp üzerinde oynayabiliyorlar. Şarkıların remix versiyonları aslında onların da işlerini hafifletiyor gibi...

Doğru. Suat Ateşdağlı remix şarkılar yapmam konusunda bana fikirlerini söylemişti. Müzikal anlamda bir sınırlamam yok. Bu benim hayran kitlemi daha da genişletir diye düşünüyorum. Pop müzik belli tarzı olan, kalıplar içerisinde yapılan bir tür değil. Son zamanlarda elektronik müziğin de dünyada talep görmesi üzerine bu tarz şeyler yapılabilir. Eğlenceye yönelik, elektronik altyapıyla bir şeyler hazırlanabilir.

Tepkiler nasıl?

Çok güzel… Bu albümü beklentisiz yaptım. CD satışları eskisi gibi değil. Bir geçiş dönemi yaşıyoruz. Kasım için bir ara proje var. Bir de önümüzdeki yaza yeni bir albüm. Sektörün durumu bazılarımızı kızıştırdı, özellikle beni. Daha fazla üretiyorum. Yeni şekillerde kendimi deneyimlemek için farklı soundlar deniyoruz. İşler kötüye gidiyormuş gibi gözükse de benim gibi üreten insanları daha da çalışmaya teşvik ediyor.

İlk günden bugüne müziğinizde yenilikler göze çarpıyor. Mesela Ceza ile bir parçada düet yaptınız, çok beğenildi. Müzik piyasasında kendinizi nerede görüyorsunuz?

İlk albümden bugüne çok fark var. Daha iyisi var diye defalarca okuduğum, kendimi beğenmediğim dönemler oldu ama hayat aslında bunlardan daha basit. Bunu görmeye başlıyorsunuz. Eskiden sözler yazardım, beğenmezdim. Aysel'e (Gürel) giderdim. ‘Ay Şahit’ döneminde Sezen Aksu'ya da gittim. Güzel diyorlardı ama içime sinmiyordu. Bakıyorum aslında güzelmiş. İki, üç yıldır bunları bıraktım. Kendimi seviyorum, yaptıklarımla barıştım.

Sesinizde ne gibi farklılıklar oldu?

Sesim farklı ses renklerine girebiliyor. Kalın tonda erkek sesi de, soprano da çıkabiliyor. Çocukluktan beri doğada yaptığım taklitlerinden de etkilenerek duyduğum sesi rahatlıkla çıkarabiliyorum. Ritmik şarkılarda sesimi kullanabiliyorum. Artık farklı tonlar ve değişik mikrofonlar deneyeceğim.

Peki, sesinizin güzel olduğunu ilk ne zaman keşfettiniz?

Sesimden etkilendiğim zaman ilkokuldaydım. Babam müzisyendi ve evde bir müzik tesisatı vardı. Onunla oynardım, bu alet sayesinde sesimle de oynayabiliyordum. Sesimi beğenirdim. Ama sonraları hiç beğenmedim. Caz şarkıları söylüyordum ve caz şarkıcılarının sesi hep kalındı. Benim de 12 yaşında olduğum için doğal olarak ince çıkıyordu. Sonra ses oturdu. Ses çalıştırmış olmamın yararı oldu, 4 oktavlara kadar çıkabiliyorum. Sesim benim hayatım o yüzden ona da iyi bakıyorum. Yaşam tarzı olarak kendine iyi bakan, sağlıklı yaşayan biriyim. Nefes çalışmaları yapıyorum.

Yani müziğe ilgi aslında bir oyun gibi başladı öyle mi? Baba müzisyen, evde müzik aletleri var ve bu da ilginizi çekti...

Şarkıcı olmayı hayal etmeye 3- 4 yaşlarında başladım. Babam sahnede çalarken izlediğim solistleri örnek alıp kendimi hep solist olarak düşünüyordum.

Babanız gitarist miydi?

Aslında gitaristti ama arada şarkı da söylüyordu ve çok güzel söylüyordu.

12 yaşında ilk bestenizi yaptığınıza göre demek ki yetenek de varmış...

Edebiyatı sevmem ve belki de en önemlisi anne baba ayrılığı neden olmuş olabilir. Anneye özlem ve ona bir şeyler yazmak isteği beni yazmaya itti. Onu özleyince duygularımı bir şekilde yazmak isterdim. Aynada bazen kendimle konuşurdum. Babam anlamasın diye dikkat ederdim. Evde kendimi ifade edemediğim için şiir yazma, günlük tutma gibi kendimle sohbet etme yanlarım açıldı. Yazma hissim böyle gelişti.

Spirütüel konulara da ilginiz olduğunu biliyoruz. Bu konularla nasıl tanıştınız?

Hayvanlara ve doğaya ilgimden, reiki öğrendim. Köpeğim ölmüştü ve acım vardı. O dönem bir arkadaşım kitap hediye etti. Kitap beni biraz sarstı ve bu şekilde başladı. Biliyorsunuz, yeni bir çağa giriyoruz. Din ve ayrılık çağından bilgi ve altın çağına giriyoruz. Enerji seviyesi yükseliyor. Kendim derinde değişmeye niyet ettiğimde, bendeki değişikliği başka insanlarda görüyorum. Bu müthiş bir şey. Yunusların dillerini keşfedecekmişiz bir süre sonra. Onlar bize bir şey anlatacaklarmış. Bu çağı çok merak ediyorum. Her gün kalktığımda bir niyet ederim. Dışarıdaki egoyu inceltiyorum. Çünkü o bizim giydiğimiz bir giysi.
-------------------------------------------------------------------------------
ARTIK KALBİMİ BÜYÜTÜYORUM

MüzİsyenLER pek göstermeseler de ruh halleri inişli çıkışlı olabiliyor. Benim için zordu. Babamın farklı ruh hallerini gördüm. Annem gittikten sonra onun rolünü de üzerime aldım. Dedem hastaydı, ona baktım. Çocukluğum çocuk gibi geçmedi. Kendimle kaldığımda ise hep şarkıcı olmayı hayal ederdim. Oyunlarımda herkes barışsın, anne-baba bir olsun gibi birleştirme özelliği kurmuştum. İçimde bir prenses vardı ve onu yaşatmaya çalışıyordum. Babamla sahne çalışmalarımız, derken onun yeni evliliği ile mutsuzlukları başladı. Babamın bitip tükenmek bilmeyen sorunlarıyla uğraşmaktan genç kızlığımı yaşamak için ara ara fırsatlar bulabildim. Babam vefat etti. Onu hem motive ediyor hem de hayranlık duyuyordum. Bu bende bir karmaşa yarattı. Şimdi kendi kimliğimi oturtmaya başladım. Yaşadıklarım bende mesleki başarı eşittir duygusal ayrılık gibi bir şeye sebep olmuş. Artık kendi meselelerimi çözebiliyorum. Bu yüzden kaç senedir hep işim ön planda. İnsanları çok sevme ve terk edilme korkusu yaşıyordum. Ama şimdi ‘sevebilirsin; o gidebilir ama sen yine insanları sevmeye devam edebilirsin’ gibi bir farkındalık geliştirdim. Artık kalbimi büyütüyorum.
Akşam
YASAL UYARI: İçeriğin kopyalanması yasaktır. İçerik, sadece gecce’ye link verilerek kullanılabilir.Bunun dışında kopyalayanlar hakkında kanuni işlem yapılacaktır.

Bunlarda ilginizi çekebilir: