Sevim Emre: Ben Orhan'ın dergahında piştim

Sevim Emre, Sabah gazetesinden Necla Bayraktar'a röportaj verdi..

Magazin

Sevim Emre: Ben Orhan'ın dergahında piştim İşte o röportaj...

Bir albüm çıkarma hazırlığında olan Sevim Emre bu kararıyla herkesi şaşırttı. Orhan Gencebay'ın 40 yıllık hayat arkadaşının amacı sahnelere geri dönmek değil, sevenlerine bir anı bırakmak

Sevim Emre, Orhan Gencebay'ın 40 yıllık yol arkadaşı. Aşkı uğruna henüz çıkmakta olduğu şöhret basamaklarını gözü kapalı terk etmiş, tabir uygunsa evinin hanımı olmuş. Her daim Orhan Gencebay'ın yanında, hep el eleler... Bugüne kadar Orhan Gencebay'ın sanatını konuştuk. Sevim Emre ise en çok Orhan Babamızın büyük sevdasıydı... Ama şimdilerde Sevim Hanım başka türlü bir tatlı telaş yaşıyor. Kısa bir süre sonra onun da bir albümü olacak. Herkesi şaşırttı bu karar. Sevim Emre bu çalışmayı, sevenlerine, torunlarına kalacak bir 'anı' albümü olarak tarif ediyor. Yoksa amacı yıllar önce bıraktığı sahnelere geri dönmek değil. Emre albümünü ve 40 yıllık sevdasını anlattı...

- Nereden çıktı bu albüm işi, herkes şaşkın?
- Benim yıllara dayanan bir müzik eğitimim var. Orhan Bey'le tanıştığımız zaman da eğitim alıyordum. Çok küçük yaşlarda başladım müzik eğitimine. Güzel sanatlar akademisinde okudum. Türk Sanat Müziği eğitimi gördüm. Büyük üstatlardan ders aldım. Sonra Orhan Bey bana "Bir evde iki sanatçı olmaz" deyince vazgeçtim bu işlerden.

- Kimlerden ders aldınız?
- Cevdet Kozanoğlu, Saffet Gündeğer, Metin Bükey... Çok hocadan ders aldım. Bugüne kadar hiçbir şey yapmadım. Bir anı albümü yapmak istedim. Çocuklarımıza, torunlarımıza... Ses kaybolmuyor, kalıcı bir şey.

ALLAH ORHAN BEY'İ BANA NASİP ETTİ
- İçinizde ukde mi kaldı?
- Yok ukde kalmadı. Sordum Orhan Bey'e, "Olur" dedi. Yıllar önce de bana çok teklif yapılmıştı. Ama Orhan'ın böyle bir yandan, durgun bir bakışı vardır, onu gördüm gözlerinde ve "Hayır" dedim. O bakış o imzaları attırmadı bana. Fakat bu projeye "Tamam" dedi. Onun rızası olunca da yapmaya karar verdim. Altı parça olacak. Birinde Orhan Bey bir şiir okuyacak. Üç parça hiç duyulmamış bir hanımdan. O geldi, beni buldu. İkisi Orhan Bey'den, bir tane de ya Sezen Hanım'dan (Aksu) ya da Serdar'dan (Ortaç) olacak.

- Yaklaşık 40 yıldır birliktesiniz. Orhan Bey'le tanışmanızı anlatsanıza biraz?
- Orhan Bey'i tanıdığım zaman 16 yaşımdaydım. "Orhan Abi" diyordum ve çok seviyordum onu. Ama zamanın farklı bir akışı var, insanı çok değiştiriyor. Zaman içinde sevgiler şekil ve yön değiştirebiliyor.

- Ne zaman değişti o şekil?
- Tanıştıktan birkaç sene sonra... Şöyle söyleyeyim: İnsanları, onun bakış açısıyla gördüğüm zaman daha çok sevdim. Çünkü çocuk ruhum vardı, şekillenmemiş duygularım vardı. Ben onun dergahında büyüdüm diyorum. Çünkü gerçekten olgunlaşmak başka türlü bir şey. Bir hiçlik mertebesi var insanlar için. Maalesef insanımız bir fani olduğunun farkında değil. Ben bir insanı tanımadan da seviyorum. Çünkü o da Tanrı'dan bir parça, hepimiz gibi. Yaradılanı seviyorum yaradandan ötürü. Zaten sevgiyle, gönül gözüyle baktığınız zaman farklı bakıyorsunuz insana, hayvana, çiçeğe... Ben çiçeği koparırken korkarım canı yanar, onun da kalbi var diye. Biraz bedenin, ruhun olgunlaşması gerekiyor. Ruhumuzu arındırmalı; hırslardan, bencilliklerden uzaklaştığımızda gerçek kişiliğimiz ortaya çıkıyor. Allah hiç kimseyi kötü yaratmaz ki. Ve ne mutlu bana ki Allah Orhan Bey'i bana nasip etti. Eşim olduğu için söylemiyorum ama Orhan Gencebay çok farklı biri. O Türkiye'nin Orhan Gencebay'ı. Bir gün bir tek hayranına "Öf" dediğini bilmem.

AKILLI KADIN ERKEĞİN SİGORTASIDIR
- İlk karşılaşmanız nasıl oldu?
- Bir arkadaş meclisinde tanıştık. Daha önce resimlerimi görmüş. Bu nasıl bir güzellik demiş. O da bana karşı çok sevgi doluydu. Sonra bir gün beni sinemaya götürdü. Love Story filmi oynuyordu. Yüce rabbim, garip bir şey, duygularımız bir anda değişti. Filmdeki duygusal bir sahnede ben ona baktım, o da döndü bana baktı ve bir anda bir şey oldu. Bir şey çaktı. Orada değişti dünyalar. Garip bir şey oldu, bakışlar değişti falan...

- Peki 'Orhan Abi'den Orhan'a nasıl döndünüz Sevim Hanım?
- Dönülüyor yaaa (Gülüyor)...

- Orhan Bey'le tanıştığınızda sinema sektörüne girmiştiniz değil mi?
- Evet iki, üç filmde oynamıştım. Ama çok sevmedim sinemayı. Sahneye hazırlanmıştım, sesim çok güzeldir. Annemin de sesi güzeldi. Rahmetli çok istiyordu bu sesimle bir şeyler başarmamı. Çok kısa bir süre assolistlik yaptım.

- Başarıya yakınken, nasıl döndünüz oradan?
- O kadar çok seviyorum, öyle güçlü bir aşk duyuyorum ki... Bir tarafta da çok büyük bir emek vermişim. Bana "İstersen senin dostun, ağabeyin, her şeyin olurum, sana destek olurum böyle bir şeyi istiyorsan. Ama eğer benim sevgilim, benim hayatımın kadını olacaksan, bir eve bir sanatçı yeter. Yoksa bizi yıpratırlar" dedi. Doğru da söyledi. Öyle olurdu... Bizi üzerlerdi... Arada güven dahi olsa böyle olurdu. Bir erkek bir kadının gücüdür. Kadın da erkeğin gücüdür. Kişilikli bir kadın bir erkeğin hayat sigortasıdır.

SEVİM BANA SAHİP ÇIKIYORDU, DOSTLUK GÖSTERİYORDU
- Sevim Hanım'la tanıştığınızda çok güzelmiş.
- Öyleydi. "Aya mı güneşe mi bakıyorum, bu ne güzellik?" demiştim. Gerçekten çok etkilenmiştim.

- Hiç kıskanmaz mıydınız bu kadar güzel bir kadını?
- Biz başta dosttuk. Benim son derece zor zamanlarımda bir dost olarak bana çok yardımcı oldu. Sahip çıkıyordu, o sıralarda demek ki ihtiyacım vardı çok... Tabii ki çok beğeniyordum ama hiç başka gözle bakmıyordum. Kendiliğinden oluştu. Ama hep çok uyumluyduk. Dost olarak birbirimizi kollardık. Ben ona, o bana laf söyletmezdi . Dostluk zamanla farklılaştı.

- Sevim Hanım'dan çekinir misiniz?
- Onun kırılacağı bir şeyi yapmam. Ben gönül kırmaktan son derece rahatsız olurum. Çünkü gönül kırdığım zaman bana göre, yüzüm gülmez işim rast gitmez. Kimseye tepeden bakmadığım gibi, kötü söz söylemem de mümkün değil. Benim böyle bir yapım var. Ben bir sanatçıyım, son derece de duyarlıyım. Aşktır bu gözü doymaz. Her şeyi satın alır, satın alınmaz. Aşk böyle bir şeydir. Seven kişi esirgemez. Ama veren kişi alır. Sevenlere şunu tavsiye ediyorum: Sevgi ile bakarsan yaralanırsın, bunu unutma. Seven kişinin duygusu çok yüksektir, bu nedenle yara almaya açıktır. Bunu bil, ona göre sev. Hakkını ararsan karalanırsın. Doğruyu ispatla paralanırsın. Yerlere vurduğun baş tacın olur. Geciken adalet nefret doğurur. Bir kurşun belki de amacın olur. Neyi savunduk ki yanlışlardan başka... Biz doğruları hep gücendirdik, yanlışları savunduk.

- Çok politik bir durumu, şiir gibi anlattınız...
- Aslında siyasetten hiç anlamıyorum. Ve siyasetle uğraşmıyorum.

- Ama galiba politika size "gel" diyor?
- Katiyen, ben anlamam. Ama dünya değişiyor. Biz de bunun bir parçasıyız. Ben sanat, düşünce, felsefe alanında yapacağım şeyleri yapıyorum.

- Başbakan'ın toplantısına davet ediliyorsunuz, gittiğinizde " Orhan Baba ne yaptın?" dendi.
- Olacak şey mi bu? Ayıptır. Affedersiniz böyle düşünmelerini saygılı bir davranış olarak görmüyorum. Biz bugün Katolik kilisesine gittik, bir dostumuzu toprağa verdik. Ben dostumun davetinde, iyi kötü gününde yanında olmayacak mıyım? Daha evvel Alevi cemaati çağırdı, gittim çok sevdiğim insanlar vardı, çok mutlu oldum. Vizyon Toplantısı'na çağırdılar, 4-5 bin kişi vardı ben bir sanatçı, insan olarak gittim. Gitmeyeyim mi yani? Ayıp olur. Arkasından neler söylediler! Türkiye oradaydı. Türkiye'nin özleri oradaydı adeta. Bir davete icap etmek, nezakettir, saygıdır. Ben partili değilim ki... Ayrıca ben sayın Başbakan'ı çok eskiden tanırım. Aynı şekilde sayın Kılıçdaroğlu ya da sayın Bahçeli iftar yapsa oraya da giderim. Önemli olan ülkemizi iyi yönetmek. Kim yönetirse yönetsin. İyi yönetene teşekkür ederim.

ASLA YALNIZ BİR YERE GİTMEM
- Bu kadar ünlü, sevilen bir adamla beraberliğinizi sürdürmeyi nasıl başardınız?
- Benim başarım mı? Orhan Bey'in hayata bakışı mı, kadına duyduğu saygı mı bilmiyorum. Hep iyi bir eş olmaya çalıştım. Bir yerden sonra etle tırnak gibi oluyorsunuz. Sürekli ararım mesela Orhan Bey'i. Bypass'tan sonra daha bir düşkün oldum ona.

- Böyle ufak bir flörtünü falan yakalasaydınız?
- Yemin ediyorum hiç görmedim... Çünkü beni çok sevdi Orhan Bey. Ben onun bestelerindeki kadınım. Ben de onu çok sevdim. Hakikaten farklı bir sevda bizimkisi. Bir de kendime çok güveniyordum.

- Kıskanır mısınız?
- Ya bende o duygu pek yok. Çünkü Orhan Bey bana öyle rahatsızlık verici bir şey yaşatmadı. O bir sanatçıydı ve ben onu o şekilde sevdim. Bir erkek çok mutluysa, seviyorsa... Ben inanıyorum ki erkek o kişiyi kaybetmek istemez. Orhan benim başımı öne eğdirmedi. Ona ömrümün sonuna kadar kul köle olurum. Bir kadın olarak insanı en üzen şey aldatılmaktır. Bunu bana yaşatmadığı için kendisine minnettarım. Bakışının benim gözümden başka yere gittiğini bile görmedim. Ben kocamı, erkeğimi tanıyorum. Benim Orhanım farklı. Ben son derece zeki bir kadınım. Hiçbir zaman onu sıkmadım. Onu gönlünün adaletine bıraktım. 37 senedir, dolu dolu beraberlik. Bir gün kendi başıma tatile çıkmadı.

- Hiç ayrı kalmadınız mı?
- Hiç. Rahat edemem. Benim arkadaşlarım gidiyor. Gitmem, zevk almam ki ben. Mutlu olmam. Ya kocamla giderim ya da gitmem. Gitsem sıkılırım. Gittiğim insanlara da huzur vermem. Sarkar suratım. Gece kalkıp nefesini dinliyorum Orhan'ın. Hele bypass'tan sonra...

- Üç, beş günde mi ayrılmadınız?
- Kesinlikle, o da beni bırakmaz. Allahım ayırmasın. Ben böyle bir kadınım. Sofrayı kurarım, Orhan Bey gelmeden oturmayız. Gebersem açlıktan yemem. Bazılarına ters gelebilir. Kocamsız hiçbir şeyden zevk almam. "Kocamla gitmem" diye bir şey söylemem çünkü giderim. Bu kıskançlık değil. Ben onun yanında olmak istiyorum. Ömür çok kısa. Onunla nefes almak istiyorum! Ayyy seviyorum, aşığımmm. Bayramlarda elini öperim.

ASLAN KUZUSUDUR
- Ev hayatınız nasıl?
- Gün yetmez bana. Evde devamlı yatılı kadınım yok, istemem de. Elim ayağım tutuğu sürece kocama hizmeti ben yapmak istiyorum açıkçası. Orhan'ın her şeyiyle meşgul olurum, kıyafeti dahil, evin alışverişini de kendim yaparım. Orhan Bey kuzu gibidir, önüne ne koysam yer. Aslan kuzusu ama. Aslan burcudur. Hiç zor değildir. Peynir ekmek koyun önüne yer. Hiçbir şekilde kaprisi yoktur. Ne pişirdiysem yer.

- Orhan Bey'in siyasete bulaşmasını istemiyorsunuz sanıyorum?
- Sanat siyaset yapmaz. Orhan'ın yorulmasını istemem, yeni ve büyük bir projenin içinde. Bana canı lazım. Yorucu işlere girmesine evet karşıyım, fazla yorulmayacağı konularda tabii ki bu ülke için üzerine düşeni görevi yapacak.

ORHAN'IN EVLADI CANI, BENİM DE CANIM
- Çocuklardan çok içten bahsediyorsunuz, Altan derken ağzınızdan bir Altan daha düşüyor.
- Gökhan, Orhan'la benim çocuğum. Altan, Orhan Bey'in ilk eşinden olan oğlumuz. Efe de Altan'ın oğlu. Çok iyi anlaşırız Altan'la. Çok da severim. Dünya beyefendisi bir çocuktur. Elimizde büyüdü. Yıllar geldi geçti. Çok şahane bir torunumuz var Efe. Deliriyorum onun için. Böyle bir aşk, sevda yok. Tapıyorum ona. Biz bir çekirdek aileyiz. Çocuklarımız pırlanta gibiler. Gökhan da iki üniversite bitirdi. Çocuklarımı hiç ayırmam. Allah iyi yazılar yazsın. Orhan Bey çocuklarına bir fiske vurmamıştır. Bakışıyla anlatır onlara her şeyi.

- Nasıl yoluna koydunuz bu ilişkileri, zorluk yaşadınız mı? Nasıl başardınız Altan'ın gönlüne girmeyi?
- Valla biz güzel bir aileyiz. Birbirimizi çok severiz. Her şeyin temeli sevgi, saygı ve hoşgörü.. Orhan'ın canı benim de canımdır.
YASAL UYARI: İçeriğin kopyalanması yasaktır. İçerik, sadece gecce’ye link verilerek kullanılabilir.Bunun dışında kopyalayanlar hakkında kanuni işlem yapılacaktır.

Bunlarda ilginizi çekebilir: