Tem Sanat Ömer Kaleşi ile 32. yılına giriyor

Ömer Kaleşi ve Tem Sanat, sanatta sanatçı - galerici işbirliğini 32. seneye taşıyor!

Kültür-Sanat

Tem Sanat Ömer Kaleşi ile 32. yılına giriyor Tem Sanat Galerisi 18 Ocak 1986’da “Paris’te Türk Sanatçıları” sergisiyle henüz galerilerin parmakla gösterildiği bir ortamda sanat tutkusuyla sanatı sevdirmek ve sanatçıya destek olmayı hedefleyerek kuruldu. Bu ilk sergimizde yer alan bir çok değerli sanatçımızın arasında Paris’te yaşayan Ömer Kaleşi de bulunuyordu. Bazı güzel tesadüflerle sergimize son dakikalarda katılabilmişti. O birliktelik, ilki aynı yılın Kasım ayında olmak üzere, on altıncısı da 18 Ocak - 4 Mart 2017 arası şimdiki kişisel sergisiyle devam ediyor.Tem Sanat, Kaleşi üzerine beş de kapsamlı kitap yayınlamıştır. Ayrıca, sanatçı Tem’in organizasyonu sayısız yurtiçi ve yurtdışı karma sergilere katılmış ve ilgili yayın ve kitaplarda yer almıştır.


Ömer Kaleşi sanat ve resimle ilk olarak 1955’te Üsküp’te Davut Paşa Hamam’ındaki Henry Moore sergisinde tanışmıştı. Çok etkilenen Kaleşi, ailece Türkiye’ye göç etti ve ressam olma hayalini Türkiye’de İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi’nde gerçekleştirdi. 1965’de mezuniyetinden bu yana elli sene geçti. Sanatçı o heyecanını hiç kaybetmeyerek yıllar boyu üretti, Türkiye’de ve dünyanın bir çok ülkesinde önemli mekanlarda kişisel ve grup sergileri yaptı.


Son yayınlanan Fransız yazar Gil Jouanard tarafından yazılan ve Kaya Özsezgin tarafından dilimize çevrilen “Ömer Kaleşi – Canlı Doğa Resimleri” kitabı da yayın hayatına girmiş bulunuyor. Bu kitapta sanatçının yıllardır spatülle boyadığı başlarla meyvelerden oluşan ölü doğa resimlerinin ilişkisi irdeleniyor.


Burada, Ömer’in sesine kulak verelim; diyor ki, “Güzel Sanatlar dönemimden beri başları resmediyorum. Yüzlerce baş. Neden, bilmiyorum. Başlar benim işim gücüm, hep de öyle olacak. Tüm yaşamım, tüm resim sanatım başlar üzerine kuruludur. Başın bedenden önce geldiğini, onu yönettiğini, dilediği yere yönlendirdiğini, bedene komut verdiğini düşünüyorum. Başı yaparken, insanı yapıyorum. Beden gerekli değil, o hiçbir şeye karar vermez. Her şeyi “baş”ın içinde görürüz; baş yeterlidir. Gerekliliği kalmamış bir bedene ihtiyaç yoktur.” Sanatçıya göre, bazı başlar direnirler; o zaman, tuvalin üzerinde meyvelerden oluşan natürmortlar veya satıcı çocuklarla elmalar oluşur. Fırça yerine hep spatülle çalışan Kaleşi, tuval üzerine yaydığı boyayı, çizgiye gerek görmeden içten dışa genişleyerek soyut bir doku ile figürsel öğeleri bütünleştiren kendine özgü bir yöntem uygular.

Bunlarda ilginizi çekebilir: