Yazarlıkta yaş değil, yaşanmışlık sınırı var!

Edebiyat dünyasında ilk kitabı Ruski ile adım atan Nevzat Şanal, tüm çıplaklığıyla yazdığı ve yarattığı şiddet ve suçla örülü hikayesiyle tüm dikkatlerini üzerine çekmeyi başardı. Sinema eğitimi alan Şanal ilk kitabını uzun bir gözlem ve araştırma sonucu tanıdığı kadınların hikayesinden yola çıkarak yazdığını anlatıyor.

Kültür-Sanat

Yazarlıkta yaş değil, yaşanmışlık sınırı var! Kitabında yer alan kişileri ve mekanları, “İşlenen bir suç karşısında vicdanınızda oluşması gereken rahatsızlığı hissetmeniz için” yarattım diyen Nevzat Şanal, kitabında toplumlar arası şiddet farklarının neler olduğunu da gözler önüne seriyor. Şiddet konusunu uzun süreden beri incelediğini ve bu konuya çok fazla kafa yorduğunu anlatan genç yazar; “Maruz kalınan bir şiddeti bir Arap ve bir Rus kadınının algılama şekli çok farklı.

Ruski’de bunun birkaç çarpıcı örneği var. Ama yaptığım tüm araştırma ve gözlemin sonucunda şunu söyleyebilirim ki şiddet ne kadar basitse o kadar acıtıcı oluyor. Kitap da zaten bunun peşinde” diyor.

Sizi Ruski ile tanıdık ama aslında sizin hikayeniz nerde nasıl başladı ve ne şekilde devam ediyor?

Ben 94 yılında Ankara’da doğdum. Daha sonra sinema eğitimi için İstanbul’a geldim. Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar’dan mezun oldum. Şimdi de hem medya hem edebiyat alanında çalışıyorum.

İlk kitabınız neden Ruski ve neden bu hikaye?
Bu kitap aslında başlı başına bir hikaye kitabı değil yani baştan sona kurmaca bir kitap değil. Kitapta anlatılan 4 kadın da kanlı canlı yaşayan insanlar. Onlarla zaman geçirdikçe ve onları tanıdıkça hayatlarından çok etkilendim. Birbirimizin hayatlarındayken onları yazma gibi bir düşüncem hiç olmamıştı ama görüşmedikçe, haber alamadıkça onların hikayelerini devam ettirme ihtiyacı hissettim ve bu kitap ortaya çıktı.

Ruski nasıl bir katap ve okuyanlar bu kitaptan kendilerine nasıl bir ders veya anlam çıkarmalı?

Tek bir kelimeyle anlatacak olsaydım suç derdim. Kitaptaki mekanlar, insanlar, olaylar hepsi okuyucu da bilerek rahatsızlık vermek için yaratıldı. İşlenen bir suç karşısında vicdanınızda oluşması gereken rahatsızlığı hissetmeniz için. Çünkü işlenen tüm suçlara siz de ortaksınız. Okuyucuların ne anlam çıkartacağını kestiremiyorum. Herkes için farklı bir anlamı olacaktır elbette. Ne anlam çıkartacaklarından çok ne hissedeceklerini merak ediyorum aslında. “Raymond Radiguet ve Arthur Rimbaud en ünlü kitaplarını yazdıklarında 20’li yaşlarındaydı”

Genç bir yazar olarak ilk kitabınız ama aynı zamanda kitap içerdiği anlam ve olay örgüleriyle de bir hayli derin… Bu yaşta bu kadar derin ve anlamlı yazabilmek neyin sonucu?

Kitabın olay örgüsünü birbirine katmak çok eğlenceliydi. Bir hikayedeki ana karakter, diğer bir hikayenin figüranı olarak karşımıza çıkabiliyor. Kitapta böyle bir şeyi yapmak istedim çünkü hayat da aslında tıpkı böyle. Ben şu an kendi hayatımın başrolündeyim ama aslında sizin hikayenizde yalnızca bir figüranım. Buradan çıkıp gittikten sonra sizin hikayeniz için bir önemim yok ama aslında bir başka hikaye için en önemli karakter de benim. Bu aslında hayatın ta kendisinin derinliği, Ruski’ye de bir parça yansıdıysa ne mutlu.

Yazarlıkta yaş ve tecrübenin gerekliliğine inanır mısınız yoksa “Hayal dünyası yaşsızdır” diyenlerden misiniz?

Böyle bir yaş olduğunu düşünmüyorum. Raymond Radiguet en ünlü romanını 20 yaşında yazdı. Arthur Rimbaud, Sarhoş Gemi’yi yazdığında yirmisinde bile yoktu. Yazarlıkta bir yaş sınırının olmadığını ama yaşanmışlık sınırının olduğunudüşünüyorum.

Romanda aslında başlı başına bir sosyolojik inceleme konusu olan toplumlar arası şiddet davranışlarını da ele alıyorsunuz ve bunu çarpıcı bir gerçekçilikle okuyucuyu da içine dahil ediyorsunuz… Farklı toplumların şiddet biçimleri üzerine ne gibi gözleminiz, araştırmanız oldu da bu kadar çarpıcı bir anlatımla kitabınızda sunabildiniz?

Bu konuyu çok uzun süredir kafama takıyorum. Şiddeti en temelde ikiye ayırıyoruz. Fiziksel şiddet ve psikolojik şiddet olarak. Fiziksel şiddet tüm toplumlarda aynı, birisi size vurursa canınız acır ama psikolojik şiddet toplumlar arasında farklılıklar gösteriyor. Yaşadığım coğrafya ve hayat dolayısıyla Türkleri, Rusları ve Arapları gözlemleyebildim. Bu üç toplum arasında bile şiddet çok farklı algılanıyor. Maruz kalınan bir şiddeti bir Arap ve bir Rus kadınının algılama şekli çok farklı. Ruski’de bunun birkaç çarpıcı örneği var. Ama yaptığım tüm araştırma ve gözlemin sonucunda şunu söyleyebilirim ki şiddet ne kadar basitse o kadar acıtıcı oluyor. Kitap da zaten bunun peşinde.

“Türk edebiyatında gerçekliği olan kadın karakterler yok”

Suç ve şiddet yazdıklarınızın başrolünde hep olacak mı? Bu gezegen suç ve şiddet üzerine kurulu bir gezegen. Benim var olduğum süre içinde - hiç sanmıyorum ama- başka temeller üzerine kurulu bir gezegen yaratırsak ben de kitaplarımı başka temeller üzerine oturturum.

Özellikle hangi konuları yazmak gibi bir derdiniz var?

Bu kitaptaki gibi Türk okuyucularının çok da aşina olmadığı karakterleri ve olayları yazmak istiyorum. Milyonlarca doları yandıktan sonra tek düşündüğü şey hamburgerinin sosu olan karakterler gibi. Türk edebiyatında üzerine iyi düşünülmüş, kartondan değil de bir gerçekliği olan kadın karakterler pek yok. Bizim edebiyatımız çoğunlukla erkek hikayeleri üzerine kurulu. Ruski’de olduğu gibi bundan sonra yazacaklarımda da bu eksiğe yönelik yazmak isterim.

Kim gibi bir yazar olmak istersiniz? Hangi yazarları kendinize daha yakın buluyorsunuz ya da kimlerden besleniyor ve mentör olarak kabul ediyorsunuz?

Birisi gibi olma hedefim yok. Ama sevdiğim çok sanatçı var. Marquis de Sade, Irvıne Welsh, Albert Camus, Hakan Günday, Ömer Seyfettin… Sadece edebiyattan beslenmiyorum aslında. Edebiyat kadar diğer sinema da hayatımın içinde. Stanley Kubrick, Gaspar Noe, Quentin Tarantino…

“Sinema filmi yapacağıma eminim”

Peki hikayeleriniz hep kitaplarınızla mı hayat bulacak. Başka planlarınız var mı?

Hikayelerimin sinemada da olmasını çok isterim elbette. Eğitimini aldığım asıl sanat dalı sinema. Ama bir hikayenin beyaz perdede olabilmesi için bir yazardan daha fazlasına ihtiyacı var. İleride bu ihtimallerin birbirine denk düşeceğine ve bir sinema filmi yapacağıma eminim.

Sonraki hikayaleriniz ne zaman okurlarla buluşacak, neler yapmak var planlarınız arasında?

İkinci kitap için daha zamana ihtiyacım olduğunu düşünüyorum. Başka bir kitabı yayınlamadan önce Ruski’nin biraz neleri başaracağını görmek istiyorum. Türk edebiyatının bana ve Ruski’ye nasıl tepki vereceğini merak ediyorum. Ruski’nin İngilizce ve Almanca yayınlanması gibi bir hayalim de var. Her şey istediğim gibi ilerlerse ikinci kitabımı da okuyucuyla buluşturmak işin en keyifli ve en kolay kısmı olur.
YASAL UYARI: İçeriğin kopyalanması yasaktır. İçerik, sadece gecce’ye link verilerek kullanılabilir.Bunun dışında kopyalayanlar hakkında kanuni işlem yapılacaktır.

Bunlarda ilginizi çekebilir: