Baharın tadını bu mekanlarda çıkarın..

Şehrin bu halini çok seviyorum! Gözlerimizi her sabah daha da ışıltılı günlere açtığımız mevsim sonunda geldi. Artık evde oturmak yok. Bol bol gezeceğiz.. Açan çiçeklerin rengini keşfetmeye çıkmanızı öneririm; hayatın güzellikleri o renklerde gizlenmiş durumda. Yeni bir mevsimle birlikte yeni kararlar al mesela.. Baharla birlikte sende yenilen.. Seninde umutların ve hayallerin yeniden tomurcuklansın.. Her anında sende parla, içini ısıtan güneş misali. O zaman ne diyoruz; geldi bahar ayları gevşesin gönül yayları..

ART OF FOOD

Şehir bahara bomba gibi bir giriş yapıyor. Yenilenen menüler, terasa yayılanlar, bahçeye uzananlar, denizin kenarına geçenler, şehre tepeden bakanlar.. Her detay artık çok daha renkli olmaya başladı. Günün doğmasıyla birlikte başlıyor şehrin mekanlarında hayat.. Kahvaltısı, alışveriş kaçamağı, öğle yemekleri, akşam ziyafetleri, keyfi yerine getiren ritimleri, geceyi ateşleyen kokteylleri.. Kısacası her anıyla artık mekanlarda da gönül yayları gevşemiş adeta. Peki benim son zamanlarda en çok gözümü çarpan mekanlar hangileri?

Güne başlamak için ideal..


Kebapçı anlayışını baştan sona değiştiren ve Yeniköy’de açtığı şubesiyle şık kebaba imzasını atan Kaşıbeyaz, kahvaltı sofralarında da iddiasını konuşturuyor. Yeniköy’e yolunuz düştüyse onu görmemenize imkan yok. Semtin en dikkat çekici, full ihtişamlı mekanıdır Kaşıbeyaz. Nisan yağmurları nedeniyle henüz tam olarak açılmamış ama, bir terası vardır ki, keyfini anlat anlat bitiremem. Bir nevi Yeniköy’ün Boğaz üssü; alabildiğince huzur, gözünün gördüğü son noktaya kadar dinginlik ve tabii ki damaklardan silinmeyecek kadar lezzet dolu.. Gaziantep yöresinin en özel lezzetleri yıllardır Kaşıbeyaz mutfağından çıkar; kebabının lezzetini bilmeyen yoktur, baklavası tüm şehri kendinden geçirir. Kebap ününün yanı sıra birde Yeniköy şubesinden keyifleri sofrana serecek bir kahvaltı var.

Katmer katmer kahvaltı!


Güneşli bir İstanbul sabahında çevirdim rotamı Yeniköy’e. Boğaz’ın hırçınlığından eser yok o sabah; yürüyüş yapanlar ritimlerini tutturmuşlar, kısmeti denizden bekleyenler yavaş yavaş hazırlıklarını tamamlamışlar, havanın tadını çıkarmak için gezi programlarını erkenden başlayanlar ise oldukça keyifli.. Boğaz’ın huzurunun tam karşısında beni bekleyen Kaşıbeyaz’a atıyorum ilk adımımı. İhtişam da ne kelime.. Bambaşka bir dünya burası; şık ve zarif bir Kaşıbeyaz dünyası. Boğaz’a nazır masalardan birine oturuyorum. Tüm ekibiyle son derece enerjisi yüksek bir Kaşıbeyaz var karşımda. Bir mekandan beklentilerinizin gerçekten çok üstüne çıkıyor. E buna da çok şaşırmadım çünkü Kaşıbeyaz zaten bir mekandan çok daha fazlasını ifade ediyor. Ve asıl beklenen ana geliyoruz. Serpme kahvaltımız yavaş yavaş önümüze serilmeye başlıyor. Zeytini, peyniri, domatesi, salatalığı, böreği, yumurtası, omleti.. Her şey çeşit çeşit ve taptaze. Lezzeti parmak yedirir cinsten.Reçellerine ayrıca bayılacaksın. Kısacası her şeyden önce gözün doyması gerekiyor ya, bu sofra karşısından bol bol doyuyor gözün. Sonra Kaşıbeyaz’ın sabah şekerleri teker teker çatalının ucundan mideme doğru bir yolculuğa başlıyor. Lezzeti damakta kala kala iniyor mideye. Manzaraya bakıyorsun arada kafayı çevirip, keyfi sıcacık çayından yudumlamaya başlıyorsun. Yok böyle bir keyif.. Bol kahkahalı çok sohbetli bir kahvaltı sofrasının kapanışı tabii ki Gaziantep usulü yapılıyor. İstanbul’da yiyebileceğin en lezzetli Katmer’i yiyorsun ve kahvaltıyı da böylece tatlıya bağlıyorsun.

Kahvaltı sofrası haftanın 7 günü kuruluyor.

Hafta içi 55 TL
Hafta sonu 65 TL

Yenilenen menüsüyle şimdi çok daha moda!

Bu havalar tam Masa havası! İstanbul’un ikonik hale gelen restoranı Masa’nın en keyifli sezonu sonunda başladı. Artık İstinyePark’ta çılgınlar gibi alışveriş yapıldıktan sonra, bol modalı bol temiz havalı bol şık bir kaçamağın tam mevsimi. Tabii ki Masa ekibi bu keyfi ikiye katlamayı da es geçmemiş. Menüye yaza uygun yepyeni lezzetler eklemişler. Zaten baş döndüren bir menüye sahipti Masa, hep nokta atışı lezzetler üzerine çalışılmış ve bol seçenekli bir menüydü. Şimdi ise yenilenen lezzetlerin birer birer hepsini tadımlayan biri olarak gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki; yaz Masa’da çok lezzetli geçecek.



Runway’ın yenilenen lezzetlerinde favorim Yoğurtlu Kebap

Şehir içerisinde bir çok parlayan mekanı içeriyor ama Masa’nın yeri bambaşka. İstinyePark’ın stil sahibi ruhuyla bütünleşen, herkesin bir tık daha şık olduğu, saçların çok daha parlak, kıyafetlerin çok daha havalı olduğu bir restoran burası. Hayat bir adım daha gösterişli, renkli ve çok daha görkemli.. Masa’ya girdiğin an fark edeceksin bu ışıltıyı. Havaların da güzelleşmesiyle birlikte bahçe keyfini ikiye katlayan Masa, günün her saati keyif sınırını üst noktalara çekmiş. Güneşin pırıltıları arasından gelen ılık rüzgarı tadı burada bir başka oluyor. Yer bulmak neredeyse imkansız hale gelmiş.. Bu kadar tıklım tıklım, bu kadar popüler bir mekan.. Ünlüler akın ediyor, sanat, cemiyet ve magazin camiası hep burada.. Şehirde ilklerin arasına yazdırmayı başarmış ismini; hem de altın harflerle. Ve tüm bu başarı onları asla şımarıklığa ve burnu havada olma durumlarına itmemiş. Masa’da çalışan herkes, son derece saygılı ve güler yüzlü. Bu konuda da asla sorun yaşamayacaksın. Gelelim menüye yeni eklenen lezzetlere.. Hafif seçimler yapmak isteyenler için farklı, ana yemeğin keyfini çıkarmak isteyenler için farklı seçenekler eklenmiş. Beyaz kinoalı somon gravlax salatasını kesinlikle deneyin derim! Hafif bir lezzet, kusursuz aroma ve fit bir seçenek.. Karides salatası, Izgara sebze salatası ve Den,z mahsülleri salatası da menüye yeni eklenen salata seçenekleri arasında. Farklı bir lezzet arayanlara ise önerim kesinlikle Kalamar köftesi olacak. Bir de biliyorsunuz, bu aralar ev yemekleri ve yöresel mutfaklar ağırlıkta.. Bu leziz akıma Masa’da uymuş; Etli karalahana sarması kesinlikle denenmeli. Ana yemeklerde ise tek geçebileceğim lezzet kesinlikle Yoğurtlu Kebap! Bunun dışında Kuzu Tandır’ın da ihtişamından ve lezzetinden çok etkilendiğimi söylemek isterim.


Kasap köfte ızgara, Masala baharatlı tavuk tandır, Tavuklu pizza, Tagliatelle deniz mahsülleri.. Kısacası, bu yaz Masa’da lezzetlenecek!


Ah o gemide bende olsaydım dedirten huzur Papalina’da

Havaların güzelleşmesiyle birlikte artık kapalı alanlarda duramama mevsimi de geldi. Şehrin gürültüsü yerini kuş seslerine, trafik ışıkları yerini güneşin parıltılarına bıraksın diye umutla dolduğum bir gün yolun Ataköy Marina’ya düştü. Ama o da ne! Sanki Ege sahillerinden birine vurmuş gibiydim o gün Papalina’da. Ah o gemide bende olsaydım dedirtecek bir huzur karşıladı beni. Dalıp asla çıkılamayan hayaller birbirini takip ediyor burada. Teknelerin manzarasının verdiği dinginlik, ılık rüzgarın kulağına fısıldadığı sonsuzluk ve güvenilir bir dostun omzundan bulduğun huzur.. Papalina’da yaşanan duygular o kadar naif ki, asla bitmesin istiyorsun.


Papalina sofrasında yerimi alırken huzur doluyum. Çalışanlar, kulağımı okşayan müzikler, muhteşem bir manzara, pırıl pırıl bir mekan.. Her şey olması gerektiğinden çok daha iyi burada. Durum böyle olunca lezzetlerden de beklenti yükseliyor. Sonunu baştan söyleyeyim; her lokma, her tabak, her çatal birer birer damağından silinmeyecek bir serüven.


Ot Festivali ayağına geliyor

Bembeyaz örtünün üstüne inci gibi sıralanmaya başlıyor mezeler; Ege’nin en özel otları, Nar’ın sağlıklı dokunuşu, Enginar’ın şık ve asil duruşu, Atom’un içleri yakan ateşi.. Her mezesinde apayrı bir lezzet ve büyük bir özen var. Bu kadar naif bir mekan olan Papalina, lezzetlerde de aynı naifliği göstermiş. Lezzetler öyle abartılı sunumlarla, renk cümbüşleriyle gelmiyor sofrana. Sade ve şık, tam olması gerektiği gibi. Böylelikle hem gözde yalınlığını korumuş oluyor, hem de mezenin gerçek lezzetini almanı sağlıyor. Soframa damgasını vuran iki adet farklı lezzete de değinmeden geçemem! Sıcak olarak servis edilen mezeler geliyor.. İlki yeşilliğine vurulduğum, Akdeniz ve Ege’nin en özel otlarının enfes bir harmanı olan sıcak meze tabağımız. Bu tabağın otları mevsimsel olarak değişiklik gösteriyormuş tabii ki; Cibes, Pazı, Ispanak, Radika..Bir diğer sıcak meze ise; deniz mahsülleriyle renklendirilmiş Paella..


Sofranın asıl sürpriz lezzeti ara sıcaklarda gizliymiş. Papalina’ya girdiğim andan itibaren “Mutlaka denemelisiniz.” dedikleri lezzetin adı: Levrek Tandır. İsmiyle merak uyandırmayı başarıyor, hem de tam mevsiminde! E bu kadar övgüye, bende merak etmeye başlıyor neymiş bu Levrek Tandır’ın sırrı diye. Ve masaya geliyor.. Ama ne gelmek.. Tam bir lezzet şovu sunuluyormuş bu Levrek Tandır’da. Levrek Tandır’ın kapağı açıldığı anda öncelikle kokusuyla büyülemeye başlıyor. Uzun zamandır yediğim en lezzetli balık ziyafeti olduğunu söyleyebilirim. Mevsimi geçmeden en kısa zamanda tekrar yenmesi gereken lezzetler arasına eklendi! Denemelisin..

Bunlarda ilginizi çekebilir: