Boğaz'ın aydınlatıcı gücü: Fener Lokantası

"Hayatımız, der Pitagoras, Olimpiyat oyunlarında biriken büyük kalabalığa benzer: Kimileri oyunlarda ün kazanmak için bedenlerini işletirler; kimileri para kazanmak için satılık mallar getirirler; kimileri de, en kötüleri değildir onlar, başka çıkar düşünmeden her şeyin niçin, nasıl yapıldığına bakar, kendi hayatlarını anlamak ve düzenlemek için, başkalarının hayatlarını seyrederler." Bu satırlar Hümanizm babası Montaigne'e ait; ve öyle bir yerden bahsedeceğim ki neden bu satırlarla başladığımı daha net anlayacaksınız. İşte geçtiğimiz günlerde Fener Lokantası'nın araladığımız kapısından detaylar..

ART OF FOOD


İstanbul'un ayrıcalıklı değeri Boğaz'da gizlidir; Boğaz havası aldıktan sonra anlarsınız nerede olduğunuzu, Boğaz'ın haşin akıntısını hissettikten sonra fark edersiniz burayı.. İstanbul Boğazı'na girdiğinizde anlarsınız neyin ne olduğunu.

Boğazın girişinde sizi ilk karşılayan, denizcilerin güvendikleri bir dost vardır; denizcileri hem sığ sahillerden korumakta, hem de boğaz girişine geldiklerini işaret etmektedir; Yeşilköy Deniz Feneri.

Yeşilköy Deniz Feneri, 1993 yılında eski denizcilerden Yavuz Selim Yeğenağaoğlu tarafından Fener Lokantası olarak hayat buldu. Yavuz Bey 50 yıldır Bakırköy'de yaşayan deniz tutkunu, alışkanlıklarından kolay kolay kopamayan, ileri görüşlü ve ruhuna inilince çok ince detaylar bulabileceğiniz biri.. İşinin en iyisini yapabilmek için elinden gelenin fazlasını yapan, işine saygısı sonsuz olan ve daima kalitenin, huzurun peşinden giden Yavuz Bey "Önemli olan kalıcı olabilmektir." diyor. Çok haklı! Yeryüzünde hiçbirimiz kalıcı değiliz, geldik ve bir gün geçip gideceğiz; bedenimiz sonsuz değil, ruhumuz bir gün burayı terk edecek, ismimiz geride kalanlar tarafından anıldıkça hatırlanacak; ama ürettiğimiz eserler sonsuza kadar yaşayacak. Yavuz Bey'in en büyük eseri Fener Lokantası.. Ve hatırlanmak için, geride güzel bir eser bırakmak için sonsuz bir çaba içerisinde.


Türkiye'nin ilk ISO belgeli balık lokantası..

Ağzımıza attığımız her lokma sağlığımızı etkiler, yediğimiz her şey hayat kalitemiz ile ilgilidir. Fener Lokantası üstüne düşen sorumluluğun bilincinde ve hijyene çok önem veriyorlar. En kafa karıştırıcı yeşilliklerdir, ama burada tüm yeşillikler özel sirke yardımıyla temizleniyor ve her ayrıntısı düşünülüyor. Burada sağlığınızı kötü yönde etkileyecek hiç bir ayrıntı bulmanız mümkün değil; aksine Fener'in ömür uzatıcı bir etkisi olduğunu söyleyebilir; ölümsüzlük iksiri gibi.. İksir özelliğini hijyeni kadar kullanılan malzemelere de borçlu. Zeytinyağı kendi üretimleri, sebzelerini özel olarak kendileri yetiştiriyorlar. Domates bile Çanakkale'de özel olarak yetiştiriliyor ve Fener sofralarındaki yerini alıyor.Sera ürünü tercih etmiyorlar. "Her şey zamanında güzel" derler ya, işte Fener'de her şey mevsiminde tüketiliyor. Kullandıkları yağdan, malzemeye kadar her şey ayrıcalıklı ve bunu ortaya çıkan lezzetten fark edebilmeniz mümkün.

Tarihi aydınlatan Fener..

Yürüdüğünüz yollarda, dokunduğunuz duvarlarda, her anında, her köşesinde kocaman bir tarih yatıyor buranın. Mekanın içerisi görülmeye değer bir müze kıvamında. Geniş bir Fener koleksiyonu var duvarlarda, ilginizi çekiyor tüm bu gizli tarihin delilleri.. Aynı zamanda Fener ile ilgili ne kitabı ararsanız bulmanız mevcut, Türkçe, İngilizce, Fransızca.. Fenerlerle ilgili ne arıyorsanız, burada bulabilmeniz mümkün.



"Bizim Fener"

Fener Lokantası'nın en büyük özelliği kendini sahiplendirme özelliği. Buram buram dostluk kokuyor, duvarlara anılar sinmiş. Çocukken yerlerde oyun oynayanlar, şimdi masalarında oturup kendi çocuklarının oyunlarını izliyor. Misafirleri için huzur dolu bir aile ortamı burası, her köşesi dostluk bağlarıyla örülmüş bir yer. Yavuz Bey kalıcı olan en değerli duygunun dostluk olduğunu düşünüyor, bu yüzden yaşam tarzlarından, dostluklarından ayırmadan Fener Lokantası'na hayat veriyorlar. Çağımızda bir şeyi sahiplenmek zor geliyor artık, insanlar çabuk vazgeçiyor, alışamıyor,sahiplenemiyor ve ait hissedemiyor. İşte böyle bir çağda misafirlere "Yemeğe bizim Fener'e gidelim!" dedirtmek çok büyük bir başarının kanıtıdır bence..


"Bu balık öyle de pişecek böyle de!"

Fener'in kendine has bir menüsü var; "Kendi canımızın istediğini menüye koyuyoruz. Fener'de havaya göre menü değiştiği bile oluyor, soğuksa hemen Balık Çorbası servis ediyoruz, hem de en tazesinden! Mevsimi yaşıyoruz, sofralarda mevsimin lezzetlerini yaşatıyoruz. Yediğiniz her şey havaya suya uygun." diyor Yavuz Bey. Gerçekten de menüsünün ve lezzetlerinin ayrıcalıklı hissini tadım sırasında fark ediyorum.. Enfes!





Sofraya oturduğumuzda capcanlı gözüken mezeler bizi bekliyordu,Ahtapot, Lakerde, Humus, Fava, Kabak Çiçeği Dolması.. Hepsi birbirinden lezzetli; şık ve samimi sunumlarıyla karşınızda duruyor. Van'ın Otlu Peynir'i Fener'in vazgeçilmezleri arasında yer alıyor. Her lokmada tazeliği hissetmek mümkün.



Ara sıcaklarda favorim Kalamar Tava..


Mutlaka denenmesi gereken lezzeti Fener Kavurma!

Bol sohbetli, çok kahkahalı, keyifli yemekler için.. Denize doymak, yeşille bütünleşmek için.. Hayatın telaşından bir an olsun uzaklaşmak, hırsı, rekabeti bir köşeye koyup hayatı yaşamak için..

Ve tüm bunları leziz bir sofrada gerçekleştirmek için ; Fener Lokantası..

Hayatınız değerli, onu anlamaya çalışın!

Sedef Türker

Bunlarda ilginizi çekebilir: