Kalp kırmayın, tabak kırın! Gönül koymayın

Bu yazı, sabırla bekleyenlerin ve özleyip gelenlerin şerefine… Gözü uzaklara dalanların, yollardan gözünü alamayan, gün sayanların şerefine… Bazen tek kelime yeter mesafeleri hiçe saymak için, koşar gelirsin. Bazen de aklının ucundan geçen tek bir bakış yeterlidir kalbini ısıtmaya. Duyguların yoğunlaştığı, sofraların kurulduğu, eğlenceyle harmanlanmış bir gecce düşleyin şimdi; kalbinizde özlenen, ruhunuzda mucizeleriniz ile… Her şey tamamsa, Kalamata’ya hoş geldiniz!

ART OF FOOD


Kalamata zeytininden gelen lezzet

Eğlenmek isteyene eğlence, lezzet isteyene sofralar kuran bir yer Kalamata. Tabak kırmak isteyene de açık kapısı, hüznünü içten içe yaşamak isteyene de. Sirtaki de yapabilirsiniz, göbek atmak da isteyebilirsiniz. Kalamata’nın tek bir kuralı var, o da kalp kırmamak…

Adını ve bereketini çilingir sofralarının baş tacı olan kalamata zeytininden alan, sofraları samimiyetle dolduran bir mekan. Pazar ve pazartesi hariç tüm gecceler Kosta ve Tuba eşliğinde utulmaz bir eğlence sizi bekliyor! Lezzetin ve eğlencenin tek bir elden dokunuşunu hissedebileceğiniz, dört bir yanınızı sarmalayan güzel duygularla hatırlayacağınız bir gecce… Kimi zaman hüzünlenecek, kimi zaman yerinizde duramayacaksınız.

Özlenen bu sofrada özleniyor, beklenen için kadehler burada kaldırılıyor. Önce masaya vuruluyor, sonra yudumlanıyor. Birbirinden lezzetli mezeler küçük lokmalarla yeniyor; bir çatal özleyene, bir çatal özlenene..


Akaretler’e eğlenceli bir soluk

Akaretler’in bambaşka bir eğlence büyüsü vardır. O yokuşa adım attığınız adan ruhunuzu sarmaya başlar bu büyü. Eğlencesiyle insanı kıpır kıpır yapan Akaretler yokuşundan Kalamata’ya açılan kapıdan girdiğiniz anda, doğru bir tercih yaptığınızı anlıyorsunuz. Sade, şık ve özenli bir havası var. Geniş bir mekan, ruhunuzu daraltmıyor. İstediğiniz gibi dansınızı da edebiliyorsunuz, tabağınızı da kırabiliyorsunuz. Öyle masaların iç içe geçtiği, yan masanın muhabbetine dahil olduğunuz cinsten bir yer değil Kalamata. Huzurla eğlencenizi yaşayabiliyorsunuz.


Sofrada bizi bekleyenler…


Kalamata rezervasyon sistemiyle çalışan bir mekan. Siz geldiğiniz anda sofranız zaten kurulmuş sizi bekliyor oluyor. Sofraya attığım ilk bakışın etkisinden hala kurtulamadım! Ne arasanız, en şık sunumlarıyla sofraya kurulmuş durumda. İçinde kocaman kalamata zeytini bulunan söğüş tabağı, patlıcan salatası, Girit ezmesi, fesleğenli levrek, fava, deniz börülcesi, mercimek köftesi, Ermeni pilaki, ıspanak borani, greek sebze ızgara, atom ve yeşil bakla ezmesi… Mezelerin hepsi rengarenk, capcanlı gözüküyor. Teker teker hepsinin tadına baktım ve gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki, hepsi birbirinden güzel!
Ara sıcak olarak, etli karalahana sarma, baklava hamurundan sebzeli börek ve lor peynirli sıcak patlıcan… Ana yemek tercihimi Izgara levrek filetodan yana kullandım. Meşhur balıkçıları aratmayacak bir lezzete sahip.


Tabakları kırmak için gereken enerji!

Harika ara sıcaklar ve tadına doyum olmayan mezelerden sonra sofraya mis gibi kokusuyla tatlınız geliyor. Ve karşınızda gecenin tatlısı, sıcacık Fırında Helva.


Meyvelerin dansı…

Son olarak sofraya harika bir sunumla meyveler geliyor. İnsan daha ne ister ki..


İşte özetle Kalamata…

Hem lezzet, hem eğlence.

Hem hüzün, hem tabak kırmaca.

**

Ve bir gün gelecek, özlemle geçen her günün karşılığında bir mucize bulacak bizi! O zaman anlayacağız, özleyip gelenin, sabırla bekleyenin kıymetini…

Sayılı günlerin çabuk geçmesi şerefine; hepinize şimdiden iyi eğlenceler…

Video.

Bunlarda ilginizi çekebilir: