Modernize bir gurme meyhane: Kör Agop Pera

Özel bir akşam olsun istiyorum, dostlarım, sevdiklerim, değer verdiklerim, özlediklerim, beklediklerim.. Hepsi yanımda olsun. Öyle bir yere gidelim ki, hem lezzetleriyle keyfimizi yerine getirsin hem eğlencesiyle. Yeni tatlar olsun soframızda, keyifli notalar dolaşsın çevremizde, kahkahalarımız sarsın dört bir yanımızı. Öyle bir gecce olsun ki; beklediğime değsin özleneni.. Eğlencesi de olsun, hüznü de yanımızda. Tanıdık ama bilinmedik günlere kalksın kadehler. Biz en iyisi buyuralım şu meşhur Kör Agop’a..

ART OF FOOD

Asmalı Mescit’te fark yaratan bir yer Kör Agop. İlk adımda sizi etkisi altına alıveriyor. Yağmurlu bir İstanbul akşamı yolumuz düştü Kör Agop Pera’ya. Sokak her haliyle ışıl ışıl, cıvıl cıvıl. Yağmur çamur dinlemiyor, her zaman dinamik, her zaman sofistike, hep eğlenceli. İnsanın ruhunu açıyor adeta. Kör Agop’un görkemli kapısından adım attığımız anda buranın sadece bir meyhane olmadığını anlıyoruz. Buranın bir hikayesi var, bu sofralarda herkesin bir hikayesi var. Lezzetlerin bir ruhu var, notaların bir hissi var. Kapıdan girdiğinizde sol tarafta sizi kocaman bir bar karşılıyor. Bir meyhane için gerçekten çok havalı.. Tavanından tabanına, barından masalarına oldukça şık bir mekan yaratmışlar. Küçücük bir sahnesi var, burada iki gitar ve bir perkisyon ile akşamları harikalar yaratılıyor; Çarşamba, Cuma ve Cumartesi…

Her adımda kocaman bir emek gizlendiğini hissetmeye başlıyoruz. Anılarla, özenle ve emekle çevrelenmiş bir mekan duruyor karşımızda. Sofraya merakla oturuyoruz. Masaya gelecekleri şefimize bırakıyoruz. Yunan, Ege, Akdeniz ve Türk lezzetlerini harmanladıklarını söylüyorlar. Bu harika dörtlü, bence dünya üzerinde en keyifli, en iddialı mutfaklardan ve Kör Agop’ta aynı sofra üzerinde birleşeceklerini duymak beni çok heycanlandırıyor.
Sürpriz lezzetler, fark yaratan şefler…


Mutfakta kendini işine adamış bir ekip var, bu işi hem çok iyi biliyorlar, hemde tutkuyla yapıyorlar. Ortaya çıkan sonuçlar ise gerçekten görülmeye değer! Tanıdık olduğumuz lezzetlerde bu sofrada, daha önce hiç görmediğimiz, duymadığımız, tatmadığımız tatlarda. Tam da o anda burası için tam bir kategori beliriveriyor aklımda; Kör Agop ne meyhane, ne meyhane değil. Bence Kör Agop modern bir gurme meyhanesi.. Kör Agop’un o kadar güzel bir mönüsü var ki, arasından seçip sizlere öneride bulunmam, seçmediklerime haksızlık olacak. Bu sebepten ben sizinle direk mönüyü paylaşmak istedim; siz seçin beğenin…



Hikayesi var demiştim…

Mekana ilk adımınızda Kör Agop’un bir tarihi, bir geçmişi olduğunu hissettiğinizi söylemiştim. İşte o hikaye;


Dededen toruna Kör Agop

“Dedem Kör Agop 1938 yılında ilk meyhanesini açmadan önce babası ve dedesi gibi balıkçılık yapar, karaya her çıktığında soluğu meyhanede alırdı. Rakıya ve balığa düşkünlüğü ile tanınan Agop artık dışarıda içki içmenin pahalı olması nedeniyle ilk meyhanesini Kumkapı sahilinde üç dört tane tahta masa ve taştan yaptığı soğuk su havuzuyla derme çatma bir şekilde açtı. O yıllarda buzdolabı olmadığı için tuttuğu balıkların yanına domatesini salatalığını ve illa ki rakısını havuzun içine atarak soğuturdu. Zaman içinde bu ufacık meyhane akşamcıların uğrak yeri olunca eşi Marta ile beraber daha büyük bir yere geçme ihtiyacı hissettiler. Adı bile olmayan bu ilk meyhanenin ardından yine Kumkapı sahilinde o zamanki iskele kazıklarının üzerindeki ikinci meyhanelerini kurdular.
O yıllarda dedem Agop meyhaneye ‘Cansız Balık’ adını verdi. Marta kocasının en büyük yardımcısı olarak soğuk mezeleri hazırlar, bütün dükkanı çekip çevirirdi. Karısı da dükkanda çalıştığı için meyhanenin kapılarını ilk kez kadınlara açan Agop, bunu ‘‘Burada aile salonu diye bir yer aramayın. Biz meyhanemizde haremlik selamlık ayırımını ortadan kaldırdık.
Marta'nın ellerinden bu güzel mezeler çıkmasaydı, ben bu meyhaneyi açmaya cesaret edemezdim. Biz burayı müşterek çalıştıracağız. Buradaki hayatın ve masaların da müşterek olmasını istiyoruz’’ diye özetlemiştir.

Agop ve Marta 1938 yılından itibaren 43 yıl boyunca tam 16 farklı dükkanda her gece misafirlerini ağırladı. Yetmişli yılların sonunda ise kendi gibi meyhaneci olmasını istemediği için Fransa’daki akrabalarının yanına gönderdikleri oğlu Hayko’nun ani bir kararla geri dönmesiyle bütün aile meyhanede çalışmaya başladı. 1981 yılında Kumkapı’da bugünkü son yerine taşındı Kör Agop. Son adreslerine kadar çok dükkan değiştiren Agop’un en büyük hayali yüksek tavanlı ferah bir dükkandı. Kumkapı’daki eski Fransız gümrük binası o dönem Yordan ve Argiri’nin bakkal dükkanıydı. Agop, dükkanı onlardan satın alıp meyhaneye çevirdi ve bir Kumkapi yakın kültür mirası böylece iyice sağlamlaşmış oldu. Kör Agop ilerleyen yaşı ve rahatsızlığı nedeniyle meyhanenin sadece alt katının açılışını getirildiği tekerlekli sandalyesinde görebildi ve yıllarca hayalini kurduğu dükkanda bir kadeh rakı içemeden 1982 yılında hayata gözlerini yumdu.

69 yaşında bu dünyadan gittiğinde ardında hayalini kurduğu meyhanesini, ismini ve bir kültürü bıraktı dedem Kör Agop.. Kör Agop’un bir de vasiyeti vardı: mezarının başında saz çalınsın, rakı içilsin. Babasının kaybetmeden önce zaten işleri çoktan devralan oğlu Hayko bir gün babasının vasiyetini aynen yerine de getiriyor. Balıklı Ermeni Mezarlığındaki mezarın başında sazlar çalınıyor rakılar içiliyor Agop’un canına.
1978 yılından 1994 yılına kadar Hayko babasından aldığı bayrağı taşıyor. Babası gibi o da içkiye ve müziğe düşkün. O yıllara kadar plaktan dinlenilen müzik yerini Hayko’nun döneminde canlı sazlara bırakıyor ve Kumkapı’daki meyhane artık son şeklini alıyor. 1994 yılında Hayko’nun zamansız vefaatını ardından bu sefer de görevi Agop, Marta ve Hayko’nun devam ettirdiği kültürle yoğrulmuş üçüncü kuşak devralıyor.

Meyhane bir kültür işi. Denizden çıkan balıkla şişedeki rakıyı sohbetinize katıp servis edersiniz. Marta’nın seksen sene once yaptığı balık çorbasını masaya koyar afiyet olsun dersiniz.”

Daniel İnciyan

Etkileyici bir hikaye.. Etkilenmemek elde değil Kör Agop’tan..

Benim için çok özel bir geceydi; rüya gibi renkler ve lezzetlerle tanıştım. Şimdi sıra sizde.. Doldurun tüm duyguları ruhunuza, buyurun Kör Agop Pera’ya!
YASAL UYARI: İçeriğin kopyalanması yasaktır. İçerik, sadece gecce’ye link verilerek kullanılabilir.Bunun dışında kopyalayanlar hakkında kanuni işlem yapılacaktır.

Bunlarda ilginizi çekebilir: