Padişahlara layık: Matbah Restaurant

Ramazan ruhunu yansıtan ve oruç açmaktan en zevk aldığım adreslerden biri de Sultanahmet çevresinde bulunan restoranlardır. Yıllardır, hatta asırlardır olduğu gibi burası, tarihi yapısı ve kültürel zenginliğiyle misafirlerini ağırlamaya devam ediyor. Konumuza gelirsek, Osmanlı yemeklerini tadabileceğiniz efsane bir yer keşfetmiş bulunmaktayım. Nasıl mı buldum? Gecce.com app'inden orucumu açacak otantik bir yer ararken karşıma ansızın Matbah Resturant çıktı. Ben de midemi bayram ettirme umuduyla kendimi oraya atmaya karar verdim. Bu arada bu yazıda ürün yerleştirme yoktur, gerçekten olaylar böyle gelişti.

Middle Chef


Her oruçlunun olduğu gibi, ezana dakikalar kala sofraya oturduğumuzda yemeklerin hepsi gözüme birer sanat eseri gibi görünüyordu. Ama dışı görünüşe aldanmamalıydım. Marifet tabii ki tadında... Maalesef çoğu restoranda gözükenin aksine hüsrana uğrayıp bu mekanlardan ayrılıyor ve verdiğimiz paraya üzülüyoruz. Özellikle de "fix" adı altında yemekleri hiç eden Ramazan menülerinde... Eğer siz de bu kolaycı mekanlardan yaka silktiyseniz ve kaliteden Ramazan'da da ödün vermek istemeyenlerdenseniz burası biçilmiş kaftan.



Yüzyıllar boyunca Osmanlı’nın mabedi olan bu bölgede, padişahlara servis edilen yemekleri tatmak hepimizin hoşuna gidecektir diye düşünüyorum. Burası, yaz ve kış bahçesiyle kalabalık iftar organizasyonu düşünen misafirler için birebir. Ulaşımı ise çok kolay. Hani denize sıfır otel derler ya, Matbah da Ayasofya ve tramvaya sıfır.


Diş kirasını merak edenlere;

Osmanlı'da beni en çok etkileyen geleneklerden biriside diş kirasıdır. Osmanlı döneminde bir çok evde, özellikle de köşk veya konaklarda iftara davet edilen misafirlerin yanı sıra, çat kapı gelen Allah misafiri de geri çevrilmez, içeriye alınır,onlar içinde sofralar hazırlanırmış. İftarın verildiği köşk veya konak ziyafet evi halini alır, iftar sofralarında tabiri yerindeyse kuş sütü hariç her şey bulunurmuş. Misafirler iftarını yapıp teraviye gitmek üzereyken hane sahibi tarafından "yemek yeyip dişleriniz yoruldu" diyerek, kadife keseler içerisinde gümüş tabaklar, kehribar tesbihler, oltu taşlı ağızlıklar, gümüş yüzükler gibi hediyelikler, diş kirası olarak hediye edilirmiş.Konaklara ve evlerine gelen misafirlere ise ev sahibinin zenginliği ve cömertliğine bağlı olarak içinde gümüş akçe veya altın paralar bir kadife kese içerisinde diş kirası olarak verilirmiş. Yemeğini bitirenler diş kiralarını aldıktan sonra "Kesenize bereket", "Allah daha çok versin", "Ziyade olsun" gibi dualarla konaktan ayrılırlarmış. Osmanlı'da Diş kirası denilen bu hediyenin zarif gerekçesi ise davetlilerin o gecce zahmet edip gelerek hane sahibinin sevap kazanmasına vesile olması olarak açıklanırmış.


Matbah Restaurant'da da bu gelenek aynen devam ediyor ve misafirlere yemek sonrası küçük bir hediye veriliyor. Sırf bu kibarlıklarından ötürü bile buraya gidilip bu ziyafetin tadı çıkartılabilir.


Medine hurmasıyla başlayan yolculuğumuzda yok yok. Gelin hep birlikte Matbah'ın eşsiz ve bir o kadar da doyurucu sofrasında neler varmış hep birlikte bir göz atalım.


YASAL UYARI: İçeriğin kopyalanması yasaktır. İçerik, sadece gecce’ye link verilerek kullanılabilir.Bunun dışında kopyalayanlar hakkında kanuni işlem yapılacaktır.

Bunlarda ilginizi çekebilir: