Yok böyle bir 'Çizme'!

"Mangiare per vivere e non vivere per mangiare". Lütfen ayarlarınızla oynamayın. Yazım öz mü öz Türkçe'dir. Niyetim sadece yaşam felsefemin amuda kalkmış halini sizlere tanıtmak... Bu laf şöyle der: "Yemek için yaşama, yaşamak için ye". Bak sen, dünya görüşümün tam zıttı meğerse bir İtalyan atasözüymüş. Katılıyor muyum? Tabii ki de hayır. Eğer bu cümleyi Google'a yazdığımda "Did you mean 'kibrit kutusu büyüklüğünde beyaz peynir?' yanıtını alacaksam, lütfen ben almayayım; alana da mani olmayayım. Sözüm İtalyan erkeklerinden dışarı bu arada, siz lütfen yaşamak için yemeye devam edin. Biz sizi böyle sevdik. Haksız mıyım kızlar?

Middle Chef

"Şöyle boğazda bir yemek mi yesek?", "Garipçe'de kahvaltı mı etsek?" ya da "Belgrad Ormanları'nda iki mangalın belini mi kırsak?" gibi cümleler hepimizin diline uğramıştır. Demem o ki, bizim için yemeği yiyeceğimiz yer, bazen kendisinden çok daha değerli hale gelebiliyor. Yani o balığı mideye Akıntı Burnu'na karşı indirmedikten sonra varsın olmasın! İtalyanlarda ise bu tam tersi; onlar için tek motto şu: "Manzara bahane, yemek şahane!"



Bu ülkenin sıcak insanları, bir şeylere öncülük etme konusunda adeta bir duayen. Yemek trendi yaratmadaki yetenekleri de en az modada attıkları caka kadar tarz! En sevdiğim huyları ise "Ayna ayna söyle bana, var mı benden güzeli bu dünyada" demek yerine kendilerine has belli bir estetik anlayışı yaratmaları... Bu mütevazı halleri de onları frapan Fransız yemekleri karşısında daha sade ve gösterişsiz hale getiriyor; ki bence bu çok daha makul ve bir o kadar da makbul.

İnsanoğlu, yapısı gereği bütün güzellikler karşısında kendini özel hisseder. Kuruçeşme'deki Mia Mensa da ruh masajı yapmayı çok iyi bilen mekanlardan biri. İçeri girdiğiniz andan itibaren kendinizi Galata Kulesi'nden kanatlanan Hezarfen Çelebi kadar özgür hissediyorsunuz. O yüzden, yazın cıvıl cıvıl bahçesinde dostlarınızla gıybetin dibine vurup kulak çınlatabilir; kışın da şöminenin başında sevgilinizle şarap yudumlayıp aşkınızı tazeleyebilirsiniz. Tabii hem yöresel hem de yabancı şaraplardan oluşan zengin menüsü göz atmaktan vakit bulabilirseniz.




İtalyanlar, yalnız yemek yiyen bir turist gördüklerinde dayanamaz ve onu masalarına davet ederlermiş. Hatta manzaralı restoranlarında en güzel masalara kendilerini değil turistleri oturturlarmış. Kendileri de daha çok 3 kuşak bir arada yemek yer ve ortaya gelen her yemeği paylaşırlarmış. Restoran müdürü Ali Bey de bu kurala uymuş olmalı ki yemeğimin başından sonuna kadar bana eşlik edip Mia Mensa'nın bütün sırlarını en ince detayına kadar anlattı.

Somon tartar Mia Mensa'da yenir!

Mia Mensa'nın menüsünde çizmenin her yöresinden bir şeyler bulabilmek mümkün. Bu kadar farklılığın birbirini götürmeden bir arada durabilmesinin yolu ise 2 yerden geçiyor. Biri "tazelik", diğeri de "ürün kalitesi". Burada da her şey günlük ve taptaze. Hatta, yediğim en güzel somon tartarın burada olduğunu söylersem ne ben abartmış, ne de onları şımartmış sayılırım. Her şey açık ve net. Haliyle içimdeki küçük Vedat Milör devreye girdi ve Ali Bey'e "Yıldızlar kaprisli olur. Siz her biri star sayılabilecek bu kadar yemekle nasıl başa çıkıyorsunuz?" diye sordum. "Yanıt çok basit" dedi. "İşini çok sev yeter". Gelelim bir diğer harikaya: "Istakoz makarnası". O da en az somon tartar kadar albenili görünüyordu. Istakozun fiyatları bukalemun gibidir. Mevsimi geldiğinde ceplerinizi vakumlamayı çok sever ama burada fiyatı yaz-kış aynı. Mutlaka deneyin. Bizzat Blondichef'inizden onaylanmıştır!


Türkiye'de nasıl her metrekareye bir bardak çay düşüyorsa, İtalya'da da bardaktan boşalırcasına tatlı düşüyor. Bu yüzden burada, tatlıların yemekler gibi ayrı bir köşesi var. Mascarpone peynirinden yaptıkları muhteşem tiramisu için mutlaka midenizde boşluk bırakmalısınız. Ona direnç göstermemenizi tavsiye ederim. Çünkü siz görmek istemeseniz bile kafanızı her çevirdiğinizde çevrenizdeki masalardan birinde zaten karşınıza çıkacak ve dayanamayıp kendinizi ona teslim edeceksiniz. Ne de olsa baştan çıkartmak onun işi! Siz iyisi mi siparişinizi verin gitsin! Emin olun boğaz kenarında onları yakmaya çalışırken kendinizi hiç pişman hissetmeyeceksiniz. Yalnız Kuruçeşme tarafında koşmayın, zira nefsiniz karşısında nakavt olup dönüşte tekrar uğramanız mümkün. Bağımlılık yapabilir!



Birbirinden leziz yemekleri ve çeşitli şaraplarının yanına bir de boğazı ekleyen Mia Mensa'nın Bermuda Şeytan Üçgeni'ni İstanbul'a getirdiği yadsınamaz bir gerçek. Sınırları içine girip, birkaç saatliğine dünyadan yok olmamak mümkün değil! Deneyin ve görün...

Sağlığınıza...
YASAL UYARI: İçeriğin kopyalanması yasaktır. İçerik, sadece gecce’ye link verilerek kullanılabilir.Bunun dışında kopyalayanlar hakkında kanuni işlem yapılacaktır.

Bunlarda ilginizi çekebilir: