Sinan Akçıl: Demek ki Ebru 2 Sinan'a dayanabilecek durumda!

Sayısız isme şarkı verdi, bir çok ünlüye destek oldu. Onun yazıp bestelediği şarkılar binlerce insan tarafından söylendi, dillere pelesenk oldu. Bir gün kendi şarkılarını kendi söylemeye karar verdi, hayatındaki her şey değişti. Kimden bahsettiğimi anladınız sanırım. Müziğin Hitman'i Sinan Akçıl'la Bebek Chilai'de buluştuk ve boğaza karşı muhteşem bir röportaj gerçekleştirdik. Bestelerinden, şarkılarından, sürprizlerinden, dostlarından, düşmanlarından ve tabii ki aşktan konuştuk.

Gecce Röportaj

Röportaj: Onur Aktaş
Fotoğraflar: Ayhan Tecer


Yeni bir yıla girdik. 2015 senin için nasıl geçti?
Benim için güzel ama ülkem için çok iyi geçmedi. O yüzden “benim için buruk bir şekilde güzel geçti” diyorum. Çünkü insanın kendi yaşadığı topraklarda huzur, mutluluk olmayınca kendi başarısı pek bir işe yaramıyor. Umarım 2016’da hem benim işlerim başarılı olur hem de bence daha da önemli olan ülkenin huzuru ve barışı ayakta olur.

Hayranlarına yeni yıl hediyesi olarak 1001 Gecce’yi verdin. Şarkıya gelen ilk tepkiler nasıl?
Gerçekten beklediğimizden de hızlı gidiyor. Şarkı çıktığı günden beri günde 100 bin izlenme alıyoruz ve bu beni çok mutlu ediyor. Ben şarkıyı yapıp önce 2-3 kişiye dinletip o heyecanı yaşarken şimdi günde 100 bin kişi ile bunu yaşıyorum. Umarım yeni rekorlar gelir bu şarkıyla beraber ama rekordan da önemlisi umarım arada kalan aşıkların, ilişkilerinde arada kalan hayatların şarkısı olur bu şarkı. Çünkü ben o hikayeyi anlattım bu şarkıda. “Bir iyi ki buradasın, bir keşke olmasan.. Bir yakıyor tadı, bir ne güzel adı” diye başlıyor dörtlükler. Çünkü herkesin hayatındaki kişi ile mutlu olduğu ama aynı zamanda da mutsuz olduğu anlar vardır. Bazen hayatındaki kişi hep olsun istersin bazen de olmasın. Ben de bu hikayeyi ele aldım.

Klip de çok güzel olmuş. Kısa filmde tadında biraz. Görsel olarak da oldukça kaliteli. Klip için neler söylemek istersin?
Biray Dalkıran çekti. Kendisi bir sinema yönetmeni ve sağ olsun benim istediğim bütün sinematik duyguyu verdi. Çünkü Eski Sevgiliyi Unutmanın 10 Yolu, Peri Masalı, Bana Bir Soygun Yaz, ilk Türk korku filmi olan Araf gibi filmlerin senaristi ve yönetmeni aynı zamanda televizyonda yıllardır devam eden polisiye bir dizi var Kanıt diye. Kanıt’ın da yönetmeni. Bana da gerçekten polisiye gibi başlayan bir klip çekti. İlk klip denemesinde de çok başarılı oldu. Ona da buradan teşekkür ediyorum.

Klipte biraz doğaüstü güçleri olan, herkese iyilik yapmaya çalışan, aralarında sorun olan veya herhangi bir şekilde birbirlerine karşı yetersiz olan insanların duygularını tamamlamaya çalışan bir erkek meleği canlandırıyorum. İşte yaşlı teyzemiz ve amcamız var. Birbirlerine kitap okumak istiyorlar. Onlara kitap yetiştiriyorum. Mutfakta genç bir çift var ve bazı içecekleri eksik, onları tamamlıyorum. Ağlayan bir kıza yüzük götürüyorum gibi iyilikler yapan erkek bir melek.

Genelde şarkıların yaşanmışlıklardan yazıldığı söylenir. 1001 Gecce’nin de böyle bir hikayesi var mı?
Var tabi. Ben bundan yaklaşık 1 buçuk ay önce çok hüzünlü bir günümde kendi kendime kaldığım ve çok da mutlu olmadığım bir anda şarkıyı yaptım. “Best Of Aşk” albümünde yer alan “Arada Sırada” şarkısına klip çekeceğimiz bir dönemdi. O sabah uyandığımda bu klibi çekmekten vazgeçip bu şarkıyı çıkartmaya karar verdim. Çünkü gerçekten içimdeki bütün duyguyu o anda bu şarkıyla anlatabilmiştim. “Son anda bir güneş doğuyor üstüne ve bitiyor diyemiyorum” diyerek yazdığım şarkı bugün 100 binlerce kişinin duygusuna ortak olmaya çalışıyor.
Orada bahsettiğim 1001 Gecce de aslında benim son dönemde yaşadığım 2 buçuk yılın geccelerini temsil ediyor. Topladığım zaman 2 buçuk yılı 912 gecce etti. 89 gecce de ben ekledim 1001 oldu. (Gülüyor)


Aşk matematiği yani…
Çünkü sembolik olsun istedim. “Aklıma geliyor 912 gecce ve sana kıyamıyorum” biraz komik olacaktı. O yüzden 1001 diye tamamladık. Buradan da 1001 Gecce Masalları’nın sahibi Şehrazat’tan özür diliyorum.

Ebru Şallı da TV8’de programa başladı. İlk program konuğu da Erkan Petekkaya idi. Sen de stüdyoya 1001 pardon 101 adet gül yollayarak sürpriz yaptın…
Evet 101 gül gönderdim, 1001 çok pahalı olurdu. (Gülüyor.) Gerçi 101 gülü bile hesaplayanlar var. “Tanesi şu kadardan 101 güle şu kadar para vermiş” gibi yorum yapanlar oldu televizyonda.

Ben seni uzun zamandır tanıyorum. Sen öyle maddiyata önem veren bir insan değilsin ki zaten.
O işin esprisi tabi ama Türk insanının da böyle hesapları var biliyorsun. Cem Yılmaz da esprilerinde kullanmıştı bunları. Demek 1001 gül yollamış olsam herhalde Maliye Bakanı peşimize düşecekti. (Gülüyor.)

Peki Ebru’nun tepkisi ne oldu? Programda çok heyecanlandı ama daha sonra neler oldu?
Tabi o da beklemiyordu. Bir insan tabii ki hayatındaki kişinin yaptığı her yeni işte en azından manevi anlamda ona destek vermeli. Ben de bunu yapmaya çalıştım ve sonuçta o da mutlu oldu. Onun mutluluğunu görünce ben daha da çok mutlu oldum. Belki ikinci programa 102 tane yollarım. (Gülüyor.)

Ebru Şallı yeniden çocuk sahibi olmayı istediğini ve çocuğunun adını Sinan koymak istediğini söylemişti. Ufakta çocuk ya da evlilik var mı?
Bunun planı olmaz tabii ki ama böyle bir şey söyledi evet. Daha önce bana da söylemişti bunu. Benden değil de ondan böyle bir fikir çıkması şunu gösteriyor; demek ki 1 Sinan’dan yorulmuşken 2 Sinan’a dayanabilecek durumda hala. Bu da beni oldukça mutlu etti ama şu anda böyle bir evlilik ya da çocuk planımız yok.


Adı geçmişken Erkan Petekkaya geçen hafta gecce.com’a verdiği röportajda “Sinan benim dostum, kardeşim” dedi. Sen Erkan Pettekaya için neler söylemek istersin?
Erkan ağabey bu camia da benim gözü kapalı her şeye “evet” diyeceğini bildiğim, en kötü anımda da yanımda olacağına emin olduğum 3 kişi varsa onların en başında gelir.Bu yıllardır böyle. Yaklaşık 6-7 yıldır çizgisinden aşağıya düşmeyen bir dostluğumuz var, abi-kardeş ilişkimiz var. Çok zor anlarımda hep yanımda olmuştur hem konuşmalarıyla, hem bana verdiği manevi güçle. Allah da bozmasın. Herkese nasip olmaz bu. Çünkü çok sahtekarlık dolu bu piyasada.

Ben aslında biraz buna da değinmek istiyorum. Bu camiada pek iyi dostluklar kurulmuyor. Gerçi camiaya mal etmek ne kadar doğru bilmiyorum ama genel olarak bu zamanda pek insanlar kenetlenemiyor.
İstesen de kenetleyemezsin. O yalan bir kenetlenme olur. Allah’a çok şükür ben gözüm kapalı güvenebileceğim 15-20 tane dost edindim. Bu da bana fazlasıyla yetiyor. Bu camia için bu gerçekten fazla bir sayı.

1001 Gecce’nin tanıtımında da bunu çok net gördük. Bir çok ünlü isim seferber oldu. Geri sayım yapıldı. 1001 Gecce için videolar çekip yolladı.
Aynen. Hülya Avşar, Emel Sayın, Ajda Pekkan, İrem Derici, Demet Akalın, Beyaz TV futbol ekibi; Sinan Engin, Ertem Şener, Abdulkerim Durmaz, Rasim Ozan Kütahyalı, Emre Karayel, Nazlı Mengi, Cengiz Semercioğlu, Ebru Gündeş, Ebru Şallı, Paramparça dizisinin ekibi, Leyla Tanlar, Burak Tozkopran gibi bir çok isim geri sayım yaptı. Hülya Avşar ile başlayıp Ebru Şallı ile bitti. İki güzel mavinin arasında geri sayım yapıldı diyebilirim.

Geçen bir dizinin tanıtımında gördüm. Onlar da geri sayım yapmışlardı. Senden görüp yaptılar herhalde.
Öyle mi haberim yok. Hayırlı uğurlu olsun o zaman ülkemize bu yeni sistem.

Sayısız isme şarkı verdin ve bir çoğu hit oldu, patladı. Son zamanlarda senin şarkını okuyacak sürpriz isimler var mı?
Evet var. İrem Derici geliyor ilk başta. İrem Derici bu zamana kadar hep single yaptı. İlk albümü olacak bu ve benim bu albümde 2 şarkım var. İsimlerini de buradan gecce.com aracılığı ile paylaşayım. Birinin adı “Evlenmene bak” diğerinin adı da “Bana hiçbir şey olmaz.” Evlenmene bak hareketli, Bana hiçbir şey olmaz da çok özel slow bir şarkı. İki şarkıyı da İrem Derici ile paylaştığım için çok mutlyum. İlk albümünde katkım olacağı için mutluyum.

Daha sonra Ajda Pekkan albümünde “Bizi Seç” isimli bir şarkım yayınlanacak.

Bunu buradan ilk kez söylüyorum. Ebru Gündeş “Sana Kalmasın” isimli şarkımı okuyacak.

Ve son olarak; İbrahim Tatlıses “Yarım” ve “Mucize” isimli şarkılarımı söyleyecek.

Senin yeni bir sürprizin var mı?
Ben şimdi 3-4 ayımı 1001 Gecce ile geçirdikten sonra, bu hüzünlü dönemin ardından çocuklardan yaşlı teyzelerimize kadar benden beklenen şekilde bir hareketli şarkıyı doğum günümde, 20 Mayıs’ta çıkartacağım. Ama o zamana kadar 1001 Gecce’ciyiz.

Daha önce senin yazıp bestelediğin “Düm Tek Tek” ile Eurovision’a katılmıştık. Peki Eurovision’a nasıl bakıyorsun? Kendi şarkınla ülkemizi temsil etmek ister misin?
2009 yılında katılmıştık. Benim için çok güzel bir deneyimdi. Türk bayrağı elimde bütün dünya basını ile basın toplantısına çıkmak çok heyecan vericiydi. O yüzden ben bunu bu kez sahne önünde, kendi enerjimle yansıtmak isterim tabii ki. Ama birazcık sıkıntılı bir konu şu anda ülkemiz için bu. Çünkü katılma konusunda bir karar veriyoruz bir vazgeçiyoruz. Ülkemizin içinde bulunduğu durumlardan dolayı sürekli bir erteleme var. Ama yeniden katılma kararı alınırsa ben bu milli görevi üstlenmek isterim. Çok da heyecanlı ve güzel olur. Çünkü bunu bir kere yaşadım ve sahnede ne yapılması gerektiğini çok iyi gözlemledim. Önce tabi ülkenin katılmaya karar vermesi lazım sonra ben devreye girebilirim.


Süper Cumartesi bu yılda da devam edecek mi?
Süper Cumartesi’nin şu anda 12 bölümünü çektik ve birbirinden güzel konuklar ve şarkılarla gurur duyduğum bir program oldu. Ocak ayında ara verildi. Yılbaşı Özel ile son çekimi yaptık daha sonra yeni oluşumlarla devam edeceğini düşünüyorum.

Televizyondan biraz daha bahsedecek olursak. Jüri üyeliği yaptın, Kiraz Mevsimi’nde sanırım 2 bölüm ve Paramparça’da da 1 bölüm rol aldın. Televizyonla ilgili yeni projeler var mı?
Çok teklif alıyorum aslında. Hem dizi hem sinema olarak. Ama yapacaksam en doğru şekilde yapmak istiyorum. Madem bir adım atıyorum bunun doğru dürüst bir adım olması gerekiyor. Konuk oyuncu olarak başladım ama şimdilerde benim üzerime kurulacak 1-2 gençlik dizisi için görüşüyoruz.

Bundan 1-2 ay önce aslında bir dizi başlayacaktı. Son anda olmadı. Beni çok heyecanlandıran bir işti o. Sinan Akçıl, Ezgi Mola ve Haldun Dormen olacaktı kadroda. Adı da “Badı”ydı. Ben erkek bir dadıyı canlandıracaktım. Son aşamaya kadar gelindi ama son aşamada bazı pürüzler çıktı yapım şirketi ile. O yüzden olmadı, olsaydı çok sempatik olacaktı. Amerika’da başlayan bir hikaye. Ben mecburiyetten dadılık yapmak zorunda olan bir erkeği canlandıracaktım. Ezgi Mola ve Haldun Dormen de olacaktı. Bize gurur verecek bir projeydi. O ilk kez içime sinen bir senaryoydu. Bu tarz bir şeyler olursa televizyon gelecek.

Bir de TRT’de çocuklarla ilgili bir programa başlıyoruz yakın zamanda onu da buradan müjdelemiş olayım.


Sporla çok ilgilisin. Gecceleri koştuğunu duydum mesela. 7/24 spor mu yapıyorsun, ne yapıyorsun?
7/24 değil tabi. 8 saat uyku, 4 saat playstation desek geriye kalan zamandan da 3-4 saat spora ayırıyorum. Gecceleri spor hocam Arman Tufan Kurt’la koşuyoruz. İnsanın karısı bile bu kadar kahrını çekmez. Sağ olsun çok ilgileniyor. “En sakin zaman gecceleri” olur diye biz de 1 ile 2 arası koşuyoruz ki sabahları mutlu kalkalım.

Gazeteciler bu röportajı okuyunca peşinize takılmasın…
1-2 kere başımıza geldi. O yüzden mekan belirtmiyoruz ama en alakasız dediğim yerde bir kere buldular beni. Çok şaşırmıştım ama sorun değil beraber koşarız.

Futbola da çok ilgin var iyi de bir Fenerbahçe taraftarısın. Yurt içi yurt dışı dinlemeden bir çok maça gittiğini de biliyorum. Nasıl buluyorsun Fenerbahçe’nin son durumunu?
Açıkçası izlerken takımın oyunu pek mutlu etmiyor ama skor ve sonuçlar mutlu ediyor. Ben birazcık daha saldıran, atak yapan, daha çok gol atan bir takım seyretmek isterim tabii ki. Ama önemli de değil. Biz yensek de yenilsek de hep takımın yanındayız. İnşallah UEFA Avrupa Ligi’ni alırsak o zaman “biz çok büyük bir dünya kulübü olduk” diyebilirim. Ama gittiğim ülkeler de taksi şöforleriyle bile konuşurken Fenerbahçe’yi bildiklerini görüyorum. Bunda da Van Persie ve Nani gibi transferlerin çok etkisi olduğunu düşünüyorum. O yüzden öncelikle Türk Milli Takımlı sonra da Fenerbahçeli olmaktan çok gurur duyuyorum.

Dünya ülkelerini de gezmeyi seviyorsun…
Gerçekten bir gurmelik seviyesinde bir birikimin olmaya başladı. “Küçük Kenan Erçetingöz” diyorum kendime. Özel restoranlar bulma konusunda, yiyecek ve içecek konusunda kendimi çok geliştirdim. İlerleyen yıllarda bu tecrübelerim bir kitaba bile dönüşebilir.

Yurtdışında en beğendiğin şehirler hangileri?
Doğduğum şehir Amsterdam’ı çok beğeniyorum. Onun dışında Londra’yı beğeniyorum. Aslında ben futbol ile alakalı olan şehirleri daha çok seviyorum. En son Madrid’e gittim mesela. Orayı da çok beğendim. Santiago Bernabeu Stadı’nda koşu yaptım, müzeyi ve stadı gezdim. Çok etkilendim. Madrid’de bu şehirler arasına girdi diyebilirim ama yemek olarak soruyorsan ben en güzel yemekleri Fransa’nın ve İtalya’nın dağ kasabalarında yedim.

Arda da Barcelona’da oynamaya başladı. Sanırım Barcelona seyahati de olur yakın zamanda…
Arda’nın da bir maçına denk getirip gitmek isterim. Barcelona artık Türklerin ikinci şehri oldu. Arda’nın Bayrampaşa’dan çıkıp Nou Camp’ta bizi temsil etmesi gurur duyulacak bir iş. Buradan da onu tekrar tebrik ederim.


Son olarak şunu sormak istiyorum;

19 yaşında Çetin Tazeler adında bir çocuk çıktı ve akılları hayrete düşüren iddialarda bulundu. PSY’nin Gangam Style şarkısının %70’ini yazdığını, Katy Perry’e ait şarkı sözlerinin bazılarının kendisine ait olduğunu, Lady Gaga’yı Mersin’e getirdiğini iddia etti. Ve 2008 yılından bugüne kadar yazılmış Sinan Akçıl şarkılarından 8-10 tanesinin de kendisine ait olduğu söylüyor. Bu konuda neler söylemek istersin?
Aşırı hayranlık çok tehlikeli. Buradan da bütün anne ve babaları uyarıyorum. Çok büyük sevgilerle, tutkularla karşılaşıyoruz ama bazıları gerçekten hastalık derecesinde oluyor. Bu ibret olsun insanlara. Gerçekten hastalık derecesine gelen hayranlıklarda doktora başvurulmasından yanayım. Bu konu bazı insanlarda hayal dünyasından öteye gidiyor maalesef.

Yargıya intikal etmiş bir konu. Yargının sonucunu beklemeye gerek yok bence. Ama benimle, Gülşen’le Lady Gaga ile Gangam Style şarkısı ile ilgili şüphe duyan insanlar belki mahkeme sonucunu beklemek isterler. Bununla ilgili başka bir şey söylemek istemiyorum. Geçmiş olsun.

Senin son olarak söylemek istediğin bir şey var mı?
Gecce.com’u okumaya devam. Gecce.com’a bakmadan ne bir mekana gidilir ne de yemek yenir. Bu kalitenizden dolayı sizi kutluyorum ve “Kenan ağabey artık yurduna dön” diyorum.

Bunlarda ilginizi çekebilir: