3’ü bir arada Frankie

Nişantaşı’nın ruhu bir başka. Modanın kalbinin burada attığı, birbirinden iddialı vitrinlerin ışıl ışıl parladığı, Arnavut kaldırımlarının hiç boş kalmadığı bu semt şüphesiz ki İstanbul’un en güzel ve hareketli semtlerinden. Burada ki her bir restoranı, cafeyi ayrı seviyorum çünkü bulundukları yerin özelliğine yakışır, en az Nişantaşı kadar iddialı işler ortaya koyuyorlar. Şık bir akşam, güzel bir yemek ve kaliteli bir eğlenceyle gecceyi noktalayacağınız bir yer mi bakmıştınız buralarda? Hadi o zaman Frankie’ye bir göz atalım.

Mekan Delisi

Nişantaşı’nda adım başı trend bir mekan, konsept bir bar ya da tüm dünyada rüştünü ispatlamış ünlü bir restorana denk gelirsiniz desem abartmış olmam herhalde. Onların arasında öyle bir yer var ki hani kapısından girdiğiniz anda her şeyi arkanızda bırakırsınız ve sadece anın büyüsüne kapılırsınız. Tüm günün stresi, koşuşturması bir anda biter, sizi gürültülü ve yorucu şehirden bir anda koparır. Frankie tamda böyle bir etki yaratıyor ama Nişantaşı Sofa Hotel’in üst katında yer alaraktan sizi şehrin nabzının attığı noktada tutmaya devam ediyor.


Frankie tam 3’ü bir arada bir mekan. En sevdiğim kombinasyon şık ambiyans, leziz yemek ve kaliteli eğlence burada. Göz alıcı restoran, sahne önünde koca bir dans pisti edasıyla kışkırtıcı City Lounge, muhteşem manzarasıyla hayallere daldıran sıcacık terasıyla ihtişamlı atmosfer tamamlanmış. Akdeniz mutfağı lezzetlerini klasikleşmiş Türk tatlarıyla harmanladıkları farklı menüsüyle de mideye hitap etmeyi bilmişler. Son olarak da canlı müzik geceleriyle kaliteli müzik-tam gaz eğlence vurgusuyla gecenizi güzel bitirmeye söz vermişler.

Neşeli İkramlar

Frankie’de farklı lezzetler, farklı sunumlar ama kesinlikle başarılı bir fine-dine hizmeti söz konusu. Mutlaka şefin spesiyali çorbadan mini bir ikramla yemeğe başlamanızı istiyorlar. Ana yemeğe geçmeden de ev yapımı sorbeyle damağınızı temizleyip yeni bir tada hazır hale gelmesini şart koyuyorlar.


Göz Alıcı Başlangıçlar

Somon Gravlax Tartar ile başladık geceye. Çiğ somonun avokado püresi, mango ve salatalıklı ince kıyım salata ile muhteşem buluşması enfes. Sunumuyla göz doldurdu, görünümüyle iştah kabarttı.


Enginar Dolma klasikleşmiş bir Türk yemeğidir ama Frankie bunda da farkını ortaya koymuş. Üzerinde ki pazı, beyaz peynir ve kadayıf çıtırlı garnitürü ısırgan sosla süslemişler.


Surf&Turf banim başlangıçlar arasında favorim oldu. Farklı bir tarhana türünden yapılan risotto üstünde karides ve pastırma parçaları ile tek kelimeyle muhteşemdi. Alışılmışın dışında olan bu lezzet şiddetle tavsiye edilir.


Doyurucu Ana Yemekler

Ana yemeklerden hem et, hem tavuk, hem balık denedik. Gecenin yıldızı olan Kaya Levrek Izgara ile başlamak istiyorum. Yumuşacık balık üzerinde İspanyol sos dedikleri gastronomik bir buluşla sebze yatağında servis ediliyor. Tadı damağımda kaldı!


Organik piliç gerçekten organik! Tadında, kıvamında hatta kokusunda bunu hissediyorsunuz. Üzerindeki zahterli pesto sosa âşık oldum. Yanında gelen un ve patatesle yapılan ”gnocchi”nin tanesi kalmadı tabakta, resmen tavukla yarışan bir lezzet.


Kuzu küşleme fırınlanmış patlıcan, üzeri domatesli yoğurt sosla kebap kıvamında servis ediliyor. Lezzetinde sorundan eser yok ama itiraf etmeliyim ki et olması gerekenden sert geldi.


Bizde tatlıya yer kalmadı. Zaten kararan ışıklar, ışıldayan pist ve artan müzik bizi dansa davet etmeye başlamıştı. Sahnenin önünde konumlandırılan standlarda bir içki içmeye ve müzik dinlemeye de uğrayabilirsiniz. Ama emin olun ki burada yemek yemediyseniz çok şey kaçırmış olursunuz.

Bunlarda ilginizi çekebilir: