Yine Yeni Yeniden

İnandığım bir şey var. Ucuz ya da pahalı, basit ya da detaylı olsun; herkes iyi yemek yemeyi, yemeği iyi yerde keyifle yemeyi hak eder. Aşk ve enerjisi ile geldiğine inanılan Kasım ayına yeni bir konsept hazırlayarak, özünde inandığım bu şeye yasladığım yine, yeni ve yeniden bir köşe hazırladım sizlere..

Gizli Lezzetler

Sektörün içinde yeni parlayan, varlığı ile parlamayı hak eden mekanları ziyaret ederek, güzel sohbetlerini, şık detaylarını, keyifli yanlarını her hafta sizlerle paylaşacağım.. Şimdiden ''Aa! burası da neresiymiş?'' dediğinizi duyar gibiyim. İşte bu hafta sizlere sunmak üzere cebimde taşıdığım mekanlar!

PİM KARAKÖY

Karaköy, İstanbul'un en keyifli semtlerinden biri şüphesiz. Renkli duvarları, sıradışı mekanları, masalarda edilen sohbetleri ve sokağa yayılan çatal bıçak sesleri ile ne zaman Karaköy'e yolum düşse keyiflenirim. Yağmurlu bir akşamüstü böyle bir Karaköy keşfinde iken farkettim Pim'i. Yağmurluğumla, ıslanmış küçük bir kadın olarak kapıdan içeri girer girmez duyduğum Edit Piaf'ın muhteşem sesi ile (La Vie en Rose) aynı dönemin Fransa'sından bir akşamı anlatan video klip kesintisi yaşadım. Yüksek tavanı, doğru aydınlatması, renkleri, açılır kapanır tavanı, ahşap masaları ve renkleri ile mekan sizi adeta sarıp sarmalıyor..


Sonrasında gördüğüm şey ise şu; Lübnan esintileri, Fransa'nın tatlı sürprizleri, İtalya'nın özel tarifleri, ülkemizin özgün lezzetleri ile birlikte harmanlanıp Karaköy'de Pim'lenmiş. Mekan adının öyküsünü de birbirine bu konsept ile aynı çatı aldında Pim'lenen bir aileden alıyor.

Kiş'lerden makaronlara, leziz pita'lardan ekmeklere kadar her şey Pim'in içinde ayrıca yer alan patisserie mutfağından çıkıyor.


Burada hazır hiç bir ürün yok. Benim tercihim böyle bir akşamüstü yağmurlu havayı keyfe dönüştürmek olduğundan; Pita Krutan ile servis edilen Nar Ekşili, Ispanaklı Yeşil Mercimek Çorbası oluyor.. Mmm sıcak ve leziz. Şu an Anadolu'da her şeylerini kendi yetiştiren yaşlı bir çiftin çiftliğinde odun ateşi ile çıtırdayan sobanın başındayım..


Sohbetimiz boyunca Pim'in yaratıcılarından en özel lezzetlerini öğreniyorum. Zira bu mekanın en belirgin özelliği sofistike lezzetleri. Kuru Erik ve Pırasalı Kuzu İncik, Ev Yapımı Makarnalar, Nohut Püresi Taze Baharat ve Kişniş ile hazırlanan Falafel Topları bunların başında geliyor.. Dahası da sizler tarafından keşfedilmeyi bekliyor.. Pim Karaköy'de her bir lokma ile gözlerinizin önünde açılacak pencerlerde lezzete Pimleneceğinizden eminim.

Afiyet Olsun :)

Pim Karaköy Hakkında Detaylı Bilgi İçin Tıklayınız.

GALATALI

Kasım'ın serin ve yağmurlu bir günü daha. Karaköy İskelesi'ndeyim. Hapşuu! ''Bu havaların dengesizliği beni mahvediyor.'' Bir ıslak mendil uzanıyor önüme. Teşekkür edip alıyorum. Daha ben yüzünü göremeden uzaklaşıyor bir kadın. Üzerinde Galatalı yazıyor mendilin. Bir de şiir var. Orhan Veli. Yazar burada gülümsüyor. ''Var gel sen bu işareti takip et Melda'' diyerek etrafıma bakıyorum, sorup soruşturuyorum. Bir Hotel'in en üst katında yer alan bir mekan Galatalı. Bir balıkçı. Cunda Mutfağı'nın şehirdeki en iyi adresi. Hem de tam da bulunduğum iskelede. Yazar bir kez daha gülümsemeden edemiyor.


İşte o muhteşem manzaraya sahip Galatalı ile tanışıyorum. Ve O'nun gizli kahramanı ile. Yaklaşık 1 yıldır, gezdiğim mekanların içinde yaratıcısı ile bu denli iç içe geçmiş bir mekan daha görmedim. ''Galatalı demek ben demek.'' diyor bu gizli kahraman. Ben de hayranlıkla saygı duyuyor ve ismini vermiyorum.

Gelelim Galatalı lezzetlerine:

Manzaranın Mey'imiz ile dans edeceği soframıza, sohbetine yaraşır şekilde ilk olarak Kuru Dometesli Levrek Sarması, Köpoğlu (patlıcan ve kabak ile hazırlanıyor), Fava, Girit Ezme ve Rezeneli Rum Pilaki geliyor.. Yazıma başlarken söylediğim ilk cümlemin tam manasıyla hayat bulduğu yerdeyim. Her bütçeden insanın geniş bir panoramaya sahip, samimi bir mekanda iyi yemek yiyebileceği adreslerden Galatalı. Ege ve Akdeniz mutfağından incelikli lezzetleri, etrafınızda dört dönen personeller eşliğinde keyifle sunuyor.


Kahramanımız ile sohbet ederken Galatalı Mutfağı'ndan çıkan, Galatalı imzasına sahip toplamda 300 mezenin olduğunu duyunca şok oluyorum. Haftalık ve dönem dönem değişen meze dolabının çekiciliği (girişte göreceksiniz) çeşitliliğinden ve titizliğinden geliyor. Sonrasında deneyimlediğim Ahtapot Izgara, Balık Köftesi ve Deniz Mahsüllü Börek ile nirvana yapan damak tadım daha o anda buraya yeniden geleceğim sözünü bana verdirtiyor.


Mutlu Sonlar

Galatalı Balık'ta en sevdiğim detaylardan biri de içinde ne olduğunu tahmin etmem istenilen, şölenin son vuruşu tatlı oluyor. Mekan çalışanları bu tatlının adını Barves koymuşlar. İçinde ne olduğunu tahmin hakkımdan bir kaçını kullansam da malesef bulamıyorum. Çünkü; kahramanımızın ve eşinin imzasını taşıyan bu tatlı; sıfır şeker ile yapılan ana maddesini keçiboynuzu tozundan alan ve dondurma ile servis edilen muazzam bir lezzet. ''Bu tatlıya siz isim verin Melda Hanım'' diyen kahramanımıza yazımda açıklayacağım ismi de son olarak buradan duyurmak istiyorum. O tatlının adı kesinlikle 'Katre' olmalı sevgili kahraman :) Zira bana göre deryada bir su damlası kadar eşsiz bir lezzete sahip.. Dilerim bir sonraki gelişimde kendisini mönüden bu isimle isterim..

Sizler de işaretlere inanıyorsanız; kasıtlı olarak fotoğrafını koymadığım bu lezzeti gidip bulmalısınız. Galatalı'yı en kısa zamanda deneyimleyip kendinize böyle bir güzelliği armağan etmeniz dileğiyle.. ;)


STEAK N MORE İSTAN'BULL

Gizli lezzetlerin en keyifli adreslerini keşfetmeye devam ederken fısıltı gazetesinden öğrendiğim Steak N More İstan'bull'u bulmaya karar veriyorum. Söylenilenlere göre alanının en iyilerinden. Gelin birlikte gidip görelim;


Şişli'de adı bilinir bir hotelin içinde yer alan Steak N More İstan'bull'un muhteşem kadrosu karşımda. Executive Şef Fikret Özdemir, Yiyecek & İçecek Direktörü Sami Preshova, Yiyecek & İçecek Satış ve Pazarlama Koordinatörü Kamer İlkateş ve İletişim ve Pazarlama Müdürü Esin Tatlav Uygur tüm samimiyetleri ile mekanı anlatıyorlar..

Uluslararası Marka Zincirinde Yerel Tutku

Ağırlıklı olarak yabancı misafirlere Türk dokunuşlarını en ince ayrıntılarına kadar büyük bir keyifle sunan ekibin dinamizmi muhteşem. Steak mönülerinin yanında, isminde de bahsedildiği gibi steak'ten daha fazlası olan ve sebzeler ile hazırlanmış alternatif lezzetleri de sunan Steak N More İstan'bull; misafirlerine %100 yerli şarabı %100 yerli peynir ile lezzetlerimize yaraşır şekilde sunuyor. Üzüm üretiminde Dünya'da 8. sırada yer alan Türkiye'nin geniş şarap kavı ve olağanüstü lezzetlerinin birlikte nasıl harmanlandığını göstermeyi amaçlayan mekan bu anlamda önemli bir görevi de kendine misyon edinmiş.


Excutive Şef Fikret Özdemir'in elinden çıkan, istiridye mantarı, ıspanak ve baby patato ile sunulan az pişmiş tercih ettiğim İstanbul Steak gerçek bir et şöleni yaşatıyor. Steak N More İstan'bull'da mutfak dahil her şey şeffaf olarak sunuma hazır. Yiyecek&İçecek Direktörü Sami Preshova'dan edindiğim bilgiye göre etler Türkiye'nin en stressiz bölgesi olarak bilinen Balıkesir civarından getirtiliyor ve bu durum mekanda tam manasıyla lezzet ile vuku buluyor.

Muhteşem lezzetlerin ve başarılı mekanlarının kahramanlarına ev sahiplikleri için ayrıca teşekkür ediyorum.. Bu anlamlı duruşta sizlerinde Steak N More lezzetlerine misafir olacağınızdan hiç şüphem yok ;)

* * *

Haftaya yepyeni keşiflerle Gizli Lezzetler'in yeni adreslerinde görüşmek dileğiyle..

M.

Bunlarda ilginizi çekebilir: