ERKEKLİĞİ Mİ TUTTU?

GÜL'CE GÜNDEM

Dolu dolu geçirdiğim geçen haftanın aksine bu hafta çalıştım. Hem de ne çalışmak. En çok çalışanlara ödül dağıtsalar herhalde ben de aralarında mutlaka olurdum. Biliyorsunuz geçen hafta piyasaya çıkan Gecce Winter Guide'dan sonra şimdi de Türkiye'de ilk ve kendi dalında tek olan 'İstanbul Best Places 2007' dergisinin hazırlıklarıyla uğraşıyorum. Eee, kolay değil İstanbul'un en iyi mekânları seçmek ve dergide yer vermek. Ocak ayında 5. sayısını çıkaracağımız derginin içerisinde İstanbul'un en seçkin 250 markası yer alacak. Bu markalar arasında kimler yok kimler...

Gelelim çalışarak sönük geçen haftama. Ama hafta başı Ayşe Azizoğlu'nun Hunca kozmetik için Reina'da verdiği davete. Vallahi kimi arasanız oradaydı. Ayşe Azizoğlu bu işi iyi biliyor. Hunca kozmetik Allah"tan kesenin ağzını açmışta Hunca markasını tekrar kulaklarımıza duyurdu. Yılların firması Hunca kendini reklâm ve tanıtım anlamında o kadar geri çekti ki diğer markalar doğru piar ve reklâmlarla aldı başını gitti. Yazık oluyor vallahi bizim yerli markalarımızın unutulup gitmesine...


Gelelim sevgili Bülent Ersoy'a.. Bu hafta gazetelerde sürekli Bülent Hanım vardı. Hele Vatan gazetesinin Pazarvatan ekindeki Dilek Şanlı ile yaptığı röportaja hayret ettim. Giydiği kıyafetlerin kızlığını ilk Bülent Hanım bozuyormuş. Manşet bu. Vallahi bu kadar olmaz. Bu laf edilir mi Allah aşkına.. Yılların kültürlü bayanı kendini bilen konuşmasını bilen Bülent Hanım'a hiç yakıştıramadım doğrusu. Bülent Hanım'ın erkekliği tuttu herhalde; kıyafetlerin kızlığını bozuyor. Çoluk çocuk da okuyor bu haberleri ne düşünüyorlardır? Küçücük kafalarında bu kadın ne demek istedi acaba diyorlardır...

Gelelim Bülent Ersoy'un ikici haberine "Bülent Hanım bir günde iki trilyon harcadı.'' Lüks bir villa ve lüks bir arabaya yarım saate iki trilyon ödedi...
Habere bakın. Millet 250 YTL maaş ile geçinirken işsizlik had safhadayken. Bülent Ersoy yarım saatte iki trilyon harcıyor. Vallahi kendine hayran değil bu haberlerle düşman kazandıracak Bülent Hanım benden söylemesi.


Gelelim Tarkan'ın Ayşe Arman ile yaptığı röportaja başlık şöyle "Bu ülke beni ille gay yapacak.'' İlahi Tarkan görünen köy kılavuz istemez. Zamanında gazelerde boy boy fotoğraflarını gördük.. 'Üstelik adem kıyafetleriyle..' Ayrıca hakkında çıkan kitaplar, yapılan itiraf röportajlarına rağmen doğup büyüdüğün bu ülkeye beni zorla gay yapacaklar demen sana hiç yakışmıyor...

Çıkardığın son albümler tutmayınca gay konusu güncelleştirip popülerliğini sürdüren yine sensin. Ortaya bir konu atıp ondan sonra sırça köşküne nişanlın Bilge ile çekiliyorsun...

Gelelim sosyetik kadınlarımıza. Maşallah.. Nişantaşı sokaklarında kadınlardan önde çantaları gidiyor. Artık omuza da takılmıyor çantalar. Ellerde ve kendilerinden önde gidiyor. Yani Nişantaşı'nda bir çanta savaşı aldı başını gidiyor. Gazetecilere verilen fotoğraflarda çantalar neredeyse kafalarının üzerinde duracak. Bırakın artık bu işleri marka çanta savaşından çıkında biraz birey olarak kendinizi geliştirin. Kitap okuyun, sergilere gidin. Şu sosyetik müzayedeleri de bırakın. Yardım amaçlı düzenlenen yüzlerce kişilik davetlerde üç beş çanta parası toplanmaması ise işin ilginç tarafı...


YASAL UYARI: İçeriğin kopyalanması yasaktır. İçerik, sadece gecce’ye link verilerek kullanılabilir.Bunun dışında kopyalayanlar hakkında kanuni işlem yapılacaktır.

Bunlarda ilginizi çekebilir: