Özel bir menü

Leb-i Derya’da, genç şef Özhan Şivetoğlu’nun coğrafi işaretli, yöresel ürünlerle hazırladığı özel bir menüyü tattık. Yemeklerin tadı da takdimi de çok iyiydi.

Gurme Notları

Leb-i Derya, kadın milli basketbol takımı eski oyuncularından Handan Özbek’in, Beyoğlu’nda, Tünel’den Tophane’ye inen dik Kumbaracı Yokuşu’nda, tarihi bir binanın çatı katında açtığı bir lokanta. Kardeşi Ahmet Özbek ile geliştirdikleri lokantaya şimdilerde Selim Asena da destek veriyor.

Leb-i Derya “deniz dudağı, deniz kenarı, kıyı, sahil” demek. Çatı katının denizle ilgisi manzarası.
Dar merdivenlerle birinci kata, oradan asansör ile beşinci kata, oradan da gene merdiven ile çatı katına ulaşanlar nefis bir Boğaz manzarası ile sarsılıyor.


Markalaştıran işaret

Çatı katı kış için camla kapatılmış. Yaz aylarında camlar çıkarılıyormuş. Masalar çatının ön bölümüne yan yana sıralanmış. Manzaraya bakarak yemek yeniyor. Alkolsüz veya alkollü içecek ile yetinecek olanlar, yemek yemek istemeyenler çatının ön bölümündeki bar tezgahındaki yüksek iskemlelere tünüyor.

Daha önce de yazdığım bu lokantada geçen hafta “coğrafi işaretli ürünler” ile hazırlanmış, “bölgesine özgü” yemekler yedik.


Coğrafi işaret; yetiştirildikleri, üretildikleri yörenin özelliklerini taşıyan tarım ürünlerinin özelliklerini koruyarak yaşatılmasını ve pazarlanmasını hedef alan, ürünü bir anlamda markalaştıran bir işaret. Örneğin Kars gravyeri, Ezine peyniri gibi.

Türkiye’deki Metro Market, Toptancı Market coğrafi işaretli ürünleri ve yerel üreticileri destekliyor. Bu ürünlerin, üreticilerden mutfaklara ulaştırılması için çaba gösteriyor. Coğrafi işaretli ürünler özellikle lokantalarda, şefler için önem taşıyor. Çünkü kalite ve tatta devamlılık sağlıyor.

Leb-i Derya’nın genç şefi Özhan Şivetoğlu’nun coğrafi işaretli, yöresel ürünlerle hazırladığı özel bir menüyü tattık.

Kars tereyağı ve Erzincan tulum kreması ile Akhisar domat zeytin ezmesini, ev yapımı ekmeğimize sürerek yemeye başladık. Giriş tabağı kuru bakla ezmesi üzerine oturtulmuş Gelibolu sardalyası idi. Tabağın kenarı nar ekşili arpacık soğanı, kuzu kulağı, pırasa filizi ile süslenmişti. Tabak Ayvalık sızma zeytinyağı ile tatlandırılmıştı.

Midyat bulguru, firik ve maş fasulye ile hazırlanan ayran aşı, Afyon sucuğu yağı ve çıtır nane ile süslenmişti. Ayran aşından sonra, Karacadağ pirinci, küflü Obruk peyniri üzerine yatırılmış füme Çanakkale palamudu yendi.

Klasik yemekler de var

Beyaz Zile pekmezi ile hazırlanmış kuzu filetosuna Kayseri pastırmalı siyah fasulye ve Çubuk turşusu eşlik ediyordu. Tatlı olarak çıtır baklava yufkasına sarılı Antep fıstıklı helva yedik. Lavantalı dondurma ile yemek sona erdi.

Yemeklerin tadı da takdimi de çok iyiydi. Barış Karatepe ve Murat Akgün’ün servisi düzgündü.

Tekrarda yarar var. Bu anlatılanlar, “coğrafi işaretli ürünler ile hazırlanmış özel menü”nün yemekleri.

Leb-i Derya’nın menüsünde Türk ve yabancı müşterilerin beğendikleri klasik yemekler de var.

Yabancılar lokantanın özel yemeklerinden Boğaz kebabını, ballı, bademli, kayısılı pilav üstü tavuk eti ile hazırlanan Mahmudiye yemeğini, kuru patlıcan dolmasını ve levrek karpaçyoyu beğenirmiş. Başlangıçlar 30-35, rizotto ve makarnalar 40-45, ana yemekler 40-50, tatlılar 19 lira.
YASAL UYARI: Haberin kopyalanması yasaktır. Haber, sadece gecce’ye link verilerek kullanılabilir.Bunun dışında kopyalayanlar hakkında kanuni işlem yapılacaktır.

Bunlarda ilginizi çekebilir: