Orkide Ünsür ile Lamia- Kan Bağı'nı konuştuk!

Altınpost Yayıncılık’tan çıkardığı ilk kitabı Lamia- Kan Bağı için Orkide Ünsür ile bir kahve içimlik buluştuk.

Haftanın öne çıkanları

Kısa film ve belgesel çalışmaları ile tanıdığım yönetmen ve senarist Orkide Ünsür ile geçen yıl 51. Antalya Altın Portakal Film Festivali esnasında tanışmıştım.. Kitabının hazırlıklarını anlatırken bir yandan da sinemaya olan aşkını anlatmıştı bana filmler ve workshoplar arasında.

2011 yılında Toronto’da düzenlenen ‘’ WILD-sound Film Festivali 1Sayfa Senaryo Yarışması’’ da birincilik ödülünü almış bir sinemacı.

Onunla yeni kitabı ve yeni projeleri hakkında konuştuk.



- Sevgili Orkide, sinemayla uğraşıyorsun. Ödüllü kısa belgeselleri, kısa film senaryoları olan bir yönetmen ve senaristsin. Dizilerde, yapım şirketlerinde ve medyada çalıştığın dönemler de olmuş. Peki roman yazmak üstelik de böylesine farklı ve ilginç bir roman yazmak nereden aklına geldi?

Yazıyla aram her zaman iyidir ama sanırım roman yazmak için uygun ve doğru zaman ancak şimdi gelebildi. Biraz da cesaretlendirilip teşvik edilmem gerekiyormuş demek ki… Bunun için kalemime güvenen, yazılarımı seven yakın çevreme de teşekkür borçlu olduğumu söylemeliyim. Özellikle de sıkı bir dostumun ısrarı ve teşviki benim kitap yazma serüvenimde çok belirleyici oldu gerçekten.

Her şeyden önce ben zaten bir hikâye anlatıcısıyım. Bunu fotoğrafla da yapabilirim hareketli görüntülerle de…Senaryoyla da yapabilirim edebiyatla da... Belki biraz cüretkâr bir bakış ama en azından ben böyle hissediyorum.

Aslında projeyi ilk hayal ettiğimde, bunu bir uzun metraj film senaryosu olarak yazmayı düşünüyordum. Fakat konu kafamda gelişip şekillendikçe, projeyi roman olarak yazma fikri pek çok açıdan daha cazip gelmeye başladı. Üstelik roman yazarken hem kendimi daha özgür hissedecek, bütçe v.b. konularla kısıtlanmayacaktım hem de kelimelerle istediğim gibi oynayabilecek, kalemimi daha rahat konuşturabilecektim.

Öncelikle okuyuculara, yani kitapseverlere ulaşmayı arzuladım. Sonrasında gerek okuyucudan gerekse film sektöründen gelebilecek talepler doğrultusunda kitabın film hatta belki dizi için bile senaryolaştırılabilme imkânı doğabilirdi.

Romanı yazarken hep sanki film çekiyormuş gibi görüntüyle düşündüm ki bu zaten otomatik olarak böyle gelişiyor bende.


- Bize romanın konusundan biraz bahseder misin?

Lâmia- KAN BAĞI, on dokuzuncu yüzyıl sonunda ve ağırlıklı olarak İstanbul ve benim çok sevdiğim Prens Adaları’nda geçiyor. Ölüm döşeğindeki teyzesinden karanlık aile sırlarını öğrenen Lâmia adlı genç bir kızın babasını bulmak için çıktığı yolculukta, hem kendi doğası ve gerçeğiyle yüzleşmek durumunda kalmasını hem de hayatının aşkıyla karşılaşmasını konu ediniyor. Fantastik, gotik, romantik ve psikolojik öğeleri harmanlayan bir kitap bu. Hatta yer yer eğlenceli bölümler içerdiğini de eklemeliyim. Daha fazla anlatmayayım, okuyucular kendileri keşfetsinler ve sürprizlere açık olsunlar.

Yeri gelmişken, kurduğum hayalin ve yarattığım dünyanın okuyucuyla buluşmasına olanak tanıdıkları için Altınpost Yayınları’na, senin aracılığınla buradan teşekkür etmek isterim.

- Sence bu kitabı kimler okumalı ya da kimler okumaktan zevk alabilir?

Bence 18 yaş ve üzeri, belli bir eğitim seviyesinde olan her yaştan okuyucu bu romanı zevkle okuyacaktır. Çünkü kitapta hoşlarına gidecek, kendilerinden bir şeyler bulacakları satırlar mutlaka olacaktır. Şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki kitap, içinde yer alan karakterleri ve Türkiye’de bu türün konumu açısından öncü olma özellikleri taşıyor.

Ben bu romanı yalnızca Türk okuyucuları için yazmadım. Geniş ve büyük düşünüyorum. Zaten en büyük arzu ve hedeflerimden biri kitabın İngilizceye ve başka dillere çevrilmesi. Şimdiden sosyal medyadaki yabancı arkadaşlarımdan, bilhassa da Amerikalı ve Avrupalı arkadaşlarımdan sorular ve talepler gelmeye başladı. Bu benim için son derece heyecan ve mutluluk verici. Umarım bu hayalim günün birinde gerçekleşir.

- Bundan sonraki projelerin neler?

Yazmaya kesinlikle artık daha fazla ağırlık vereceğim. Zaten yeni roman projemin hazırlıklarına da başladım. Ama sinemanın gönlümdeki yeri her zaman ayrıdır ve imkânlarım elverdikçe film projelerimi de hayata geçirmeye çalışacağım.

Bunlarda ilginizi çekebilir: