AİLE, KIZLAR VE EĞLENCE!

Kenan Erçetingöz

Dün yazdığım, "karışık sosyete aldatması" haberindeki, "Şimdi, halkla ilişkiler müdürüyle olan, daha sonra da ortağı, dostu ve arkadaşının karısıyla birlikte olan, son olarak da karısı tarafından affedilen Ari Duek'in havasını düşünebiliyor musunuz? Vay vay vay.. Ne erkek, ne erkek? Altın kaplı erkek! Böyle kadınlar olduğu sürece, böyle erkekler olmaya devam edecektir.. Biliyorsunuz daha önce de toplama mal olmuş bir insan olan Hülya Avşar hanımefendi de, eşi Kaya Çilingiroğlu beyi affederek örnek bir davranış sergilemişti. Güzel örnek olmuş.." demiştim, hemen Kaya Çilingiroğlu aradı.

Meğerse iyi bir okurumuzmuş Kaya Bey.. "Dokundurmuşsun usta" dedi.. Örnekleme olduğunu anlattıktan sonra, iki erkek iyi kaynattık.. O benden daha tecrübeli biri olarak, (Muratoğlu ailesini iyi tanıyor, İrem Hanım'ı da Hillside zamanından benim gibi biliyor) olaydaki şaşkınlığını gizlemedi ve "bu ne usta ya böyle" dedi.. "Senin pabucun dama atıldı Kayacım" dedikten sonra, eğlence hayatının dejenerasyonunu ve küçük kadınları(!) konuştuk.

Zehra 7 yaşında olmuş.. Kaya da benim gibi maço.. "Çocuğa hayır demesini bileceksin, fazla şımartmayacaksın" dedi.. Aynen öyle.. Anneler, çocuklar üzülmesin, "bir şey olmaz" diyerek her şeye izin veriyorlar. "Benim kızım yapmaz" diyorlar. Tabii ki yapmaz ama ortam kötü.. Arkadaşlık kötü, sapıklık kötü.. Happy Hour'larda içilenler meyve suyu değil. İçlerinde votka var, hem de ciddi votka.. "Aman anne bir şey olmaz. Bak Neslihan da içiyor" cümlesinden sonra verilen izinler, "bir kereden bir şey olmaz" mantıklarıyla genişleyen çevre ve diğer kız arkadaşların yanında ezik kalmama, anne kuzusu olmama hevesiyle ortamın içine giriliyor!

"Allah korusun" diyor Kaya.. Eşi Hülya Avşar ile sürekli bu konuları konuşuyorlarmış. Malüm en güzel örnek Helin Avşar.. Bu kadar özgürlük iyi mi, kötü mü bilemem.. O Helin'in bileceği iş..

Tabii ki eğlenilecek, gezilecek, bikini de giyilecek, seks de yapılacak vs. ama hepsinin yeri ve ortamı ve güzelliği ve ahengi olması lazım. İpin ucu kaçtı mı kaçar.. Tutamazsın..

Kızım bir gün Türkbükü'nde bir kız arkadaşını eve getirdi. Kız henüz 15 yaşında ama süslü-püslü.. Akşam Divan Palmira'ya falan gideceklermiş.. Bizimki de süslenmiş-püslenmiş vs.. ama mümkün değil, izin yok.. Neyse efendim, kıza "anen-baban Türkbükü'nde mi tanışalım" dedim.. Hoca'nın Yeri'nde oturuyorlarmış. "Ne yapıyorlar orada?" dedim, "Beni bekliyorlar" dedi.. "Nasıl yani?" dedikten sonra, olay anlaşıldı. Aile Güvercinlik'te oturuyormuş ve her sabah dolmuşla Türkbükü'ne kızlarını getirip bırakıyorlar, gecce 01.00, 02.00'ye kadar da Hoca'nın Yeri'nde, orada burada kızlarını bekleyip alıp gidiyorlarmış. Her gün..

Aile ile tanıştım, konuyu açtım, anne dertli.. "Ne yapayım Kenan Bey, her gün evden kaçarım diye tehdit ediyor, bağırıyor çağırıyor, benim de gezmeğe hakkım var diyor, ana yüreği mecburuz"...

Acı bir tablo.. Tabii ben bir daha kızımı görüştürmedim.. Ama Kaya Çilingiroğlu'nunda dediği gibi çocukların her dediğine evet demek çözüm değil.. 15 yaşındaki bir kız bu yaşta tehditle sabahlara kadar geziyorsa, yarın öbür gün neler yapmaz.. Bilemiyorum, böyle durumlarda ben hemen atasözlerine sığınırım. Ağaç yaşken eğilir, kızını dövmeyen dizini döver vs. vs..

Yazdığım düşünceler kesinle beni bağlar. "Sizde böyle yapın" demek haddim değil.. Aman yanlış anlaşılmasın. Ben sadece gezen ve çok şey gören bir baba olarak düşüncelerimi yazabilirim. Belki faydası olur, olmaz onu bilemem..
YASAL UYARI: İçeriğin kopyalanması yasaktır. İçerik, sadece gecce’ye link verilerek kullanılabilir.Bunun dışında kopyalayanlar hakkında kanuni işlem yapılacaktır.

Bunlarda ilginizi çekebilir: