Berlin, Frankfurt, Köln ve Düsseldorf turnesi!

Çok uzun yıllar önce Sezen Aksu ve Tarkan turnesini Sabah Gazetesi adına Almanya’yı gezerek yapmıştım. Müthişti.

Kenan Erçetingöz

Daha sonra “Cartel, bir numara” efsanesinin ilk röportajını da Almanya’da yapmıştım. Olaydı..


Yıllar sonra yine Almanya turnesine çıktım. Berlin, Frankfurt, Köln ve Düssedorf..

İzlenimlerime geçmeden önce seyahatin başından, İstanbul’dan başlayayım.

İstanbul Yeni Havalimanı.. Devasa bir tesis.. Çok güzel ama çok büyük. Gösterişli ama yorucu.. Yürü yürü bitmiyor..

Atatürk Havalimanı, küçüktü ama daha kullanışlıydı. Tav Passport kartımızla seyahatlerimiz keyifle geçiyor, havaalanları çile olmaktan çıkıyordu.

Yeni havaalanında Tav Passport kart yok maalesef. İGA Pass kart var.

Çok sık seyahat ettiğim için, İGA Pass Premium kart aldım. Az buz para değil vallahi. 940 Euro yıllık!

Yılda 10 kez lüks araçlarla transfer, hızlı geçiş, öncelikli check in, lounge, buggy, vale-otopark gibi kolaylık sunuyor diye aldım. Ben özellikle “yürü yürü bitmeyen” alanda buggy hizmetinden faydalanmak için almıştım kartı.

Almanya seyahatimde İGA Pass’la ilk deneyimi yaşamak istedim. Transferde lüks araç yerine, 6 kişilik minibüs geldi!

Transferman olan araç kullanıcısının İGA Pass Premium kartla ilgili hiçbir bilgisi yok! Ayrıcalıklı kapıyı bile bilmiyor maalesef!

Dönüş transferimde de başka bir sorun yaşadım! Transferman değişmiş, bekleyecekmişim!

Bindim taksiye geldim evime! Taksi faturasını da İGA Pass’a gönderdim. Özür dileyerek taksi ücretini ödediler sağ olsunlar.

Buradaki sorun şu;

İstanbul Yeni Havalimanı’nda geçerli olan İGA Pass büyük bir organizasyon ama araçlar taşeron firmaya verildiği için, kimsenin böyle büyük bir organizasyondan haberi yok!

İGA Pass yöneticilerinin bu konuya acilen çözüm bulmaları ve kart sahiplerini mağdur etmemeleri gerekiyor!

* * *

Almanya soğuk bir ülke. Ben fazla sevemedim. Pasaport polisleri de öyle, restoranda çalışanları da öyle. Güler yüzlü değiller.

Allah’tan her tarafta, takside, markette, restoranda çalışan o kadar çok Türk var ki, yabancılık hissetmiyorsunuz.


Berlin’e niye gittik? Karaca mağazasının açılışına gittik.

Karaca, Türkiye’de kaydettiği büyümenin yanı sıra Avrupa’da da atılımlarına devam ediyor. Almanya’da Köln ve Manheim’da 2 mağazası bulunan Karaca üçüncü mağazasını da 26 Kasım’da Berlin Gropius Passagen AVM’de açtı.

Türkiye’de mutfak ve sofra sektörünün önde gelen markalarından olan ve çatısı altında Karaca Home, Emsan, Jumbo ve CookPlus’ı bulunan Karaca Grubu, hem Türkiye’de hem de yurt dışında atakta… Almanya’da üçüncü mağazasını açan Karaca, 3 kıtada, 16 ülkede mağazalarıyla hizmet veriyor.

Dünyaya açılan Türk markaları ile gurur duyuyorum. Başka bir ülkede çok zor bir operasyon gerçekleştiriyorlar, Türk bayrağını dalgalandırıyorlar. Tebrik ediyorum.

Almanya’nın Berlin şehrinde hizmete açılan Karaca mağazasında da yüzlerce ürün yer alıyor. Takım ve tekli yemek takımları, pasta takımları, bardaklar, çatal-bıçak takımları, sofrada ihtiyaç duyulabilecek yardımcı ve dekoratif ürünler, küçük ev aletleri ve pişirme ürünleri ve Karaca Home’un benzersiz yatak odası takımlarına kadar ihtiyaç duyulabilecek tüm ürünler Almanya’daki Karaca mağazalarında bulunuyor. En çok tercih edilenler arasında olan Joseph Joseph, Kitchen Aid, Le Creuset, Victorinox ürünlerine Almanya’daki Karaca mağazalarında ulaşılabiliyor.

Almanya’da yaşayan Türk vatandaşlar için bulunmaz bir fırsat bu. Ama ben Berlin Karaca mağazasını gezerken, birçok Alman vatandaşın da mağazadan alış veriş yaptığını gördüm. Kalite ve uygun fiyat bir araya gelince Almanlar kaçırmaz.


Mağazayı gezerken Kenan Kafası’yla da Berlin’de yaşayan iki Türk aileye Karaca Kahve Makinesi hediye ettim.

Berlin Westin Otel’de kaldık. Aman aman öyle iyi bir otel değildi ama iki gecce kalacağımız için sorun da değildi. Akşam yemeği için Hugo's Restoran'ı tercih ettik.

Ertesi gün The Grand Berlin Restoran’daki öğle yemeğini iptal edip, Berlin’in en iyi dönercisi diye tavsiye aldığımız İmren restoranda ekmek arası döner yedik. Ev yemekleri, pide, lahmacun ne ararsanız vardı İmren’de. İkinci gün akşam yemeği için Savu restoranı tercih ettik.


Ertesi gün Frankfurt’a uçup, oradan arabayla Köln’e geçtik. Rhein Center / Weiden’deki Karaca mağazasına uğradık, tıklım tıklımdı. Beni görmeye bir çok Instagram takipçim geldi. Fotoğraflar çektik, sohbet ettik. Köln Karaca mağazasından da çok güzel iki çaydanlık takımı hediye ettim. Köln’ün en meşhur Dom kilisesini gezdikten sonra Düsseldorf’a geçtik.


Nehir kenarındaki Düsseldorf Hyatt Regency Otel’de konakladık. Akşam yemeği içinde Fritz's Frau Franzi restoranı tercih ettik.

Kısa ama doyurucu bir Almanya gezisi oldu. Pazar günü de tüm AVM ve mağazaların kapalı olduğu Düsseldorf’tan dan THY ile İstanbul’a uçtuk ama..

Düsseldorf Havaalanında rötarla karşılaştık!

Rötar her havayolu şirketinde olabilir. Benim anlamadığım ekrana yazılmaması! Yolcular salonda koyun gibi bekliyor! Kimsenin sesi çıkmıyor! THY yer hizmetlerindeki hanımefendiye soruyorum, “Benim elimde olan bir şey değil” diyor! Senin elinde değilse, müdürüne söyle, anons ettirsin, ekrana yazdırsın, yolcular da kaç dakika rötar olduğunu bilsin!

Ben bu konuyu kendi Instagram hikayemden paylaşınca meğer ne çok dertli vatandaş varmış Almanya’da! Sadece Almanya değil, tüm Avrupa da yaşayan Türkler THY’den bezmişler!

Benim yaşadığım olay gibi durumlarla çok karşılaştıklarını ama havaalanında THY’den muhatap bulamadıkları, bulduklarının ise kendileriyle muhatap olmadıklarını belirtiler. Ayrıca tatil ve yaz sezonunda bilet fiyatlarının çok fazla arttığından şikayet ettiler. Bu sebeple çoğu vatandaş arabayla Türkiye’ye seyahat ediyormuş.

İnşallah THY, yurt dışında yaşayan vatandaşların şikayetlerine kulak verir ve çözüm üretir.

Düsseldorf’tan İstanbul Yeni havalimanına indik ama ortada yine buggy yok! Yürü Allah yürü..

Bunlarda ilginizi çekebilir: