CAN TANRIYAR MUHABİR Mİ?

Kenan Erçetingöz

Bugün gazete köşe yazarlarının yazılarındaki bazı noktalara değineceğim. Önce Fatih Altaylı Bey'in yazısının içindeki bir detaydan bahsetmek istiyorum.

Fatih Altaylı, bugünkü Bülent Ersoy'la ilgili yazısının içinde diyor ki;

"Bu arada dün Sevgili Yılmaz Özdil " Can Tanrıyar'ı bir gazetenin Ankara temsilcisi yapmak lazım. Bombayı patlattı" diye yazmış.
Bence yanılıyor. Can Tanrıyar benim muhabirim olsa kovardım. Çünkü Bülent Ersoy'un sözlerinden anlıyoruz ki, bu röportaj aylar önce yapılmış.
Böylesi bir bomba aylarca niye saklanır, anlamak mümkün değil.."

Hakaret etmeyi sanat edinmiş olan Fatih Altaylı, Can Tanrıyar'ın 25 yıllık gazeteci-televizyoncu olduğunu bile bile, "benim muhabirim olsa kovardım" diyor..

Altaylı ile Tanrıyar hiç sevişmezler! Hatta, Fatih Altaylı Kanal D Haber Müdürü iken ciddi kapışmışlardı. Altaylı şimdi fırsat bulmuşken sözüm ona Can Tanrıyar'ı aşağılamaya çalışıyor!

* * *

Hürriyet yazarı Ahmet Hakan, bugün "Bülent Ersoy olayının "en"leri"ni yazmış ve birinci sırada "en iyi espri" olarak şunu belirtmiş;

"EN İYİ ESPRİ: Kim ne derse desin, konuyla ilgili en iyi espriyi Mustafa Sarıgül patlattı: 'Allah'ın sopası yok ama Bülent Ersoy'un var.' İyi düşünülmüş, zekice kurgulanmış ve çeşitli anlam katmanlarına sahip bir dokundurma bu. Bülent Ersoy'un iddialarına sahip çıkma yanlışına düşmeyen Sarıgül, Baykal'a şu mesajı veriyor: 'Bana iftira attın ama karşılığını nasıl da aldın.' Sarıgül'ün 'dokundurması'nın diğer anlam katmanlarına ise dilerseniz hiç girmeyelim."

Peki Ahmet Hakan şunu hiç düşünmemiş mi acaba?

Biliyorsunuz, Mustafa Sarıgül bir zamanlar "Ben Metroseksüel değilim" diyerek, adının "metroseksüel başkan" olarak anılmasına yol açmıştı.

Şu Allah'ın işine bakın; Metroseksüel başkan, "Allah'ın sopası yok, Bülent Ersoy'un var" diyerek, Allah'tan değil, transeksüel birinden medet umuyor!

* * *

Bekir Coşkun, "İKTİDARIN belediyeleri içki satışını yasaklamaya yavaş yavaş başladılar." demiş..
Biz bu konuyu aylar öncesinden hızlı hızlı yazdık ama anlatamadık..
Bir taraftan belediyeler zaten kalmayan dandik içkilerin satışını yasaklıyor, diğer taraftan hükümet ülkeye içki girişini yasaklıyor!
Magazini sevmeyen ciddi köşe yazarları konu bulmakta zorlandıkları için hala Bülent Ersoy konusunu yaza dursun, iktidarın belediyeleri yakında mayoyla denize girmeyi de yasaklayacak.. Her türlü ruhsat verme işi belediyelere geçti.. Göreceksiniz bak, yakında neler olacak? Bunlar daha iyi günler..
* * *

Bir yorumda "baltalı şoför"le ilgili yapayım.. Hani televizyon haberlerinde izleyince tüylerimizin ürperdiği baltalı bir şöför vardı.. Karı-koca havaalanına giderken başka bir araçla tartışıyorlar ve araçtan çıkan adam da baltayla saldırıyordu. Sonra da baltalı şoför, Havaalanı kapısındaki polislere rağmen kaçmayı başarmıştı.

Hah, işte o olay.. Şoför yakalanmış.. Helal olsun değil mi? Yakalanmış ama bu kez de şikayetçi olan çıkmadığı için serbest bırakılmış.. Eee, aferin yani..
YASAL UYARI: İçeriğin kopyalanması yasaktır. İçerik, sadece gecce’ye link verilerek kullanılabilir.Bunun dışında kopyalayanlar hakkında kanuni işlem yapılacaktır.

Bunlarda ilginizi çekebilir: