SKYFALL-JAMES BOND İSTANBUL!

Filmin başındaki Kapalıçarşı aksiyon sahnelerini çekecek bir Türk yönetmen çıksın dişimi kırarım.

Kenan Erçetingöz

Kapalıçarşı yıllardır orada duruyor ama bir tek Allah'ın kulu Türk yönetmen Skyfall'daki gibi aksiyon çekemiyor, çekemez! Bizimkiler çekse çekse harem çeker, kadın göğsü çeker, 'Muhteşem Yüzyıl'ı çeker, olmadı bir de onun taklidi 'Harem'i çeker.

Skyfall filminin jenereğini yapacak bir Türk sinemacı çıksın kafamı kırarım. Filme sırf o jenerik için, jeneriği görmek için gidilir. O nasıl bir jeneriktir, o jeneriği yapan beyin hangi dünyanın beynidir, o nasıl bir kafadır öyle..

Türk sinemasını aşağılamak için yazmıyorum ama biraz dünyada yapılanları görmek lazım. Adamlar yapıyor, şapka çıkartmak lazım. Bizim sinemacılarında kendilerini tatmin etmekten vazgeçmeleri lazım!

Skyfall, Arap müzikleriyle bezenmiş, Kapalıçarşı pazar görüntülerindeki İstanbul'la ilgisi olmayan ama muhteşem bir aksiyonla başlıyor, sonrasında James Bond trende vurularak düşüyor. Tren sahneleri Adana'dan ama çok güzel şekilde İstanbul'a bağlanmış..

Oysa İstanbul, James Bond'un yazarı olan İan Fleming'in favori şehriydi. Ölmeden önce İstanbul'u ziyaret etmişti. Ama Skyfall'da bizim İstanbul yok!

Filmde, ilk 10 dakika "Vay anasını be" dedirtiyor. Müthiş bir aksiyon var. Film jeneriği ise olayı bambaşka bir boyuta taşıyor. Ama sonrasında sıradan bildik bir hikaye süslenmiş-püslenmiş ve güzel çekimlerle seyirciye sunulmuş.

Cuma akşamı Beyaz TV'deki çekimlerden çıktım eve geçerken birden Etiler Alkent sinemasına tek başıma giriverdim. Dünyada böyle bir sinema yoktur herhalde. Ev gibi, evimiz gibi. Evin salonu gibi. Güler yüzlü personel, dört dörtlük hizmet, harika bir sinema. Beklerken Wox'un barında içkimi yudumladım, "Love Seat" denilen iki kişilik koltukta keyif çattım. Sinema denilince aklıma hep Etiler Alkent Sineması gelir, kendimi evde gibi hissederim. Tavsiye ederim.

Bu arada Wox restoran bir yıl olmuş açılalı. 17 Kasım'da birinci yıl davetleri varmış. Çok şık bir restoran olmuş. Bir akşam yemek yiyince detaylı yazacağım.

Skyfall'a dönecek olursak, filmin İstanbul'la, Adana ile ilgisi yok. Ne İstanbul yazılıyor ne Adana ne de Fethiye.. Sadece bir kez konuşmalarda İstanbul adı geçiyor.

Oysa Şanghay çekimleri sırasında şehrin gecce görüntüsü insanı büyülüyor. Bizim Turizm Bakanlığı'nın hatası, bu tip filmlere izin verirken ücret almasınlar ama İstanbul Boğazı'nın, köprülerin, yalıların genel görüntüsünü koyma şartı getirsinler. Yoksa böyle Skyfall'da olduğu gibi "Aptal" durumuna düşeriz! Çünkü ortada ne İstanbul var, ne Boğaz.. Arap müziği var ve 2-3 Türkçe cümle var.

"Eşşeoğlu", "hop, hop, hop" ve "sorun değil"...

"Eşşeoğlu" ve "hop, hop, hop" Kapalıçarşı aksiyon sahnelerinde söyleniyor, "sorun değil" lafı ise Fethiye'de kumsaldaki bir barda, bond içki alıyor para veriyor ama bizim garson para için "sorun değil" diyor. Tipik Türk misafirperverliği...

Filmin en ilginç sahnesi ise Fethiye'deki barda içilen akrepli içki?

Bond'un elinde içki bardağı, elinin üzerinde ise bir akrep.

Kafaya diker dikmez akrebi tezgaha bırakıp bardağı üzerine geçiriyor.

Elin üzerinde akreple içki içmek bir meydan okuma, cesaret göstergesiymiş.

Shot içerken elin titrerse akrep seni sokar, titremezse sen akrebi yenmiş olup bardakla üstünü kapatırsın.

Bizim Adana-Fethiye kültüründe böyle akrepli içme şekli var mı bilmiyorum. Mehmet Yaşin'e sormam lazım. Ama denemenizi hiç tavsiye etmem!

Adamlar filmi evrensel yapıyor. İskoçya sahnelerini görmeniz lazım. İnsanı alıp götürüyor. Aslında senaryo ahım şahım değil ama çekimler ve yerler muhteşem. Aksiyon sahneleri muhteşem. Adamların hakkını veriyorlar. Ve o yüzden dünyada hasılat rekorları kırıyor..

James Bond serilerini ilk defa bir oscarlı yönetmen olan Sam Mendes cektıi. Fark yarattığı belli. Diğer Bond serisinden çok farklı. Martini, seksi kadınlar, son model lüks arabalar yoktu.

Bir de şunu anlamıyorum ben. Filmde +13 yazıyor zaten, hala sevişme sahneleri ne diye kesilir ve gösterilmez inanilacak şey değil. Bu kadar eğitimsiz ve zavallı mıyız biz! O zaman +13 yazmaya ne gerek var? Sevişme sahnelerini keserek mi Türk gençliğini eğiteceksiniz anlamadım gitti!

Daniel Craig abimizin de yaşlandıkça karizma katsayısı artıyor. Vücut hala süper. Sinemanın girişinde kadın, eşine "Bond filmine giriyorsun elinde kocaman patlamış mısır kovası. Utanmıyor musun adam sen?" dedi ve barmene döndü: "Bana bir Bond martinisi versene"...
YASAL UYARI: İçeriğin kopyalanması yasaktır. İçerik, sadece gecce’ye link verilerek kullanılabilir.Bunun dışında kopyalayanlar hakkında kanuni işlem yapılacaktır.

Bunlarda ilginizi çekebilir: