Boğazın Göz Bebeklerinden Bir Lezzet Klasiği: Taç Balık

Bir kez gidenin, neden hemen müdavimi haline geldiğini, yerinde anlamak için Beykoz Çubuklu'daki Taç Balık'dayım bu hafta...

MS. GURME

Bir yanı geniş bir görüş açısıyla Boğaz'a bakan, bir yanı ormanlık alan, hemen deniz kıyısında ve asırlık manolya ağaçlarının gölgesinde, eşsiz bir lokasyona sahip bir restoran burası. Hatta bina boyundaki bu manolya ağaçlarından biri, özenle korunmaya alınmış şekilde, bizzat restoranın içinden geçiyor.



180-200 kişilik kapalı bölümü, duvarlarında marin temalı aksesuarlar bulunan, deniz mavisi ve ahşap ağırlıklı bir dekorasyona sahip. Buna ilaveten, bahar ve yaz ayları boyunca hizmet veren 150 kişilik, yine aynı manzaraya hakim, gün batımının güzelliği ve geceleri ay ışığının denizdeki yansımalarıyla büyüleneceğiniz, ıhlamur ağaçları altında, temiz ve bol oksijenli havasıyla, bir de açık bahçe bölümü mevcut.


"Taç Restaurant" olarak kurulduğu 1989'dan bu yana, sunduğu lezzetlerle ve özenli servisiyle, kendilerini sevdirerek, bu benzersiz Boğaz keyfine yaraşır şekilde balık alanında uzmanlaşmış ve "Taç Balık" adını almışlar. "Balık her zaman, her yerde yenebilir, bir de ara sıcaklarımızı deneyin" diyen Yüksel Bey, müşteriye hizmet verilirken değil, esasında malzeme tedariği yapılırken kazanılmasının doğru olduğunu kendisine ilke edinmiş ve genç yaşlarından beri restorancılıkla ilgilenen bir işletmeci. Müşteri memnuniyetine ve en taze ürünlerin kullanılmasına çok değer verdiği için, her an işinin başında ve tüm aşamalarıyla bizzat ilgileniyor.


Sıcak bir karşılama ile girdiğim mekanda, her masadan Boğaz'ın başka açıdan güzelliğine şahit olunduğunu fark edince, seçim yapmakta zorlandım gerçekten. Şehrin karmaşasından uzaklaşmak için birebir, insana huzur veren, dingin ve muhteşem bir manzarası var. İstanbul'un her yerinden, özellikle de Acar Kent ve Beykoz Konaklarından çok fazla müdavimleri varmış doğal olarak.


Yeni ve farklı lezzetler keşfederek, müdavimlerine de her gün farklı tatlar sunmak için kendini geliştiren, yaratıcı bir ekibe sahip ve zengin bir menüsü bulunan bu mekanın, mezeleri için, Anadolu Mutfağı ile deniz ürünlerinin başarılı bir sentezi diyebilirim sanırım.

Karidesli mantı, deniz ürünlü fettuccine, balık külbastı, deniz ürünlerinden yapılan balık kokoreç gibi, her balıkçıda görmeye aşina olmadığımız lezzetler sunuyorlar. Dolayısıyla eğer siz de benim gibi "Balıktan ziyade, deniz mahsülü mezeleri seviyorum" diyenlerdenseniz, işte aradığınız yer tam da burası! Başta Emin Bey olmak üzere, neyi, ne zaman servis edeceklerini çok iyi bilen bir ekipleri var.

Ekmeklerini de kendileri yapan restoranın, özellikle başka yerde kolay kolay bulamayacağınız, pastırmalı mısır ekmeğini denemelisiniz bence.


Arzu ederseniz salatalardan siz de benim gibi, beyaz peynir, siyah zeytin ve kırmızı biberle hazırladıkları ve tam bir vitamin deposu sayılabilecek "Çiğ Isırgan Otu Salatası" ile başlayabilir ya da Patlıcan Salatası, Semizotu Salatası, Roka Salatası, Deniz Börülcesi, Karides Söğüş, Enginar Kalbi, Lakerda, Ahtapot Söğüş, Somon Füme veya Şefin Salatası gibi soğuk başlangıçlar arasından seçim yapabilirsiniz. Aman soğuk mezelerle kendinizi doyurmayın, çünkü ara sıcaklar tam bir efsane:)



Kendilerine özgü ara sıcaklardan ilk denediğim, hamuru ıspanakla yoğurulduğu için rengi yeşil olan, içi karides dolgulu "Ispanaklı Karidesli Mantı". Tereyağında kavrulmuş, kıtır kıtır bir lezzet. Yoğurt sosunda servis ediliyor ve hakkını vermek için sıcak sıcak tüketilmesi gerekiyor.


Bir diğer özel lezzet de Beğendili Levrek... Aynen Hünkar Beğendi mantığında, patlıcanlar közlenip, çırpılıp, eziliyor. Levrek de kuşbaşı doğranıp, tereyağında arpacık soğan, çarliston biber, sarımsak ve köri ile kavruluyor. Sonrasında Beğendi yatağında, güveçte servis ediliyor.


Bilindik kokoreçin aksine, bağırsakla değil, balıkla yaptıkları Kokoreçleri ise, baharatlarla çeşnilendirilmiş, yine değişik ve güzel bir alternatif. Çok az tuz ilavesiyle tam istediğim gibi bir lezzete dönüşen bu mezeye kesinlikle şans verilmeli.


Masanın yıldızlarından bir diğeri ise Levrek Dolması oldu. Hem içinde, hem dışında pazı, ısırgan otu ve ıspanak üçlüsü bulunan bu dolma gerçekten harika bir ara sıcak olmuş.

Derken, Ahtapot Tandır'a geldi sıra... Alüminyum folyo içinde bir kat da yağlı kağıt kullanılarak, içinde tereyağ, arpacık soğan, cherry domates ve sarımsakla fırında pişirilen bu ahtapot, pişirilme tekniği yanında, ahtapotun da en kalitelisini kullandıkları için yumuşacık ve damak çatlatan bir lezzette.


Aralarında ayrıca Deniz mahsullu Fettuccine, Balık Adana, Balık Köftesi, Erişteli ve Deniz Börülceli Jumbo Karides, Kalamar Tava, Balık Böreği gibi daha pek çok alternatif bulunan ara sıcaklarıyla balık severlerin gözdesi haline gelmiş Taç Balık'ta, mevsim balıklarından aklınıza her gelen, en taze şekliyle sunuluyor.

O gün denediklerimden, kırlangıçgillerden Lipsos, tam benim ağız tadıma uygun, bembeyaz etli, yumuşacık bir balıktı. Çinekop da, Lipsos da, masayla ilgilenen garsonlar tarafından, özenle kılçıklarından ayrılarak servis edildi ki, balık yemeye üşenenlerin en çok çekindiği şey, doğru şekilde ve zahmetsizce ayıklanması kısmı sanırım.



Tatlısız final yapamayanlar için söyleyeyim, Fırında Helva, Ayva Tatlısı, Kabak Tatlısı gibi çeşit çeşit tatlıları var. Çikolata severler, vanilyalı dondurmayla sunulan Çikolatalı Volkanik tatlısını sevebilir. Ben, kendi tadına ilave yapılmadan, tereyağında kavrularak, yanında dondurmasıyla ılık halde sunulan Hurma Tatlısını özellikle çok beğendim.


Haftasonları bakıcı gözetiminde oyunlar oynatılan bir Çocuk Odası ve dışarıda kendilerine ait, mini bir çocuk parkı da mevcut. Bu sayede çocuklar kendi alanlarında gönlünce eğlenirken, hem anne-babalar, hem diğer misafirler, sakin ve huzurlu bir ortamda yemek ve manzaranın keyfini doyasıya çıkarabiliyorlar.

Taç Balık'ta; yiyeceğiniz balığın fiyatına ve yanında alınan içeceklere göre değişen, kişi başı yaklaşık 80-120 arası bir hesap ödeniyor. Burada "illa şunlar da yenecek" diye bir zorlama yok ve insan isterse "sadece salata-balık yeyip 35 TL'ye de çıkabilir tabi" diyorlar.

Doğumgünü, yıl dönümü, şirket yemeği gibi özel günlerinizi de kutlayabileceğiniz, işini severek yapan ekibi tarafından evinizde gibi ağarlanacağınız mekanda, arzu edilirse, zengin içerikli 120-130 TL'lik fiks menülerden de tercih edilebiliyor.


70 araçlık otoparka sahip mekanda, vale parking hizmeti de sunuluyor. Ayrıca Emirgan-Kanlıca arası çalışan teknelerle gelmek isteyen müşterilerinin ulaşımını da kolaylaştırmak için, dükkanın özel aracı ile Kanlıca'dan alıp, sonrasında yine kalkış yerine bırakabiliyorlarmış.

"Taç" ismine uygun şekilde, kral sofralarına yakışır lezzetler sunan Taç Balık; İstanbul Boğazı’nın dillere destan güzelliğine, deniz mahsüllerine, lezzete, sohbete, sakinliğe ve güleryüzlü hizmete değer veren herkesin memnun kalacağı bir restaurant.

Bunlarda ilginizi çekebilir: