Deniz Perisinin Lezzet Sırları... Calipso

Homeros'un "Odysseia Destanı"nda adı geçen ve gemicilere yol göstermesi, fırtınada batan gemileri kurtarması ve deniz canlılarına hükmetmesiyle meşhur, gizemli Deniz Perisi Calipso'nun adı Yunanca'da "gizlemek " anlamına gelen "kalyptein"'den türetilmiş.

MS. GURME

İşte ben de, sizler için o çok gizli lezzet sırlarını keşfetmek adına, bu Okyanus Tanrıçası'nın adı verilen "Calipso Fish ve Ege Mutfağı"ndayım bu hafta.


Bu işe gönül vermiş ve her şeyin en iyisi olması için özen gösteren iki ortak; Ziya Kaçar ve Veli Şahin'in sektördeki 28 yıllık tecrübe, bilgi ve birikimlerini yeni mekanlarına aktarma kararıyla 1,5 ay kadar önce hayata geçirdikleri Calipso Fish ve Ege Mutfağı, hemen Bostancı Sahili bitişiğinde, Küçükyalı'daki Evlendirme Dairesi'nin yanında yer alıyor.


Tamamında modern bir dekorasyonun ve havadar bir atmosferin hakim olduğu kapalı bölümü yanında, yine geniş ve ferah bir kış bahçesi ve yazın kullanıma açılan bir de bahçe kısmı bulunan restoran, yaklaşık 200 kişiye hizmet veriyor.




Deri koltuklarla döşenmiş, şömineli bölümü, birbirinden lezzetli yemeklerin üzerine, köpüklü kahvelerini, sıcacık bir ambiyansta yudumlamak isteyen misafirlerin sohbetlerini daha da keyifli kılmak için tasarlanmış adeta.


Ücretsiz vale hizmeti de sunulan mekanın, 50 araçlık otoparkı olduğundan, park sorunu bulunmuyor.



İstanbul gastronomi dünyasına renk katmak için yola çıkan Calipso'nun en önemli özelliklerinden biri; içinde Taş Fırın da bulunan Açık Mutfakları ve bu sayede ortaya çıkardıkları eşsiz lezzetler...


Mutfağında, bir balık restoranında pek sık karşılaşma imkanı bulamayacağımız bir "Taş Fırın" kullanılan Calipso, özellikle burada pişirdikleri Kalkan Tandır'ı ile efsane olmuş. O kadar çok sevilmiş ve talep görmüş ki, kısa sürede özellikle Kalkan Tandır yemeye gelen müdavimleri oluşmuş. Buğulama ve Tuzda Balık da yine taş fırından çıkan efsane lezzetlerden...


Izgara, Tava ve Buğulama balık konusunda iddialı bir mutfağa sahip olan Calipso Restaurant'da kullanılan tüm yeşilliklerde ve balıklarda, doğallık ve tazeliğe çok önem veriliyor. Bu sebeple göbek, roka, kıvırcık gibi yeşillikler için, özel bir organik tarım ağı kurmuşlar ve hepsini Yalova-İznik Gölü arasında yer alan, Orhangazi bölgesinde organik tarım tekniğiyle ürettirip, Ege otlarını Ayvalık'tan temin ederken, çiftlik balığı kullanmayıp, Türkiye’nin her yerinden taze deniz balığı getirtiyorlar.


Sadece bir balık restoranı değil, aynı zamanda Ege mutfağından lezzetleriyle, farklı damak zevklerine hitap eden 75 çeşit meze, 25 çeşit ara sıcak ve mevsimin tüm taze balık çeşitleri bulunan zengin mönüsüyle bile yetinmeyen Calipso, ayrıca her gün ustalarına yeni ürünler geliştirmesi için zaman ve olanaklar sağlayan bir de Ar-Ge mutfak projesi yürütüyor ve bu sayede test ederek, onayladıkları yeni mezelerini de mevsimsel olarak mönülerine ekliyorlarmış.

Çocuklu aileler için olduğu kadar, bence sakin ve huzurlu bir ortamda yemek yemeyi fazlasıyla hak eden çocuksuz müşteriler için de büyük önem taşıyan, bol aktiviteli bir Çocuk Oyun Odası'nın olması harika. Özellikle de yanlarında bir Oyun Ablası bulunması ve anne-babalar, masalarında rahatça yemeklerini yerken, akıllarının çocuklarında kalmaması için karşılarındaki plazma ekranlardan, oyun odasını izleyebilme imkanı sunulmuş olması da yine büyük bir avantaj.


Size Calipso'da deneyimlediğim lezzetlerden de biraz bahsetmek isterim.

İstiridye formundaki büyüklü küçüklü porselen bir set ile şık ve özenli bir şekilde sunulan başlangıçlardan ilki, sıcak halde ve sarımsaklı yoğurtla servis edilen Haşlanmış Ege Otları...


İçinde Lagos balığı, fesleğen ve sebzeler bulunan Balık Ezmesi; közde patlıcan ve közde domates sosla, yoğurdun harmanlanmasıyla ortaya çıkan Köpoğlu, terbiye işleminden geçirilerek üstündeki soğanların acılığı alındıktan sonra sunulan Fesleğenli Levrek; içinde 3 çeşit peynir barındıran Girit Ezmesi, Otlu Somonlu Lagos Sarma ve Levrek Marin, hepsi birbirinden lezzetli başlangıçlardan sadece birkaçı...


Servis ettikleri pancar turşusu bile organikmiş ve Kandıra, Yalova ve İznik'den temin ediyorlarmış. Ayrıca taş fırın imkanı sayesinde, mısır ekmeğinden, kepeklisine, çavdarlısından, beyaz unlusuna kadar tüm ekmek çeşitlerini de yine kendileri yapıyorlarmış. Arzu edenlere mısır unu ekmeğini, incecik, aynı bir krep gibi tavada hazırlayıp, sıcak sıcak ikram edebiliyorlar.

Enginar kalbi gibi görünen, ama aslında fırında ön pişirme yapılan levreğin, kurutulmuş domates ve sebzelere sarılarak, üzerinde sosuyla soğuk servis edildiği Levrek Sarma da favorilerim arasında yerini aldı.
Sıra ara sıcaklara geldiğinde, fındık, ceviz, kuş üzümü, havuç ve diğer sebzelerle, tereyağı ve zeytinyağı içinde, taş fırında hazırlanan Dil Sarma'ya tek kelimeyle bayıldım.


Kimyonla çeşnilendirilmiş domates ve beşamel sos içinde ahtapotundan karidesine, kalamarından balığına, en leziz deniz mahsüllerini içinde barındıran Calipso'nun spesiyallerinden, Krepli Deniz Mahsülleri Güveç, tadıyla olduğu kadar, görüntüsüyle de sıradışı bir lezzet. Calipso'daki dikkatimi çeken unsurlardan biri de pişirme teknikleri geleneksel olsa da, sunuşlarının fine-dining tarzında olması...


Balık Külbastı ise Izgara Dülger ya da Levrek balığının, kibrit patates yatağında kapari çiçeği, çeşitli otlar, krema ve köri sosla güveç içinde fırında pirişilmesiyle hazırlanan çok başarılı bir başka ara sıcak.


Marine edilmiş karidesleri baklava yufkasıyla sarıp kızarttıkları ve klasik mantı gibi yine sarımsaklı yoğurt sosla servis edilen Karides Mantı çok hafif ve farklı tadıyla en beğenilenler listesinde yer alıyormuş.


Sıra Balık Köftesine gelince, genelde artık balıkların kullanıldığı, tatsız tuzsuz şeylerle karşılaşmaktan bıktığım için, açıkçası deneyip denememek arasında biraz kararsızdım. Ama Calipso Fish'de, asla artık balıklardan değil, Lagos balığının en iyi yerlerinden ve ızgarada yapıldığını öğrenince, tadına bir bakmak istedim. İyi ki de istemişim, çünkü böyle bir lezzet gerçekten yok! Benden tam not alan bu Balık Köfteyi kesinlikle Calipso'da denemelisiniz.


Balığı satır kıyma gibi, soğan ve baharatlarla harmanlayıp, isteğe göre acılı-acısız hazırlanan Balık Kebap da yapıyorlarmış. Köftesi böyleyse, Balık Kebabı da eminim ki çok başarılıdır.
Tuzda balık ise tuzla kaplanan levreği, hafif ateşte kendi yağında taş fırında pişirdikten sonra, üzerinde aleviyle masaya getirip, çekiçle kırarak yapılan show'u sayesinde, görsel bir şölen eşliğinde servis ediliyor.
Kalkan Tandır kadar sevilen bir başka ana yemekleri de Kalkan Tava... Mart-Nisan ayları, tam da Kalkan sezonu olduğu için, bu tadı gelip, mevsiminde denemenizi tavsiye ediyorlar.


Calipso Restaurant, Fıstıklı ve Muhallebili Katmer, Çikolatalı Sufle, İncir, Kabak, Ayva gibi klasik tatlıların yanında, alışılmışın dışındaki tatlılarıyla da beğeni topluyormuş.


Yeniliklere açık mutfağın etkilerini, örnekleriyle gördüğüm hafif tatlılar arasında, üzeri haşhaşlı ve frambuaz soslu Panna Cotta'yı, Balkabaklı İrmik Tatlısı'nı ve kurutulmuş meyveleri kuruyemişlerle harmanlayarak, muhallebi ile zenginleştirdikleri yine kendi spesiyallerinden olan Nirvana Tatlısı'nı sayabilirim.


Normalde damla sakızı ile pek aram olmamasına rağmen, yanında meyve salatası ve sade dondurma ile servis edilen damla sakızlı Beyaz Çikolatalı Sufle'yi ise çok beğendim.




Yakın zamanda hayata geçirilmesi planlanan Maltepe Sahil Parkı ve Tuzla Yat Limanı ile Caddebostan-Tuzla arası sahil yolu iyice hareket kazandığı için, bölgeye yeni bir soluk getiren, güler yüzlü servisi, kaliteyi ve lezzeti bir arada sunan, işinin ehli kişiler tarafından böyle iddialı bir mekanın bu lokasyonda açılması, yerinde bir yatırım olmuş. O zaman Calipso'ya hayırlı olsun diyelim:)

Bunlarda ilginizi çekebilir: