Hemingway, Charlie Chaplin, Orson Welles'de "Cipriani" müdavimiymiş!

1931 yılına geri dönelim. Bundan tam 83 yıl öncesine. Venedik'te Harry's Bar ile başlayan hikaye günümüzde Giuseppe Cipriani'nin kendi soyadını verdiği "Cipriani" ile devam etmekte.. Kendi buluşları olan yemekleri ile efsane olan dünyanın en önemli metropollerinde açılan ve çok önemli isimleri, kralları, kraliçeleri, ünlü yazarları, oyuncuları, yıldızları ağırlayan, bu sektörde "imza" bir restoran...

MS. GURME

Cipriani İstanbul Levent'te The Edition Hotel'in giriş katında müdavimlerini çok şık İtalyan konseptiyle ve inanılmaz İtalyan lezzetleriyle ağırlıyor. Servis elemanlarının bilgisi, nazik ilgisi, sunulan yemeklerin malzemelerinin kalitesi inanılmaz iyi! Beni ağırlayan İtalyan Müdür Michele Leone, Türk Müdür Bahtiyar Kılıç ve İtalyan Şef Domenico Tonin çok başarılı bir ekip kurmuş. Her şey dört dörtlük bir özen ve kalite ile sunuluyor..





Ferah bir mekan olmanın yanı sıra özel davetleriniz, iş yemekleriniz, kutlamalarınız için de çok klas bir tercih. Giriş kısmında bulunan barda aperatif aldıktan sonra, güzel lezzetlerle vaktinizin tadını çıkarmaya başlayabilirsiniz.



Cipriani'nin imza yemeklerinden olan "Carpaccio" sadece Cipriani'de bu şekilde servis ediliyor.. Buraya gelip de denememek olmaz değil mi?


Başlangıçlardan "Enginar ve Avokado Salatası"(60TL) etrafında parmesan yaprakları ile servis ediliyor. Başlangıç olarak bu mevsimde bu kadar taze ve lezzetli enginar yemek isteyenler için kesinlikle tavsiye ederim. Fiyatlar konusunda ekonomide olduğu gibi fiyat fayda ilişkisine bakmak gerekiyor. Bu fiyata kış vakti isteseniz bulamayacağınız taptaze ürünlerin de bir bedeli olması gerekiyor. Önemli olan ödediğiniz paraya değmesi, işte mönüdeki tüm lezzetler buna değiyor..


"Deniz Mahsüllü Ravioli" (65TL) bizim dilimize türk mantısı olarak çevrilse ve bu çeviri benim hiç hoşuma gitmese de, ravioli gerçekten çok özen isteyen bir çeşit İtalyan lezzeti. İncecik elde açılan hamurun özel bir deniz mahsülleri karışımı püresi ile doldurulup tam kıvamında pişirilmesi ile işte bu müthiş lezzet ortaya çıkıyor. Üzerindeki sos deniz kabuklarından, brandy ve domates suyundan özel bir şekilde ve saatler süren bir işlemden sonra yapılıyor. Dediğim gibi yediğiniz her bir lezzet başka hiç bir yerde bulamayacağınız bir kalitede yapılmakta.. Bayıldım, kesinlikle tavsiye ederim..



Ana yemeklerde tercihinizi, "Beyaz Trüf Mantarlı İnce Bonfile Dilimleri"nden (150TL) yana kullanmak isterseniz, hiç düşünmeyin derim. Trüf mantarı zaten çok çok özel bir mantar. Adeta mutfak dünyasının pırlantası. Nadir olarak bulunuyor. Pişirme aşamasında lezzetini ve aromasını kaybettiği için çiğ halde rendelenerek servis ediliyor. Bununla ilgili videomu instagram hesabımda izleyebilirsiniz. (@GecceMsGurme) Gerçekten etin üzerinde olan gene çok özel bir eritme peyniri ve rendelenerek servis edilen nadir bulunan beyaz Trüf mantarı çok farklı bir aroma ve tat katmakta.. İşte böyle bir lezzete ödediğiniz ücrete bakınca sonuna kadar hakettiğini bir kez daha anlıyorsunuz...


Tatlı yelpazesinde İtalyan klasikleri var ancak ben Cipriani klasiği denemek istiyorum. "A La Minute" (35TL) Vanilyalı dondurma ballı fıstık ve ılık siyah çoklata sosu ile servis ediliyor. 10 dakika içinde taze olarak hazırlanan çok hafif bir o kadar da lezzetli bir tatlı tercihi. Aklınızda olsun..


Cipriani gibi bir restorana New York ve Londra gibi büyük metropollerden sonra İstanbul'da da gitme lüksüne sahip olmak gerçekten büyük bir ayrıcaklık.. Rezervasyon yaptırmanızı tavsiye ederim, özellikle hafta sonları çok popüler bir lezzet noktası...

Bunlarda ilginizi çekebilir: