'50m2' iyi mi, kötü mü?

Netflix'in yeni Türk yapımı dizisi "50m2" görücüye çıktı. Engin Öztürk ile Aybüke Pusat'ın başrollerinde yer aldığı dizi sosyal medyayı ikiye böldü. Bir kesim "50m2"yi ölümüne savunurken diğer kesim de diziyi yerden yere vurdu.

Özel Haber


Diziyi eleştirilenden biri olan Cüneyt Özdemir, "Netfiiks'i tebrik ederim, 50 metrekare adında bu kadar berbat bir hikayeyi kabul etmek, uydurukça neredeyse 'karikatür' seviyesinde çekmek ve gururla yayınlamak!” diye yazdı.

Murat Tolga Şen ise “Yeni Netflix dizisi 50 metrekareyi ikinci bölümde terk ettim. Keyif vermedi. Netflix Türkiye, ‘Bir Başkadır’ ile girdiği doğru yoldan çıktı yine.” dedi.

Ben Murat Tolga Şen gibi ikinci bölümde terk etmedim, sonuna kadar sabrettim. Açıkçası dizinin amansız savunucularından biri olmak isterdim ama olmadı. Burak Aksak'ın işlerini hep beğendiğim için, "belki bir şey olur" umuduyla sonuna kadar izlesem de beklediğimi bulamadım. Açıkçası biri bana bilmeden bu diziyi Burak Aksak'ın işi diye izlettirse kesinlikle inanmazdım.

Burak Aksak'ın komedi dalında müthiş bir senarist olduğunu düşünüyorum. 'Leyla ile Mecnun'dan başlayarak bugüne kadar yaptığı tüm işleri takip ettim. 'Bana Masal Anlatma' ve 'Kara Bela' çok çok başarılı komedi filmleriydi. Yine 'Sen Kiminle Dans Ediyorsun?' ve 'Dede Korkut Hikayeleri' de ortalamanın üzerinde işlerdi.

Burak Aksak'ın Netflix'e yeni bir iş yaptığını öğrenince iyi bir komedi dizisi izleyeceğimizi düşünmüştüm. Ama içinde küçük komedi öğeleri barındırsa da bir dram yapımıyla karşılaştık. Dizinin en güzel yerleri de bence Cengiz Bozkurt'un komedi sahneleriydi yine.

Neyse, "50m2" birçok Türk dizi klişelerini içinde barından bir iş olmuş. Dizi de bir tek ağa eksik. Hani "İçerde" dizisinde Celal Baba, hapse attırdığı adamın çocuğunu kaçırıp geçmişini ondan saklayarak kendi evladı gibi yetiştiriyordu ve çocuğun Umut olan ismini de Mert olarak değiştiriyordu ya. Burada da benzer bir olay var.

50m2'de kötü adam babayı hapse attırmıyor ama öldürüyor ve aynı şekilde çocuğa geçmişi unutturup, evladı gibi yetiştiriyor. Fakat buradaki kötü adam, Celal Baba gibi insaflı değil. Yanına aldığı çocuğa yeni bir isim vermiyor, yeni kimlik çıkartmıyor. Büyüyüp koca adam olan başrol, adını soranlara "Ben İstanbul'un karanlık yüzüyüm" diyerek ortalarda dolaşıyor. Daha sonra da mahalleliyi kandırarak evlerini elinden almaya çalışan, aldığı evleri yıktırıp yerine hiç bir şey yapmayarak boşa masraf etmeye uğraşan çakma babasına karşı amansız bir mücadeleye koyuluyor.

Açıkçası "50m2" benim beklentilerimin çok çok altında çıktı. Büyük umutlarla başladığım bir Burak Aksak dizisi ilk kez benden olumsuz bir not aldı. Açıkçası geçmişlerini referans aldığımızda iyi bir senaristi, iyi bir yönetmeni ve iyi oyuncuları olan bir dizi neden bu kadar kötü oldu anlamak mümkün değil.

Bunlarda ilginizi çekebilir: