Ceyhun Fersoy'un yeni projesi ne?

Seksenler dizisinin Almancı Şahin’i, Figüran filminin Mutlu’su, tiyatro sahnelerinin güldüren oyuncusu ve en önemlisi evimizin yaramaz çocuğu Ceyhun Fersoy’la Bağdat Caddesi’nde Limonata’da buluştuk.

Özel Haber

İnanın kendisi ekranda göründüğünden çok da farklı değil, içi dışı bir, samimi ve cana yakın biri. Zaten öyle olmasa bu kadar sevilmezdi diye düşünüyorum, öyle olmasa Limonata’da masaya oturur oturmaz orta yaşın biraz üzerinde birkaç bayan sadece “oğlum seni çok seviyoruz, seni evimizden biri gibi görüyoruz” demek için masalarından kalkıp yanımıza gelmezdi diye düşünüyorum.


Şans o ki buluştuğumuz gün Ceyhun Fersoy’un doğumgünüymüş. Tabii ben acemi muhabir bunun farkında bile değilim ve hiçbir hazırlığım yok. Ama öğrendiğim andan itibaren durumu nasıl kotarırımın peşimdeyim. Garsona kaş göz yaparak durumu anlatmaya çalışıyorum, olmuyor. Fırsatını bulup masadan biraz uzaklaşmanın yollarını arıyorum, onu da beceremiyorum. Ah biraz uzaklaşabilsem pastayı kapıp hemen geleceğim ama ne mümkün Ceyhun konuştukça konuşuyor. O konuşurken de kalkıp gidemiyorum, elim kolum bağlı duruyorum.


Tam o anda “iyi ki doğdun sesleri” duyuyorum. O yöne dönünce elinde pastayla gelen garsonu görüyorum. Tam “garson beni anlamış” diye sevinirken pasta geliyor yan masaya konuyor. Meğer yan masamızda oturan hanımefendilerden birinin de doğum günüymüş.


Bu sefer Ceyhun laf atıyor yan masaya bugün “benim de doğum günüm” diyerek sanki bana laf sokarcasına. Yan masada hemen organizasyonu büyütüyor ve Ceyhun’u da oraya transfer ediyor ve Limonata’da çifte doğum günü kutlaması böyle gerçekleşiyor. Bana da sadece o anı fotoğraflamak kalıyor…
***

Figüran filminde Mutlu karakterini canlandırıyorsunuz. Dilerseniz röportaja da buradan başlayalım. Bize filmi ve Mutlu’yu anlatabilir misiniz?

Mutlu karakteri benim de o evrelerden geçtiğim bir tip. Bir dizide figüranlık yapıyor ve elinde çok sağlam bir senaryosu var. Hayatta ki tek amacı da bu senaryoyu hayata geçirebilmek. Bir aşk filmi çekmek istiyor, kesinlikle komedi değil.
Tabii ki de doğal olarak bazı evrelerden geçiyor Mutlu. Kapı kapı yapımcıları dolaşıp bu filmi anlatıyor. Ama insanlar ona diyor ki; “Bu film güzel bir komedi filmi olur ama aşk filmi asla olamaz. Çünkü insanlar şu anda belden aşağı komediyi seviyorlar, o yüzden bu senaryoyu da aşk filmi olarak çekemeyiz. O da “Hayır o zaman ben bu filmi satmam” diyor.
Çok saf, çok temiz, çok efendi bir çocuk aslında. Bu kez yapımcılar da Mutlu tanımamış biri olduğu için “O zaman getir sağlam bir başrol, filmin garanti ya da bunu bir dizi yapalım 13 bölüm garanti” diyorlar.

Ve Mutlu’nun oynadığı dizide ışık asistanlığı yapan Cem karakteri var, Ferdi Kurtuldu oynuyor bu karakteri. Cem, Mutlu’nun hem yol arkadaşı hem ev arkadaşı. Bir de Şahmettin diye bir abisi var o da akıl hocası. Şahmettin İşbilir, Yeşilçam’da çok filmler yapmış ama sektör filmlerinden ziyade biraz +18 filmler yapmış bir yapımcı. Ondan akıl alıyor Mutlu. O da diyor ki; “Olum Pelin Şafak (Serenay Aktaş’ın oynadığı karakter)senin dizinde başrol onu kafala bu iş garanti”

Ama tabii sonra bir şekilde platonik aşk besliyor Mutlu, Pelin Şafak’a ve güzel maceralar bekliyor onları. Çok güzel bir film. Hem sektörü anlatıyoruz hem dizilerin nasıl ilerlediğini, nasıl çekildiğini anlatıyoruz hem de Mutlu’nun hikayesini anlatıyoruz.

Biraz önce yapımcıların Mutlu’ya “belden aşağı komedi istiyor insanlar” dediğini söylediğiniz. Peki sizin filminiz nasıl? Figüran’da belden aşağı komedi mi yoksa ailece gidebileceğimiz bir film mi?

Bizim filmimiz belden aşağıda değil. Zaten bizim filmimiz de +18 almadı, biz +7 aldık. Yani insanların aileleriyle gidebileceği bir film. Gidenlerden gelen tepkileri de Twitter’dan okuyorum. Her şeyin çok dozunda olduğunu ve sektörü güzel anlattığımızı yazıyorlar, güzel tepkiler alıyorum.


Geçen günlerde filmin oyuncuları Umut Oğuz ve Ferdi Kurtuldu bir televizyon programına katıldı ve Hızlı Ve Öfkeli’ye yer açmak için Figüran’ın bazı sinema salonlarında gösteriminin durduğunu söyledi.
Maalesef, evet o bilgi bana da geldi. Pazar günü galiba 19-20 salonda olmadığımızı, bizim yerimize Hızlı Ve Öfkeli koyduklarını ben de duydum. Bu bizi çok etkiledi açıkçası.

Son durum nedir? Bilginiz var mı? Bu hafta sonu güzel bir hava olacakmış çoluk çocuk, cümbür cemaat gidip izleyebilir miyiz filmi?

Şu an da bilgim yok açıkçası ama çoluk çocuk gidip izleseniz ne güzel olur.

Normalde biz 28 Kasım’da vizyonda olacaktık. Teknik nedenlerden dolayı 3 Nisan’a alındı filmimiz. Ben galada izledim filmi. Çok rahatım, içim çok rahat, çok objektif insanlarla dolu çevrem. Eleştirdikleri zaman tam eleştirirler, iyiyse iyi, kötüyse kötü derler. Yönetmen ağabeylerimden, arkadaşlarımdan, çevremdeki insanlardan olumlu anlamda çok güzel eleştiriler aldım. Bence filmde yönetmeninden çaycısına, yapımcısından makyözüne kadar herkes layıkıyla yapmış bu işi. Ama maalesef böyle oldu, Hızlı Ve Öfkeli’nin gazabına uğradık. Hızlı Ve Öfkeli’yi 788 bin kişi izledi 3 günde ama bizim gişemiz şu anda çok iyi değil. Hızlı Ve Öfkeli’den dolayı olsa gerek. Belki de biz ekip olarak, hep beraber üstüne biraz daha fazla titremeliydik. Ama ben eminim Leyla İle Mecnun dizisi ya da Çalgı Çengi filminde olduğu gibi internete düştüğü zaman filmimiz ya da insanlar DVD’leri aldığı zaman değerini anlayacaklar ve ben eminim o zaman Figüran’ın ikincisi de çekilecek.


Filmde size Serenay Aktaş eşlik ediyor. Kendisi şu an Survivor’da olduğu için filmin galasına da katılamadı. Survivor’da bu yıl çok kavga dövüş oluyor. Serenay’ın bulunduğu ada da ikiye bölündü ve Serenay şu an birkaç kişiyle takışmış durumda.

Evet ya bana da tweet’ler geliyor. Serenay’ın çeşitli organları beni takip ediyor. Serenay’ın gözü, Serenay’ın kulağı, Serenay’ın dişi, Serenay’ın kalbi, ciğeri gibi… Çok tweet alıyorum onlardan. Bu arada onların gönderdiği bütün tweet’leri de okuyorum ama hepsine cevap veremiyorum maalesef.

“Serenay’ı takip et Survivor’da, çok kavgalar oluyor bu sene” gibi üst üste tweetler alınca baktım. Turabi ile Hasan’ın kavgasına denk geldim. Hasan çok iyi bir çocuk, muhteşem biri. Sultan Of The Dance’de izlemiştim, sonra da tanışmıştım. Gerçekten çok iyi biri, insanları çok seviyor, hümanist biri. Onun kavgasını izleyince şok oldum açıkçası.

Ama bence Serenay çok başarılı Survivor’da, oyunlarda da hırslı. Filmde de öyleydi açıkçası. İlk başrolü Figüran’dı. Benim ilk başlarda kafamda soru işaretleri vardı. Yapımcıyla görüşmemizde “Acaba mı” dedim, “Survivor kızı olarak biliyor bizi etkilemesin” dedim. Sonra çok yanıldığımı gördüm. Çok şık, çok temiz, çok güzel bir oyunculuk çıkardı. İnşallah Allah gönlüne göre verir, bundan sonra da yolu hep açık olur.

Sizin sette durumlar nasıldı? Çekimler nasıl geçti? Film gibi eğlenceli miydi?

Çok eğlenceliydi. 18 günde çektik biz bu filmi. Çok kısa gibi görünüyor ama çok uzun aslında. Sabahlara kadar çekim yaptık. Tolga Çetin yönetmenimiz, muhteşem bir insan. Öyle bir insan tanıdığım için çok mutluyum. Benim kahrımı çok çekti. Hakkımı sonuna kadar herkese helal ediyorum. 18 gün bize göre uzun bir gündü ama çok güzeldi. Bittiği zaman önce “nasıl bitebilir” dedik ama sonra “ikinci filmde görüşmek üzere” dedik, herkesle helalleştik ve ben inanıyorum ki bu filmin ikincisi de çekilecek.


Siz de Survivor’dan 2 kez teklif almışsınız. Neden kabul etmediniz?

Dolaylı yoldan aldım, direk telefonla almadım. Çok yoğundum o zamanlar. Kutsal Damacana Dracula’yı çekiyorduk ve Ersin Korkut’la bana böyle bir teklif de bulunmuşlardı. Ertesi sene de dolaylı yoldan yine teklif aldım. Yine yoğun bir dönemime geldi. Hem Çocuklar Duymasın’da rol alıyordum, dizi vardı hem de tiyatro da yer alıyordum, gidemedim. Benim de savaşçı bir kimliğim var aslında, yarışmak isterdim. Ama ben büyük ihtimalle birinci haftadan diskalifiye olabilirdim. Bana kum atsa biri, hareketler yapsa dayak yiyeceğimi bilsem bile duramam herhalde. Bir Emre Belözoğululuk var bende (gülüyor.)

Seksenler setinde rol arkadaşınız Begüm Öner’e evlenme teklif ettiniz. Sonra ne oldu? Kız istemeye gittiniz mi, nişan-düğün ne zaman olacak belli mi?

Her şey çok güzel gidiyor. Begüm de çok başarılı şu anda. Biz çok sağlam adımlarla gidiyoruz, temelimiz çok sağlam. İş konusunda da kesinlikle birbirimize karışmayız ama danışırız. Ne o bana yapma etme der ne de ben ona derim. O da çok güzel bir film çekti “Kocan Kadar Konuş. ” İkinci filmi de çekecekler. Begüm de çok güzel oynadı orada. Çeşitli reklam teklifleri de alıyor eminim en iyisini seçecektir o. Yani hiç bir şekilde ona müdahale etmiyorum. Ama sorduğu zaman tabii ki fikrimi söylerim. Biz ilişkiden ziyade çok iyi arkadaşız, çok iyi dinliyoruz birbirimizi. Çok iyi gidiyoruz, inşallah çok güzel şeyler de olacak..

Evlilik yakın diyorusunuz..

İnşallah…

Begüm Öner’in de rol aldığı Kocan Kadar Konuş filmi de şu an vizyonda. Ayrıca bugün gala daveti geldi ‘Öğrenci İşleri” filmi de vizyona giriyormuş.

Evet ben olmayacağım maalesef galada.Tiyatro turnesinde olacağım o tarihlerde. Çok güzel iş oldu o da. Kadrosu çok güzel. Davetiye geldi ama galaya katılamayacağım ama sinema bileti alıp mutlaka gideceğim.

Begüm’ün hepsi üst üste geldi. Çünkü aranan bir yüz bence. Ben de yapımcı olsam Begüm’le çalışmak isterim. Şu an da sarışın, mavi gözlü ve bu kadar yetenekli başka biri var mı bilmiyorum.

Aslında ben konuyu şuraya getirmeye çalışıyorum. Filmleriniz karşı karşıya geldi. İkinizin de rol aldığı filmler şu anda vizyonda. Kendi aranızda bu anlamda bir rekabet var mı?

Yok ya hiç yok. Aslında tam tersi bir durum var. Gişeler açıklandığında bizim gişemiz biraz düşüktü ama Begüm’ün rol aldığı Kocan Kadar Konuş 1 milyonu geçmişti. O kadar anlayışlı bir insan ki Begüm, o gün bütün gün saatte bir beni aradı. “Nasılsın, iyi misin” diye sordu. Aslında ben çok iyiyim, izledim filmi, içim rahat, ah keşke öyle olmasaydı diyebileceğim bir yer de yok, çok güzel bir film oldu, gayet iyiyim yani ama yine de daha fazla yanımda olmak istedi. Hayatımda böyle bir insan olduğu için çok şanslı hissediyorum kendimi.

Yeni bir projeniz de var sanırım Kanal D’de başlayacak?
Evet Kanal D’de başlayacak. Nisan’ın ortası gibi. Cumartesi, Pazar hafta sonu iki gün yayınlanacak. Bizim Lezzetlerimiz isimli bir yemek programı.

Bana ilk geldiğinde ve Kanal D’de olduğunu duyunca çok heyecanlandım. Çok izlenen, çok büyük bir kanal. Ama yemek programı olduğunu öğrenince de bir o kadar şaşırdım. Bir anda aklıma peçeli bilmem ne dolması gibi ilginç yemekler geldi. Nasıl yapacağım diye düşündüm.

Programda yemek yapıyor musunuz ki?

Yapmaya çalışıyorum ama burada amaç evlere misafir olmak. Bizi davet ediyorlar evlerine biz de gidiyoruz sofralarına konuk oluyoruz. 16 farklı il dolaşacağız ilk aşamada. Ramazan başlayınca programımız bitecek. Ramazan’dan sonra inşallah devam edecek.

Sete gidip çekim yapacağımız gün inanın ben uyuyamadım. Nasıl yapabilirim, bilmediğim yerden bir soru gelirse ne yaparım diye.. Dediler ki bana “sen hiç canını sıkma sen yemek yapmayacaksın. O tatlı sunumunla bize renk katacağını düşünüyoruz. Sen misafirliğe gidiyorsun. Normalde misafirliğe gittiğin zaman ne yapıyorsan aynısını yap” dediler ben de ben oldum ve gerçekten de çok güzel bir program olduğunu düşünüyorum. Evlerine gittiğimiz insanlar kapılarını ardına kadar açıyor. Onlarla her şeyi konuşuyoruz. Hikayelerini dinliyoruz ve yemek yapıyoruz.


Seksenler nasıl gidiyor? Önümüzdeki sezon da devam edecek mi?

Önümüzdeki sezonda devam edecek galiba. İki hafta önce protokol imzalanmadı ama sözlü olarak onaylandığını söylemişlerdi. Herhalde bu hafta içi imzalar atılacaktır. Reytinglerde çok iyi geldi.

Evet 3 yada 4 oluyorsunuz hep…

İlk iki sezon hep birinci oluyorduk. Ben onu dizi olarak görmüyorum. Bir tiyatro gibi. Ustaların olduğu bir yerdeyim. Oradan da bir şeyler öğreniyorum. Seninle konuşmamızdan da şu anda bir şeyler öğreniyorum. Filmden de bir şeyler öğrendim. Her zaman bir şeyler öğrenmeye çalışıyorum.

Pijamalı adamlar isimli bir oyunla tiyatroda da yer alıyorsunuz ve sanırım bütün Türkiye’yi geziyorsunuz. Oyun nasıl gidiyor?

Sadece Türkiye’yi değil Avrupa’yı da geziyoruz. İstanbul Meydan Sahnesi’nin 4 tane oyunu vardı bu yıl ve onlardan birisi de biziz. Şu anda Avrupa’da en çok oyun oynayan tiyatrodur İstanbul Meydan Sahnesi. Oyunlarımızı da dolu dolu oynuyoruz ama neden İstanbul Meydan Sahnesi’ne bir ödül gelmiyor anlam veremiyorum. İnanın kendim için söylemiyorum bunu mesai harcadığım arkadaşlarım için, tiyatro patronu için. Neden Avrupa’da en çok oyun oynayan tiyatroya bir ödül verilmiyor? Gönül ister ki 19 yıldır perdelerini kapatmayan bu tiyatroya da bir ödül verilsin.


Bu sektörde kiminle konuşsam çalışma saatlerinden ve set şartlarından şikayetçi. “Kendimize hiç vakit ayıramıyoruz” diyorlar. Sizin diziniz var, filminiz vizyonda, bir de Avrupa’yı dolaştığınız bir tiyatro oyunu var. Şimdi bir de televizyon programı başlıyor. Hepsine nasıl yetişiyorsunuz? Kendinize hiç vakit ayırmıyor musunuz?

Tabii ki de ayırıyorum. Aslında şöyle bir şey var oyuncu arkadaşlarımızla hep konuştuğumuz zaman “haftanın 6 günü çekimdeyiz” diye şikayet ediyorlar. Seksenler benim en rahat çalıştığım iş çünkü hafta 2 gün çekim yapıyoruz.

2 gün mü? 2 günde yetiştirebiliyor musunuz? Desenize Kenan İmirzalıoğlu'nun hayali gerçek olmuş...

Ya şimdi daha çok şaşıracağınız bir şey söyleyeceğim. Oyuncu arkadaşlar da okuduklarında sitem edebilirler bana. Bizim 3 günde 3 bölüm çektiğimiz zamanlar oldu (gülüyor.) Çünkü artık oturmuş bir set, ezberde takılmıyoruz, işimiz sıcak, çok güzel gidiyor, akıyor yani.. Kayda girmeden önce 2 sefer senaryoyu okuyoruz ve kayda giriyoruz. En büyük artım Seksenler dizisini 2 günde çekmemiz. Belki “Pijamalı Adamlar”la bu kadar turne yapmamızın sebebi de Seksenler’in 2 gün olması. Seksenler sayesinde film oldu, tiyatro oldu, program oldu.

Kesinleşmiş olan tiyatro tarihleri ve mekanları var mı? Onu da buradan duyurmuş olalım.
14 Nisan’da Konya’dayız. 16-17 Mayıs’ta da Almanya turnemiz var. Aralarda da yine bir şeyler olacak ama onların henüz tarihleri belli değil.
YASAL UYARI: İçeriğin kopyalanması yasaktır. İçerik, sadece gecce’ye link verilerek kullanılabilir.Bunun dışında kopyalayanlar hakkında kanuni işlem yapılacaktır.

Bunlarda ilginizi çekebilir: