Sedef Çalarkan
Tüm yazıları SEDEF'İN PEMBE KAFASI Sedef Çalarkan sedefinpembekafasi@gmail.com 14 Temmuz 2017 16:24

İstanbul'da günümü gün ediyorum!

Okullar kapanıp Haziran ayının ortasına geldiğimizde etrafımdaki insanların “Nereye tatile gidelim?” endişesi içinde harıl harıl plan yapması beni her zaman yormuştur. Beynimin bir yanı “Yaz geldi! Hadi tatil” diye sürekli o kodlamayı yaşadığı için bana söylenirken, diğer tarafı “ Boş ver ne işin var o kalabalığın içinde” der… Bu sene ikinci beynimi dinledim ve yazın İstanbul’da kalmaya karar verdim ve inanılmaz güzel zaman geçiyorum. Günümü gün ediyorum. O kadar çok yapacak program var ki! Gün yetmiyor. Hepsine yetişemiyorum… Gelelim yetişebildiklerime:

Tarkan Konseri


Kendisi ile tanışmamız uzun yıllar öncesine dayanır. Ben Arzu Kaprol’le çalışırken ilk tasarımcılığa başladığım yıllarda konser kıyafetlerini hazırlamıştık. Banu Ergenekon styling’ini yapıyordu o dönemde. Kendisine öyle bir talep vardı ki provaları gecce yarısı yapmak zorunda kalıyorduk. Nişantaşı Kırıntı’nın yanındaki ofisimize kalabalıktan girip, çıkamıyordu. Hepimizin Tarkan’ı olması dışında mütevaziliğine, disiplinine, provalara 1 dakika bile geç kalmamasına, tatlı diline, sabrına, kibarlığına gerçekten hayran kalmıştık.


Başkaydı… Durup dururken bu noktaya gelmemişti. O günlerde ekibiyle kurduğumuz dostluklar bu günlere geldi. Sevgili Sevtap (menajeri) sayesinde kendisini defalarca Harbiye Açık Hava Konser Sahnesi’nde izledim. Gelelim son konsere…


Feride Edige (Pro İletişim) her zaman olduğu gibi iletişim danışmanlığı ve yönlendirmesi çok iyiydi. Bir davetli olarak bana kendimi prenses gibi hissettirdiler. Bu kadar emek harcanan her şey benim için zaten iyidir. Tarkan’ın sahnesine bir eleştiri de bulunmak benim haddim değil…


Tasarımcı dostum Hatice Gökçe’nin hazırladığı o muhteşem kostümlerin içinde gözüm Tarkan’ı bir 5-6 kilo eksik görmek isterdim, o kadar… Buna da mesleğimizden dolayı gözümüzün detaylara fazla takılması diyelim, geçelim.


Sahnede dikkatimi çeken birisi daha vardı; Tarkan’ın yıllardır vokalistliğini yapan değerli müzisyen Altay Oktar… Tarkan’ın sahnede saçtığı ışığın içinde başka birisinin parlamasının ne kadar zor olduğunu düşünürsek Altay’ın ne kadar iyi durduğunu tahmin edebilirsiniz. Instagram’a konser anında Altay’ı da yükledim. 10 dakika içinde 15 tane mesaj geldi “Kim bu yakışıklı?” diye… “Evli, mutlu ve çocuklu” diye cevap verdim. Evli adamlara bulaşmayın! Üzülürsünüz…


24.IKSV İstanbul Caz Festivali

Pazartesi akşamı “Kuzu Kuzu” dan, Swissotel’in bahçesinde gerçekleştirilen başka bir etkinliğe doğru yol aldım. Anne sözü dinlememenin sıkıntısını çekmedim değil. Annem evden çıkarken sordu “Kızım nereye gidiyorsun?” Kendisine “Caz Festivali’ne” diye cevap verdim. “Kızım sen ne anlarsın Caz’dan? Ne işin var” diye söylendi. Haklı kadın!


Birinci performans Kandace Spings iyiydi ama ikinci performans Christian McBride’s da ayağa kalkıp çığlık atmak istedim. “Dur yapma Sedef!” dedim kendime! Tam o anda eski erkek arkadaşımdan mesaj geldi. O da ayrı bir sıkıcı…


Uzun zaman sonra ilk defa sıkıntıdan düzgün düzgün cevaplar verdim. Bence o da şaşırdı, bu olgun Sedef havalarına Çıkışta Moncher’in bir arkadaşını gördük. Konserden hayranlıkla bahsederken bende ona hayretler içinde bakakaldım… Cahillik mutluluk yaa… İyi ki bazı konularda hala saf ve cahilim. Her şeyden özellikle Cazdan anlamaya hiç gerek yok benim hayatımda. Caz olmadan yaşayabilenlerdenim.

Tek taş

Malum düğün dernek zamanı… Herkes illa ki bir kere evlenecek. Yoksa Ayşe, Fatma Teyzeler evde kalmış diye dedikodu yapar ne olduğunuzu şaşırırsınız… Benim takıldığım konu şu çok meşhur tek taş!


Ben de parmağıma takmadım sanmayın… Yıllar önce taktım o aptal şeyi. Nedir o Allah aşkına? Ne mana? Söylemek istediği şey nedir? “Benim ederim fazla. Ben malım. Beni 4-5 karata” aldı demek mi? E siz çok modernler o zaman köydeki başlık parasına neden kızıyorsunuz? Bence daha dürüst bir yaklaşım! Paranı veriyor seni alıyor veya ağarlığınca altın veriyor… Dur dur aklıma geldi! Zayıflamasam mı? 20 kilo verdim. 20 kilo zarardayım… Aptalsın Sedef…


80’ler

Sonunda benim modam geri geliyor. Yazın yüzünü göstermişti. Kışın hayatımıza iyice giriyor. Her yer vatka kaynayacak. Yaşasın geniş omuzlar. Saçımı taklit etmeyin lütfen… Bu kışın Kim Wilde’ı benim!



Zamansız Öneriler:

Film: Casino

Seyahat: Tenby Galler

Kitap: Vadideki Zambak

Müzik: I Adore You / Melpo Mene

Icon: Michael Caine

Mekan: Osteria Francescana
Modena, İtalya
YASAL UYARI: Yazarın yazısının kopyalanması yasaktır. Yazı, sadece gecce.com’a link verilerek kullanılabilir.Bunun dışında kopyalayanlar hakkında kanuni işlem yapılacaktır.
Bağlantılar: Sedef Çalarken

PAYLAŞ

  • Bunu Facebook'da paylaş!
  • Bunu Tweet'le!
  • Bunu Google Plus'ta paylaş!
  • Bunu Pinterest'te  paylaş!

YORUMLAR

Üye Girişi Yap

İsim

E-posta

Yorumunuz