Sedef Çalarkan
Tüm yazıları SEDEF'İN PEMBE KAFASI Sedef Çalarkan sedefinpembekafasi@gmail.com 16 Şubat 2017 10:00

Lüks zehirlenmesinin köşesinden dönmek!

Hepimize geçmiş olsun! “Sevgililer Günü” zehirlenmesi bitti! İnanın kırmızı tuttu beni! O neydi arkadaş… Yer gök kırmızı! Sosyal medyayı “MGM” film stüdyosuna çevirdiler. Ah kocacığım, canım kocacığım, canım aşkım, ah çiçeğim, böceğim, kelebeğim… Tek üzüntüm bu oyunculukla Oscar’a yürüyemiyorlar, Edirnekapı’da kaldı hepsi. Sen al o tek taşı elinden veya çocuğun okul taksitini geciktir bak kocacığım kalır mı ortada? Önceleri Hollywood bizi mahvetti. Sonra baktılar başa çıkamıyorlar yarattıkları canavarlarla, sonra gelsin “La La Land”. Benim ise “Aşk” ile ilişkim “Tek Taş”a bağlı değil. Çocuğum da yok..

Evden çıkıp beni arabama bindiren, kapımı açan ve eve varıp varmadığımı kontrol eden ilk erkeğe bu aralar aşık olabilirim… Yani o eski “Babam” gibi zarif adamlara…

Bu arada geçen hafta yazıma çok çemkirdiniz :) Kızmayın bu kadar ya… Sakin olun. Fikir bu! Biliyorum heyecanlı bir coğrafyada yaşıyoruz. Biraz da sinirler gergin. Ama şunu itiraf etmem gerekir, yazılarımı okuduğunuza çok sevindim…


Moda/Karga ve Böcek Cafe: Bu hafta benim “Moncher”(Berke)’in peşine takıldım. Tuttu kolumuzdan götürdü beni Moda-Kadıköy’e… Lüks zehirlenmesi geçirdiğimi düşündü sanırım. Panzehir vereyim dedi. Şok geçirdim! Çok özlediğim Londra’dayım! Sokaklar, cafeler herkes 1980’lerde donmuş kalmış. Zaten “Kim Wilde” olacağım diye kafayı bozdum bu aralar. Sanki vatanıma düştüm diye sarıldım Monşer’e. Senelerdir çok istediğim halde gidemediğim “Böcek Cafe” çıktı karşıma. Metehan (Cafe’nin sahibi) bütün dekorasyon detaylarıyla kendi ilgilenmiş. Yani Karim Rashid’e başvurmamış :) . Normal bir insan! Atmosferden büyülendik. Bu arada mekanın içinde iyi bir stüdyo ve alt katında canlı müzik performans alanı var. Yediğim en iyi ev yapımı “Magnolia puding”i de yedikten sonra, Monşer, “Arkadaşlarım sahneye çıkıyor, Karga’ya gidiyoruz kalk!” dedi. Karga ne dedim? Gözlerindeki dehşeti gördüm! Ve kısaca “Kokoş” dedi. Beni özetledi. Alınmadım :) 25 sene Şamdan’da “La Passione” şarkısı ile dans etmiş kadın nereden bilsin “Karga” ne? Neyse düştük yollara… Girdik ‘Karga’ya... “Gözyaşı Çetesi” sahnedeydi.


Ayakkabısız çoraplı bir arkadaş gördüm. Adının “Umut Arabacı” olduğunu öğrendim. Beni benden aldı. Bu kadar mı iyi müzik yapılır? Bugüne kadar dinlediğim şeylerin doğru müzik olmadığına karar verdim. Geccenin sonunda Monşer’e davulcu olmak istiyorum diye tutturdum. Beni çok ciddiye aldığını sanmıyorum. Neden davul? Çünkü kızdığım herkese vuruyorum gibi hissedip, rahatlamak için :) Saçmaladım biraz! Arada saçmalamak iyidir. Tasarımcı istediği gibi saçmalar. Serbest bize yani :)


***

2017 Grammy ödülleri: Kazanan kim? Tabi ki “Adele”… Valla çok sevindim. İkimiz de tombalak olduğumuz için her zaman kendimi kadına yakın hissetmişimdir. Kadın kuşkonmazla beslenmeyip, yemek yediği için beyni çalışıyor. Siz de yemek yiyin, ödülü kapın! Aç gezmekten beyninize oksijen gitmiyor. Bu arada “Givenchy” zeytin yeşili elbisesinin içinde çok güçlü görünüyordu. Ödülü ikiye bölüp Beyonce’ye vermek istemesi beni de ağlattı. Sonra bizimkileri düşündüm. Kim yapar içlerinde? Sibel Can Grammy ödülünü alsa, ödülü böler de Ebru Gündeş’e verir mi mesela? Vermez ya… Kral TV Müzik Ödülü'nü bile verdiklerini görmedim. Kaldı ki Grammy Müzik Ödülünü verecekler. Vallahi ben bir tek sevgilimi bölüp veremem! Çünkü kontrolsüz alt beynini mi, üst beynini mi bölüp verim bilemem? :) Ama onun dışında her şeyi böler arkadaşıma veririm. “Adele” benim kafadan…


***

2017 Bafta Ödülleri: Kate Middleton çok güzeldi. Ama “Alexander McQueen” imzalı elbisesini beğenmedim. Kırmızı halı yerine kırlara çıkıyor gibi hissettim. Bu sefer olmadı.


***


Hakan Akkaya: New York defilesinden önce beni defileye çıkarması için çok ısrar ettim. Karl Lagerfeld, Marc Jacobs defilelerine defalarca “Beth Ditto” yu çıkardı. Hakan’a çok kızgınım :) Çok şekilcisin dedim; kürdan Çağla Şikel'i podyuma çıkardı ben dururken :) Tombik tombik yürürdüm ne güzel :) Podyumda beyaz Osmanlı kadını! Hakan’ın dönüşünü bekliyorum. Röportaja hazırım! Bu muhteşem defile detaylarını haftaya okuyabilirsiniz…


***

Aksesuar: Orijinal “Harry Winston”, “Cartier”, “Sevan Bıçakçı” vs. değilse ben mücevher çok sevmem ve kullanmam. Onlar da yok vallahi benim kasamda… O zaman züğürt tesellisi “Faux bijoux”ya yönelirim ve severim. Aradığım çok şeyi bulabildiğim bir adres verecek olursam “The Sky Nişantaşı” mağazası! Sahibi güzeller güzeli Gökçen'in tatlılığı ve her anıma yetişmesi de benim için ayrı bir tercih sebebi.


***

Zamansız Öneriler

Film: 7 Days In Havana

Seyahat: Toskana Vadisi- İtalya

Kitap: Aldous Huxley-Cesur Yeni Dünya

Müzik: Richard Hawley-The Ocean

Icon: Lauren Hutton

Mekan: Böcek Cafe – Moda
YASAL UYARI: Yazarın yazısının kopyalanması yasaktır. Yazı, sadece gecce.com’a link verilerek kullanılabilir.Bunun dışında kopyalayanlar hakkında kanuni işlem yapılacaktır.

PAYLAŞ

  • Bunu Facebook'da paylaş!
  • Bunu Tweet'le!
  • Bunu Google Plus'ta paylaş!
  • Bunu Pinterest'te  paylaş!

YORUMLAR

Üye Girişi Yap

İsim

E-posta

Yorumunuz