Pazar günlerini sevmenin yolları!

Pazar günlerini çok sevmeye başladım. Okul döneminde hiç sevmezdim Pazar günlerini, çünkü ödev yaparak, ertesi gün okula gitmenin stresini yaşardım maalesef. İşte o Pazartesi sendromu okul döneminden türeme, bize dayatılan ödevlerden kaynaklanıyordu bence. Neyse bu konular uzun.. Şimdi, pazarları neden delicesine sevmeye başladığımı anlatayım;

TREND GURMESİ

Hele bir de hava güzelse gel de sevme pazar keyfini.. Tatilsin, özgürsün, istediğini yapabilirsin. Evet, ertesi gün, iş, okul v.s olsa da bu yepyeni İstanbul’da sendrom yaşamak istesen de yaşayamıyorsun. Bırak sendromu depresyona bile rahatça giremiyorsun!

Pazar denilince akşama kadar yatıp uyumak devri kapandı. Yeni trend: sabaha kadar gezmek!

İstanbul bir turizm şehri, bir cennet, her gün gelişen değişen metropolitan bir kent. Yeme-içme sektörünün de bu gelişimde etkisi yadsınamaz. Artık Cumartesi sosyalleşmelerinden çok Pazar sosyalleşmeleri var. Cumartesi evde kitap okuyup, film izlemeyi tercih ederken; Pazar günü bir kıpır kıpırlık bir enerji yerimde duramıyorum. Tabi ertesi gün o enerjinizin vücudunuzdan çekildiğini hissediyorsunuz, bunu sadece siz değil patronunuz da hissediyor :)

Pazar bitmesin


Sabah erkenden kalkıyorsunuz sahilde uzun bir yürüyüş yapıp kafanızı dağıtıyorsunuz. Ardından ailenizle veya arkadaşlarınızla balı kaymağı, katmeri olan tam teşkilatlı bir kahvaltı yapıyorsunuz. Öğleden sonra Emek Mantı’ya gidip zeytinyağlı tabağı yanında yarım porsiyon mantınızı yiyip üzerine okkalı bir kahve içiyorsunuz. Gülben Ergen her pazar çocuklarıyla orada.


Giyinip süslenip, kendinizi İstinye Park Masa’ya atıyorsunuz. Herkes orada siz de orada olmalısınız. Popçular, topçular hepsi bir arayış içinde halka karışmışlar.. Birkaç arkadaş görüp kaynattıktan sonra akşam yemeği vakti..


Rakı balık ikilemesi Pazar günü için biçilmiş kaftan.
Öyleyse diğer sosyalleşme mekanı Arnavutköy Balıkçısı’na gidip dostlarınızla yiyip içiyorsunuz ne dert kalıyor ne tasa.. Şeyda Coşkun da formunu balıkla tutuyor olacak ki kendisi de Arnavutköy Balıkçısı'ndan çıkmıyor.


Ha birazcık kaldığından şüphe edenler varsa onlar da Albüm Club’taki arabesk geccesine ya da Catz’de Serhan Sokulgan’lı akustik geccesine gidebilirler. Her iki mekan da tıklım tıklım. Herkes mi efkarlı, herkes mi dertli?



Bırakın derdi tasayı, dediklerimi yapın pazarı sevin, pazartesi sendromundan kurtulun!

Anonim bir tekerlemeyle yazımı sonlandırıyorum, sevgiler..

Pazar gelir rap rap,

Biz yapalım şap şap.

On parmağı gümüşten,

Herkes koşar peşinden.

Har zaman yazı yazar,

İğne ile kuyu kazar.

UÇAN PAZAR

Alaca bulaca Pazar,

Kuş gibi uçar da uçar.

Pır ağaca , pır yamaca,

Sığmaz ele avuca.

Kapıları pıt acar,

Kapamadan kaçar

Bunlarda ilginizi çekebilir: